Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 3 Mart 2015, Salı

Kobani’den Syriza’ya umutlar yükselirken

Paylaş  
58
163
61

Küresel güçlerin, uluslararası alandaki saldırı ve projelerinin ‘’hazırlayıcı ayarı’’ olan ve bölgemizde pişirilen İŞİD, hem doğuda, hem de batıda “baskıcı dönem” ‘in en kullanıuşlı bir malzemesi olarak ortada duruyor. İŞİD üzerinden, herkes, kendi projelerini hayata geçirmeye çalışıyor. ABD ve “Batı Bloğu” istikrarsızlık ve “Kontrollu Kaos” yaratarak ve bunu kullanarak, kapitalizmin krizinden bir türlü kurtulamıyor. Bununla birlikte, Ortadoğudaki projeleri de bir türlü dikiş tutmuyor. Hem doğuda, hem de batıda, kapitalizmin halklara önerdiği yaşam şekline ve seviyesine karşı,mücadele yükseliyor.Yaşanan süreç, umutları ,yeniden ve yeniden üretmeye devam ediyor...

‘’ARAB BAHARI !’’ ‘’ARAB BAHARI’’ NA KARŞI

Her olumsuzluğun içinde bir olumluluğun beslendiği söylenir. Bu çok doğru bir bilimsel gerçektir. Bu gerçeği, hemen her “olay” da görebiliriz. Hele ki, toplumsal olaylarda bu gerçek herzaman karşımıza çıkıyor. Yeter ki, toplumsal mücadelelerde, ne yaptığını bilen, planlı programlı, gelişme ve olayları analiz edebilen, bir örgütsel yapılanmanın da mücadelesi verilebilsin... Kapitalizmin bunalımı ve “Yeni Ortadoğu” ‘nun şekillendirilmesi sürecinde, tüm Ortadoğuyu saran “Arab Baharı!”, plansız programsız ve değiştireceğinin yerine neyi koyacağını bilememesinden dolayı, emperyalist projelerin bölgede hayat bulmasına hizmet etme durumuna geldi. Ayrıca, genelde dıştan güdümlü olduğundan , gerekli toplumsal desteği de bulamadı... Tabii ki, “Arab Baharı” sürecini bir bütün olarak değil de, iki ayrı duruma ayırarak ele almak gerekiyor...

Birincisi: Dıştan güdümlü ve emperyalist projeler doğrultusunda oluşan, bölgede daha da istikrarsızlık ve kaosa hizmet eden hareketler. Ki, bunların oluşum sürecinin sonucunda, bir “Kaos Hareketi” olarak, bu yöndeki “Arab Baharı!” nın, verimli bir meyvesi olarak, İŞİD ortaya çıktı. Bunlar, hiçbir zaman emperyalist projelere ve sömürü ağlarına karşı bir mücadele içerisine girmediler. Hep “Yeni Ortadoğu” ’nun karşısında duran güçlere karşı mücadele ettiler. Yaptıkları ABD ve Batı Bloğu’nun yol göstericiliği ve desteği ile oluştu... Bunlar Suriye’de, Libya’da, Irak’ta, Tunus’ta ve Rojova oluşumuna karşı da, hep, emperyalizm ve emperyalizmin bölgedeki ayakları adına “vekaleten” savaştılar ve savaşıyorlar...Bu yöndeki ‘’Arab Baharı’’ nın, bir amacı da, esasen Arab diktatörlerine ve emperyalizme karşı oluşabilecek, mücadelenin de önünü kesmektir. Örneğin, Suriyedeki dıştan güdümlü muhalefet, Mısırdaki gibi bir “Tahrir Ruhunun”, kısmen Suriyede de oluşmasının bir bakıma önünü kesmiştir...

İkincisi: Bu süreç içerisinde, yoksulluktan, çaresizlikten ve basılardan bıkan halk kitleleri, Arab diktatörlerine karşı, demokratik, özgür bir gelecek, daha iyi yaşam koşulları, hak ve adalet arayışı için, mücadele içerisinde olan hareketlerdir. Bunlar da “Arab Baharı’nın” içerisinde ele alınmalıdırlar. Ancak bu anlayıştaki ‘’Arab Baharı’’ nın gelişmesinin karşısında, yine “Arab Baharı!” olmuştur...Kısaca ve özetle.

  • Bahreyn’de diktatörlüğe karşı yapılan ayaklanmalar...

  • Mısır’da birinci, ikinci ve üçüncü Tahrir olayları...

  • Tunus’ta yönetim değişikliğine neden olan ve devam eden süreç...

  • Türkiye’de “Gezi Olayları”. Ayrıca 6-7-8 Ekim, 2014 ‘de Kobani direnişinin Türkiye’ye yansıması ve Kobani’ye destek olayları...

  • Ayrı bir katogoride ele alınabilse bile, “Rojava Olayı” ‘nın alternatif yaşam şeklini hayata geçirme çabası ve bölgede İŞİD’e karşı esasen Kürtlerin gösterdiği direniş...

Tüm bunlar, “Arab Baharıyla” ilintili olarak ele alınabilecek sosyal gelişmelerdir. Sosyal olaylar ve direnişler, birbirini tetiklemektedirler. Ve süreçle sönümlenseler bile hiçbir zaman bitmediğine göre, kendine özgün muhalif mücadele sürecİ de devam etmektedir...

 

BATIDA VE DOĞUDAKİ MÜCADELE BİRLEŞİRKEN

Gelişen süreç içerisinde, “Rojava Anlayışı” ve özelde “Kobani Direnişi” bölgede yeni bir yaşamın mümkün olabileceğini ve umudu yeşertmesi bakımından oldukça önemli bir “dönüm noktası” dır. Ancak “Rojava Anlayışı” nın ve direnişinin gerçek anlamda hayat ve anlam bulabilmesi, hem Kürtlerin kendi içerisinde dik durabilmesine, hem de bölgenin demokratikleşme sürecine bağlıdır. Ayrıca, Avrupadaki sol muhalif güçlerin mücadelesinin yükselmesi , hem Avrupada, hemde Ortadoğu’da demokratik siyasi mücadeleye olumlu etki yapacaktır...Bu bağlamda, hem doğuda, hem de batıda, “İŞİD Kabusu” ile kendi sömürgeci durumlarının sürekliliğinin , ayarlamalarını da yapıyorlar. Fransa ‘daki katliamdan sonra, bütün Avrupada “İŞİD tehdidi” gerekçe gösterilerek, kemer sıkmaya, yoksullaşmaya ve işsizliğe karşı yükselen mualif hareketler karşısında, “güvenlik önlemleri!” adı altında anti demokratik yasal düzenlemelere gidiyorlar. Ayrıca, Avrupa’da yaşayan müslümanları da potansiyel suçlu gibi gösterip, onları da etkisizleştiriyorlar. Artık Avrupadaki müslümanlar, hak ve hukuklarını aramak veya geliştirmek için mücadele ederken, bin dereden su getirmeye ihtiyaçları olacaktır... Aynen, Ortadoğuda da “İŞİD vahşetinden” dolayı, müslümanları “savunma” durumuna getirerek, bir bakıma, daha da etkisizleştirdikleri gibi...

Tam da bu ortamda, Yunanistanda, kapitalizmin, halklara reva gördüğü yaşam şeklinin, isyana dönüştüğünü gördük. Ve, İMF reçetelerinin halklar nezdinde bir anlamının olmadığı, derdine derman olamayacağı anlaşılmış ve ortaya çıkmıştır. Syriza hareketi, bu durumu ifade ettiği ve insanların “günlük yaşamına” çare olabileceğini ortaya koyduğu için, bir “Umut Hareketine” dönüşmüştür.Böylece, Yunanistan’ daki yarım asırlık, PASOK ve YENİ DEMOKRASİ parti diktatölüklerini sürecin mahkumu yapmıştır... Nasıl ki, “Kobani Direnişi” Ortadoğuda “Umudun Sesi” ve bir “Dönüm Noktası” olmuştur. Batıda da, “SYRİZA” nın mevcut koşullar altında seçimi kazanması, bir “dönüm noktası” olmuştur. Ancak SYRİZA’ nın seçimi kazanması, tek başına TROYKA’ ya karşı, başarı elde edebileceği anlamına da gelmiyor. Tek başına bunu onlardan beklemek, haksızlık olur. Onları, daha mücadelenin başında mahkum etmek anlamına gelir. SYRİZA’ dan beklediğimiz şeyi, bizler de kendi bulunduğumuz yerlerde, hayata geçirmeye çalışmalıyız. SYRİZA’ yı ve Rojava’ yı film izler gibi izlememeliyiz.’’ Dur bakalım ne olacak’’ dememeliyiz. Burada, her bireyin, her örgütün, her partinin üzerine düşen sorumluluklar vardır...

SYRİZA’nın bu yıl sonuna kadar direnmesi ile, İspanya’da PODEMOS hareketinin de, ayni çizgi ve umutlarla, ‘’bankacılar için değil, halk için Avrupa’’ söylemiyle seçimi kazanması bekleniyor. Bu durumda,seçimlerin sonucu ne isterse olsun. Batıda oldukça güçlü bir muhalif hareketin yükselmesi dönemi de başlamış olmaktadır. Kapitalizmin, yoksullaştırma süreci, esasen bu dönemden sonra geriletilebilmeye başlayacaktır... Kazanımlarla, yükselen umutlarla, nelerin değiştirilebileceği ve alternatifi zamanla daha anlaşılır olacaktır...

Batıda ve doğuda, ayni dönemde yükselen ve yükselirken dengeleri bozan muhalif hareketlerin birbirini tetiklemesi ve birlikteliği, halkların gerçek gücünü de ortaya çıkaracaktır...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Temmuz 2017, Perşembe    Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Katar krizi, Trump ve İran"
22 Şubat 2017, Çarşamba    "Arab diktatörlüklerine giden yol"
3 Kasım 2016, Perşembe    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine (2)"
31 Ekim 2016, Pazartesi    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine"(1)
6 Ekim 2016, Perşembe    "Fırat kalkanı ve Kıbrıs'ta çözüm"
30 Mayıs 2016, Pazartesi    "Yeni Ortadoğu'da, yeniden eski ayarlar ve Kıbrıs"
14 Ocak 2016, Perşembe    "Yeni Ortadoğu’da İsrail ve Kıbrıs"
14 Aralık 2015, Pazartesi    "Kıbrıs'a su boru hattı, Türkiye'nin nefes borusudur"
7 Aralık 2015, Pazartesi    "Bölgede Rusya ile İran artık daha rahat"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...