Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 28 Nisan 2019, Pazar

Üretmeliyiz

Paylaş  
21
21
19

Karl Marx, 1846'da "Alman İdeolojisi" adlı eserini yazdı...

Marx'a göre, "çalışma hayatı yaratıcılıktan uzak olmamalı"...

Nasıl mı?

Yine Marx'a göre, "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera eleştirmenine dönüşebiliriz"...

 

-*-*-

 

Gelelim Kuzey Kıbrıs'a...

Neler oldu, ya da neler olması planlandı Kuzey Kıbrıs'ta?

 

-*-*-

 

Bir Pazar günü kafanızı siyasetle ağrıtmak, bulandırmak, karıştırmak istemem ama çok sevdiğim bir ağabeyim; geçtiğimiz günlerde yaşam hikayesi Tolgay Tarıman usta tarafından belgeselleştirilen Ahmet Sami Topcan’ı anlattı...

 

-*-*-

 

Topcan, "dürüst bir civil servant"tı...

İngiliz’den, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bu topluma miras kalan bir "toplum hizmetçisi"ydi.

Ağabeyimin anlattığına göre, 1974 sonrası Kıbrıs’ın Kuzey kesimini dizayn eden yerli veya Türkiyeli "mühendisler!!!" "erken emekliliği" önerdikleri zaman, ilk karşı çıkanlardan biri Topcan'mış...

 

-*-*-

 

Belgeseli izlemedim...

Ama bu günlerde izleyeceğim...

Topcan'la ilgili konuşanlar bu konuya değindi mi değinmedi mi bilemiyorum ama "hepinizi erken emekli edelim" dendiğinde Topcan'ı neden karşı çıktığı iyi biliniyor...

Peki neden?

Efendim, bir çok geçmiş örneği var bu erken emekliliğin ve Topcan, "bunu önerenlere", o örnekleri hatırlatmış...

Demiş ki, "... Erken emeklilik bir sömürgeci tavrıdır, yerel toplumu üretimden koparmayı ve daha kolay yönetmeyi hedef alır, bize yakışmaz"...

 

-*-*-

 

Tabii sadece bu değil dürüstlük örneği, civil servant Topcan'ın direnmeye çalıştığı konu...

Bir gün, olayı bana aktaran ağabeyim, "... Ne yapıyorsunuz?" diye sormuş Topcan'a...

Yolların eğimlerinin hatalı olduğu hesaplamalarıyla uğraştığını anlatmış...

 

-*-*-

 

Yolların eğimi?

Daha önce de yazdım bunu...

Türkiye’de planlanmış bir çok yolumuzun eğimi, bize yani trafik akışımıza ters...

 

-*-*-

 

Ve Ahmet Sami Topcan...

FIFA’dan neden, nasıl atıldığımızı ya da çıkarıldığımızı veya tam üyelik yolundan geri döndürülüşümüzü de yaşamış biri...

Nasıl mı oldu bu?

Tıpkı erken emeklilik gibi!

Sizin çalışmanıza gerek yok, emekli olun...

Sizin top oynamanıza da gerek yok, biz sizin için de oynarız!

Zaten herkes ya Galatasaraycı, ya Fenerbahçeci, ya da Beşiktaşçı... Az da Trabzon...

 

-*-*-

 

Ama en önemlisi üretim...

Üretimden kopmamak lazımdı...

 

-*-*-

 

Ve toprak...

Toprak, size ait olmalıydı; üzerinde de hiç bıkmadan üretim yapmalıydınız...

 

-*-*-

 

60 yıldan uzun süredir çilek üretiyor Yeşilırmak...

Çeyrek asırdan beri bazen ara da vererek festivalini düzenliyor...

Muhteşem bir köy etkinliği...

Küçücük...

 

-*-*-

 

Festival küçük olabilir.

Cuma günü başladı.

1 Mayıs’a kadar devam edecek.

Evet festival küçük, Yeşilırmak da büyük bir alana sahip değil ama üretim büyük...

Üretim örnek...

 

-*-*-

 

Sabahın karanlığında kalkıyor Yeşilırmaklı...

Tıpkı Marx’ın "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera eleştirmenine dönüşebiliriz" sözündeki gibi...

Yeşilırmaklı sabahları bahçe suluyor, çilek topluyor öğleye kadar çalışma devam ediyor; akşama içiyor...

 

-*-*-

 

Yol kenarlarına kurdukları tezgahlarda, çilek başta olmak üzere, her türlü yerli üretim meyve, sebze satılıyor.

Reçel, likör...

Muz.

Evet artık Atalar ailesi nefis yerli muz üretiyor...

Kapış kapış.

 

-*-*-

 

Ve alın teriyle.

Ve emekle.

Yeşilırmaklı, toprağına sahip çıkıyor.

"Baraj yapacağız" diyenlere direnmenin sebebi de buydu.

Üretim aşkı.

Ve baraj yapılmak istenmesinin belki de en büyük sebebi, bu küçük köyü de üretimden koparmaktı.

 

-*-*-

 

Tıpkı Topcan’ın dediği gibi:

"... Erken emeklilik bir sömürgeci tavrıdır, yerel toplumu üretimden koparmayı ve daha kolay yönetmeyi hedef alır, bize yakışmaz"...

aynen öyle...

 

-*-*-

 

Yeşilırmaklı ne yaptı?

Üretti...

Üretiyor...

Sabahları balığa da gidiyor...

Öğlenleri çileğini, muzunu, reçelini, Dünya’nın en güzel hellimini satıyor.

Akşamları keyifle içiyor.

Opera yok, eleştiremiyor ama günlük yaşamın dedikodusunu yapıyor.

 

-*-*-

 

Siz mi?

E siz de memuru ödüyorsunuz canım!

Az iş mi?

 

-*-*-

 

Üretmeliyiz.

Üreterek yaşarız.

Üretemezsek biteriz.

(Ve Kıbrıs sorununu mutlaka çözmeliyiz)


                                                                         

Çalışma yaşantımız...

 

1 Mayıs’ta bütün marketlerin kapalı tutulması, "İşçi Bayramı" adına, sembolik anlamda güzel bir tavır.

Ama sadece "sembolik" anlamda...

Asıl üzerinde durulması gereken, çalışanların "en insani" koşullarda çalışması ve çalıştırılmasıdır.

Asıl üzerinde durulması gereken, çalışanların o günün tatil olmasını isteyip istemediğidir!

Nasıl mı?

Geçenlerde bir çalışanıyla konuştum...

"Paraya çok ihtiyacım var, benim gibi olan bir çok kişi o gün, iki kat gündelikle çalışmayı tercih ederdik"...

Gündelik mi?

Evet gündelik!

Elbette marketlerimizin büyük çoğunluğu son derece dürüst ve gerektiği şekilde işçi çalıştırıyor!

Ama "köle çalıştırıyorum" mantığıyla çalıştıran da var!

Çalışan da "kaçak" üstelik!

"Hayır yoktur" diyenlere “iyi Pazarlar” derim, başka da bir şey demem.

Haaa sadece bazı marketler mi?

Canım, her yer kaçak çalışanla dolu...

"Kaçak market bile var!"...

Elbette “asla olamaz” diyeceksiniz...

"KKTC vatandaşı yapılmış birinin adına kayıtlı ama kaçak birinin malı"...

Bilmem anlatabildim mi?

Bu arada fazla şaşırmamak lazım; "Devlet" kaçak, ne yapsın insanlar!

 

                                                                        

Az daha satıyordu! Hem de 20 kuruşa!

Londra'daki camiye yeni bir imam gönderilmiş. İmam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman da aynı şoföre rastlıyormuş.

Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturup da parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine '20 kuruşu geri versem mi şoföre?" diye düşünüyormuş.

Ama içinden bir ses diyormuş ki "çok gülünç bir para ve şoförün umurunda değil."

"Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten sadece 20 kuruş onlara bir şey yapmaz.

Bu parayı saklayabilirim" diye düşünmüş, "Allah’tan gelen bir hediye gibi."

İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki:

- "Paranın üstünü fazla verdiniz."

Şoför gülümsemiş ve demiş ki:

- "Siz caminin yeni imamısınız değil mi..?

Aslında uzun zamandır sizi caminizde ziyaret etmek istiyordum.

İslam'ı öğrenmek için.

Bu yüzden bilerek size fazla para verdim.

Nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.”

İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyormuş.

Yere yığılacakmış neredeyse, bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış.

Gözlerinden yaşlar dökülerek demiş ki:

"Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum..!"

 

                                                                       

Sofía Reyes

 

Sofía Reyes... 23 yaşında... Meksikalı şarkıcı-söz yazarı ve oyuncu... Çok güzel bir kadın...

           

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
28 Nisan 2019, Pazar
Hasan         - Girne
Yok yok bende bu yaziyi cok begendim ama en aci olani rahmetlik Denktas'in bu erken emeklilikte parmagi olmasidir.Sistemli bir sekilde Kibrisli Turkleri uretimden uzaklastirdilar ama bizdede hata var cunku ilerisini hiccc dusunmeden hareket ettik,bizi uyaranlari rumcu,vatan haini ilan ettik.

28 Nisan 2019, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Bu gün güzel yazmışsın Sn İncirli...👏👏

YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2019, Pazartesi    Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
27 Nisan 2019, Cumartesi    Türkiye bunu başarır mı?
26 Nisan 2019, Cuma    Her işin başı sağlık
25 Nisan 2019, Perşembe    Albayrak'ın Tatar ile görüşmesi meselesi!
24 Nisan 2019, Çarşamba    Yüzümüze gözümüze bulaşan bir mesele!
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!
19 Nisan 2019, Cuma    En güzel hareket!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
Serhat İNCİRLİ | 29 Nisan 2019, Pazartesi
Başlamadan belirteyim; ekmeğimi sadece gazetecilik denen meslekten kazanıyorum...
-*-*-
1989 yılında üniversitenin son sınıfıydım ve mezun olmam gereken yaz aylarında Girne’de garsonluk yapıyordum...
Voleybolcuydum...
Türkiye bunu başarır mı?
Serhat İNCİRLİ | 27 Nisan 2019, Cumartesi
Dünya’da petrol fiyatları artıyor...
Türkiye’nin genelde Amerika ve Avrupa Birliği ile özelde ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle bir çok ülkeyle ve ayrıca “İslam” içindeki “liderlik” kavgası nedeniyle ...
Her işin başı sağlık
Serhat İNCİRLİ | 26 Nisan 2019, Cuma
Önce sağlık...
Elbette olabildiğince...
Sigara sağlığa zararlıdır.
İçmeyiniz...
Şişmanlık çok ciddi bir sağlık sorunudur...
Kilo veriniz...
Alkol kullanmayınız, şunu içmeyiniz, bunu tüketmeyiniz, üç beyazdan uza...