Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 30 Ekim 2015, Cuma

"Yeni  Ortadoğu'da"  politik  ittifaklar, mülteciler ve "tampon  bölge"

Paylaş  
70
136
47

Ortadoğunun dizaynında, Suriye merkezli politikalar ve bölgesel sömürü ağları,  yeniden oluşturulmaya çalışılırken...  Uluslararası ve  bölgesel  güçler, bölgede tek başlarına at oynatamayacaklarını,  bölgesel dinamiklerin direnişi ve  kendi aralarındaki çıkar ‘’çatışmaları’’ sayesinde,   anladılar... Ve, son yaşanan süreç içerisinde ,  ABD  ve  ‘’Batı Bloğu’’  ,  bölgesel planlarını hayata geçirmede  başarısız oldular. Bir bakıma,  emperyalizmin , kitleleri ve halkları ürküten , o  ‘’ heybetli ve büyülü’’  gücü  ‘’yenilgiye’’ uğradı.  ’’ Heybeti  ve büyüsü’’  ortadan kalktı...                                                                                          

ÇÖKÜŞTEN  İTTİFAK’A   ZORUNLU  YOLCULUK...

Gelinen süreçte, ABD ve ‘’Batı Bloğu’’ , Rusya ve İranla. Benzer şekilde, Rusya ve  İran da ,   ABD  ve  ‘’Batı Bloğu’’ ile  yakınlaşma ihtiyacı  duyuyorlar. Bir  bakıma,  ‘’yumuşak ilişkiler’’  dönemini yaşıyorlar...Ondandır ki,  hem  ‘’restleşme’’  ,  hem de, ‘’ortak’’  hareket etme yol ve arayışlarını gündeme getirip, daha da pratikleştirmeye çalışıyorlar. Çünkü , bölgeyi öyle bir hale getirdiler ki, bundan sonra, özellikle,  Suriye’nin politik geleceği ,  ‘’yeni Ortadoğu’nun ‘’ geleceği  ile, iç içe girmiştir. Durum böyle olunca, Suriyede yeniden oluşmakta olan dengelere,  Rusya , daha aktif ve askeri olarak da müdahale etmeyi, kendi bölgesel ve uluslararası çıkarları açısından gerekli görmüştür. Adeta , benim aktif olmadığım  bir denklem bölgede kurulamaz demiştir...Artık, bu yeni sürece,  dahil ve aktif olabilenler, ‘’yeni Ortadoğu’nun’’ şekillenebilmesinde , bundan sonra da etkili olabileceklerdir.

Bölgede  uzayan, ve adeta ‘’üçüncü dünya savaşını’’ andıran  savaşın,  ABD   ve ‘’Batı Bloğu’’  açısından, içinden çıkılmaz bir hal aldığı, gizlenemez bir aşamaya gelmiştir... Batağa saptanmışlıklarının bir sonucu  olarak,  oluşturulan ‘’koalisyon gücü’’  nün kendisi ve amacının bulanıklığı nedeni ile de, bir sonuca varılamayacağı anlaşılmıştır...

ABD  ve  ‘’Batı Bloğu’’ nun , bölgede uyguladığı, ve özellikle Libya’da  Kaddafi’yi;  Suriye’de Esad’ı, devirmekte kullandığı ‘’yöntem’’ ve   ‘’araçları’’, bölgenin geleceği  ile ilgili, oldukça karanlık bir tablo çizmiştir. Bu tablo, ABD’nin bölgeye ilişkin stratejilerinin abartıldığı gibi olmadığını ortaya koymuş , ve daha geniş kesimler tarafından sorgulanır hale gelmesini sağlamıştır...

 Ayrıca, bölgeye yeniden girerken kullandıkları söylemin ve argümanların ne kadar uyduruk olduğu, halklar tarafından da, süreçle daha anlaşılır olmaya başlamıştır.  Bunların, bölgeyi yeniden sömürgeleştirirken kullanmaya  çalıştıkları  en  etkili  argümanları, bölgeye    ‘’ insan  haklarını, hukuku, adeleti...’’ getirecekleri  ve  halkları diktatörlerden kendilerinin  ‘’kurtaracakları’’ idi .Bu söylemlerinin tümünün uyduruk ve samimiyetten uzak olduğu, sürecin ta başından ortaya çıkmıştı. ‘’Arap baharı!’’ denilen sürecin başlarında, Bahreyn’de, halk, kendi özgün değerleri ve öz gücü ile diktatörlüğe karşı ayaklanınca , bu  ‘’kurtarıcılar! ‘’ , diktatörün yanında yer almışlardır. Suudi destekli güçlerle de, isyanı bastırmış ve halka ‘’kan kusturmuş’’lardır...Siz kendiniz diktatörlerden kurtulamazsınız. Bu iş size düşmez, diktatörü değiştireceksem, ben değiştireceğim, demişlerdir...Süreç içerisinde , diktatörlerin yerine, düşünülen ve ‘’oluşturulan’’ oluşumların ve buna bğlı  ‘’yaşam şekillerinin’’ ne olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştır. Yaşatılan bu süreç ve oluşturulmaya çalışılan  ‘’alternatiften !’’ , halkların ürktüğü gibi, bu oluşumların kullanılabilirlik durumları da, oldukça sorun yarattı...Ve bir bakıma başa dönülüp, ‘’Esad’’lı bir ‘’çözüm sürecine’’ razı oldular...Durumun bu noktaya gelmesi, bölgede artan İran ve Rusya’nın ağırlığının kabul edilmesi anlamına da gelmektedir...

Aslında 1. ve 2. Cenevre görüşmelerinden sonra, bu ‘’yeni süre璒 başlamıştı. Bu süreçte, İran’ın ve Kürtler’in bölgesel rol ve etki güçleri’nin görmezden gelinemeyeceği  kabul edilmişti. Suriye Kürtleri’nin , IŞİD’e karşı verdiği  mücadele...Rojavada, ‘’alternatif bir yaşam’’ ve  ‘’yönetim şekli’’ , bölgede ayrı bir ‘’çekim merkezi’’ yaratmıştır. Bu, ‘’yaşam ve yönetim’’  anlayışı, genelde, dıştan güdümlü, ‘’Suriye muhalefeti’nin!’’,  ‘’yaşam ve yönetim’’ anlayışına da bir alternatif olmuştur. Böyle olunca , ‘’Rojava anlayışı’’ , bölgede, beklenilenin de ötesinde kabul gördü. Ve, ‘’Batı kamuoyundan’’ da, oldukça etkili  bir sempati aldı...Kürtlerin bu süreçteki çıkarları ile, ABD ve Rusya’nın da ‘’dönemsel çıkarları’’ çakışınca, Kürtler, kendilerini, tahmin ettiklerinin de ötesinde,  denklemin içinde buldular...

Son olarak, İran ile yapılan ‘’nükleer antlaşma’’ ile,  yeni dönemde, İran’ın lider ‘’bölgesel gü璒 olacağının mesajı verilmişti. Zaten , bölgesel ekonomik ve siyasi etki gücü ile İran, bu özelliğini,  pratikte de belli ediyordu. Bu aşamada, Rusya ve İran’ın ortak bakışı: Bölgesel gelişmeler netleşene , ayrıca ABD  ve  ‘’Batı Bloğu’’ ile ‘’yeni  denklemde’’ uzlaşılıncaya kadar ‘’Esad rejimi’nin’’ desteklenmesi  ve  varlığının korunmasıdır. Gerisi daha sonra   ‘’düşünülecektir’’...                                                                                                    

MÜLTECİLER VE TAMPON BÖLGE MACERASI...                                      

Gelişen bu sürecin ‘’kaybedenleri’’ olan, özellikle Türkiye ve Suudi Arabistan, bölgesel politikalarını ciddi olarak gözden geçirmek  zorundadırlar... Aslında, Türkiye, yeni denklemin ‘’etkisiz bir gücü’’  olarak kaldığının farkındadır. Ve denklemde ‘’aktifleşebilme’’  sorununu  yaşamaktadır. Türkiye, bu bağlamdaki tükenmişliğine, ‘’çare’’  ararken, 2 milyondan fazla  göçmeni barındırmasını, denkleme tutunabilmenin bir aracı olarak da görmeye başladı...Çünkü, ‘’Batı’nın’’ da, mültaci akınlarıyla ‘’insani sorunları’’  var... Bu nedenle,  mülteciler  konusunda,  ‘’Batı’’ , Türkiye’yi hesaba katıyor.  Bu hesabın bilincinde olan Türkiye de, kendi hesabını yapıyor. Ve ‘’tampon bölge’’ hayali yeniden gözünde canlanıyor. Rojava oluşumunun gerçekleşmesini ve  genişlemesini engellemek , ayrıca, Esad’ın devrilmesine, daha da zemin hazırlamak amcıyla,  ‘’tampon bölge’’ veya ‘’güvenlikli bölge’’  projesini,  mülteciler(Türkiye ,  açısından sığınmacılar) aracılığı ile  gündemde tutmaya, canlandırmaya çalışıyor...

Sebep oldukları  mülteci akınlarına karşı, insani boyuttan yoksun olan bir  ‘’Batı’’  anlayışıyla karşı karşıyayız.  Yoksul ülkelerin kaynaklarının sömürülmesi, sömürü ağlarının yenilenmesi ve devamlılığı doğrultusundaki savaşlarını, huzurlarını bozabilecek,  ‘’göç akınları’’ ile yüzleşmeden sürdürmek istiyorlar...Bu aşamada da, Türkiyeyi kullanmaya çalışıyorlar. Batı’nın bu açığının ve mülteci korkusunun,  farkında olan Türkiye  ise ,bu durumu kullanmak istiyor. Esasen, Suriyedeki Kürt  oluşumuna karşı, hayalindeki  ‘’tampon bölge’yi’’ hayata geçirmeyi  ve  ’’mültecileri’’,  ‘’tampon bölge’’ için düşündüğü, Suriye içerisindeki  ve  Rojava kantonları arasındaki bölgeye yerleştirebilmeyi, umut ediyor...Karşılıklı, kartlar ve kozlar kullanılıyor...

Almanya Başbakanı, Angela Merkel’in, Türkiye ziyaretinden de anlaşılacağı gibi, Türkiye, mülteci akınlarında  bir ‘’süzge璒 görevi gördükçe ve  ‘’Batıya’’ mülteci akınlarını önlediği sürece, ‘’Batı’’ için  ‘’anlamlı’’ olacak...Türkiye’yi Ortadoğu politikasında ve  AB  ilşkilerinde, saplandığı batakta, batmaması için bir dönem daha ‘’idare etme’’ yoluna gidebilirler. AB  ilişkilerinde ve ‘’ekonomik kriz’’ konularında ‘’sanal bir ilişki ağı’’ yaratmaya çalışıp, kendilerince süreci yürütmeye çalışabilirler...

Türkiye’nin yaşanan bu süreçte, bu şekliyle ‘’idare edilmesi’’ demek. Türkiye’nin veya  AKP iktidarı’nın ‘’savaş’’ politikasını ‘’idare etmek’’  anlamına gelecektir. Bu durum ise, Türkiye’yi  , ‘’Batı’’ ile ‘’Ortadoğu’’ arasında adeta bir  ‘’tampon bölge’’ haline getirecektir...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Temmuz 2017, Perşembe    Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Katar krizi, Trump ve İran"
22 Şubat 2017, Çarşamba    "Arab diktatörlüklerine giden yol"
3 Kasım 2016, Perşembe    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine (2)"
31 Ekim 2016, Pazartesi    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine"(1)
6 Ekim 2016, Perşembe    "Fırat kalkanı ve Kıbrıs'ta çözüm"
30 Mayıs 2016, Pazartesi    "Yeni Ortadoğu'da, yeniden eski ayarlar ve Kıbrıs"
14 Ocak 2016, Perşembe    "Yeni Ortadoğu’da İsrail ve Kıbrıs"
14 Aralık 2015, Pazartesi    "Kıbrıs'a su boru hattı, Türkiye'nin nefes borusudur"
7 Aralık 2015, Pazartesi    "Bölgede Rusya ile İran artık daha rahat"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...