Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 14 Ocak 2016, Perşembe

"Yeni Ortadoğu’da İsrail ve Kıbrıs"

Paylaş  
81
177
65

ABD ve "Batı bloğu", "Yeni Ortadoğuyu" kurma mücadelesinde, strateji değişikliğine gitmiştir. Bu durum, bölgesel aktör olabilme iddiasındaki devletlerin; hem, birbiriyle olan rekabetini kızıştırmış, hem de, özellikle "sunni blok’u", oldukça sıkıntılı bir durumla baş başa bırakmıştır... Çünkü, ‘’ bölgesel dengede’’, "dönemsel bir netleşmeye’’ doğru gidiliyor...

"SRTATEJİDE DÜZENLEME VE YENİ İTTİFAKLAR"

Emperyalist güçler, esas olarak, “sunni anlayışlarla’’ bölgeye “hakim” olabilme düşüncesinden, kısmen uzaklaştı. Yaşanan süreçte, İran merkezli, “Şii anlayışlarla” da ortak hareket edebilme durumu ortaya çıktı. Bu durum, “Sunni Blokta” ciddi sorunlar ve tedirginlikler yarattı. Bölgesel aktör olabilme ve pastadan daha çok pay alabilme, gelinen bu son aşamada oldukça zor... Körfeez devletcikleri, ABD desteği olmadan, ne kendi toplumsal sorunlarıyla başedebilirler; ne de, bölgesel aktör olabilirler. Bu durumun da farkında oldukları için, diktatörlüklerini koruyabilme endişesini, derinden yaşamaya başladılar. “Bahar’’, diye diye, ‘’baharın’’ kendileri için mi, gelmekte olduğunu düşünen, “sunni blok”, biraz da panik halinde hareket etmeye başladı...

Diğer yandan, bölgede tıkanan süreç ve kapitalizmin bunalımını bir türlü atlatamaması, ‘’bölgesel savaşı’’, daha da karmaşık bir hale getirdi. Ortadoğu’nun enerji kaynaklarının, uluslarüstü sermayenin can damarını oluşturması ve “çıkarların çatışması’’, “bölgesel savaşı”, adeta bir “üçüncü dünya savaşı” şekline dönüştürmüştür...

Son dönemde, Suriye ve Irak merkezli savaşın yansımaları olarak;

Yemen’de, “İran destekli”, ancak daha çok ekonomik ve sosyal nedenlerle, Hussilerin ayaklanması ve Suudi Arabistan’ın buraya askeri müdahalesi...

Rus uçağının düşürülmesi sonrasında, Rusya’nın, bölgede ve özellikle Suriyede, askeri olarak da ağırlığını koyması...

Suudi Arabistandaki idamlar ve Şii Şeyh Nimr’in de idam edilmesi...

‘’Viyana konferansına’’ “karşı”, Suudi Arabistan’ da, “Riyad konferansının”, organize edilmesi...Ancak, bölgede karşılığının bulunmaması...

ABD ve Rusya’nın öncülüğünde, Birleşmiş Milletlerin organizasyonuyla, uluslararası Cenevre3 konferasının, 25 Ocak'ta yapılmasının planlanması... Bu konferans’ın, Viyana konferansı’nın devamı niteliğinde düşünülmesi... Ve, Suriyede “yeni denge’nin’’ oluşturulmaya çalışılması...

“Yeni Ortadoğu” sürecinin tıkanmışlığının ve yeni dengelerin oluşmak üzere olduğunun göstergesidir. Öyle görülüyor ki; gelinen bu aşama, Türkiye , Suudi Arabistan ve Katar’ı “ortak” hareket etmeye zorluyor...

Sürecin geldiği son aşamanın, kaybedenleri olarak algılanan, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin, yeniden “sunni blok’u” ön plana çıkrtma ve süreçte etkin olabilme çabası, “yeni ittifakları” da gündeme getirmektedir... Bölgede birçok “ittifakın” yanında... “Türkiye – israil” yakınlaşması da gündeme gelmiştir. Bu yakınlaşma, hem enerji yol haritalarının alternatiflenmesi ve güvenliği; hem de “Rusya – İran” ittifakına karşı bir dengenin oluşturulma girişimleri açısından, önemli ve beklenen bir gelişmedir...

‘’DOĞAL GAZ, PETROL VE SU NAKLİ, TÜRKİYE VE İSRAİL’İ YAKINLAŞTIRIYOR’’

“Mavi Marmara” ve “One Minute”, gerginliğini gerektiren, bölgesel ve toplumsal koşullar artık değişti... Bölgede, yeniden oluşan denge ve denklemde artık netleşmeler söz konusu... Rusya’nın, İran’la yakınlaşması; Batının İran’la “yumuşak ilişiler” içerisine girmesi; bölgedeki “Türkiye –İran” dengesini de, İran lehine etkilemişe benziyor... Bu durumda, Türkiye, Suidi Arabistan ve Katar ,daha bir yakınlaşma ve “ortak hareket” edebilme koşullarını zorluyorlar. Çünkü, hem İran’ı dengeleme; hem de, ‘’iktidarlarını’’ koruma ve bölgedeki “kendine özgün”, hedef ve çıkarlarına da ulaşabilmeye çalışıyorlar...

Bölgenin, yeraltı ve yerüstü enerji kaynaklarının, kordineli sömürüsüne ortak olabilmek, en azından, enerji yol haritalarında, “hesabın içinde’’ olabilmekten geçer... Türkiye’nin tüm komşularıyla ve özellikle de Suriye ve Mısır ile ilişkilerinin çıkmazda olması ve bunun yanında, bu devletlerle ilişki ağlarının, adeta “yok hükmünde” olması, Türkiye’nin alternatiflerini daraltıyor...Bu süreçte, Mısır ile de ilişkilerini düzeltmek, Türkiye’nin, olmazsa olmazı haline gelecektir... Bölgedeki yalnızlığına, bir de, Rus uçağının düşürülmesi sonrasındaki gelişmeler eklenince... Türkiye ve İsrail karşılıklı olarak, “yeni bir sayfa” açma çabası içerisine girdiler... Aslında ,bölgedeki sürecin geldiği noktada, Türkiye ve İsrail’in çıkarlarının, “ortaklaşması” da söz konusu oldu. Ve bu durum, ABD ve “Batı bloğu” nun, bölgedeki çıkarlarıyla, çelişkili bir duruma benzemiyor...

Ortadoğu’ya ilişkin, enerji kaynakları ve bunların yol haritaları düşünüldüğünde, her iki ülke açısından da, doğal gaz – petrol – su nakliyatı konuları ön plana çıkıyor. Türkiye ve İsrail açısından; doğal gaz, petrol ve su nakliyatı önündeki en büyük engel, Suriye veya Esad rejimidir. Bunun yanında, muhtemel İran – Irak – Suriye (Rojova) koridorunda, Türkiye’nin devre dışında kalma olasılığının güçlenmesi, İsrail, Kıbrıs ve Mısır üçgenini yeniden gündeme getirecektir...

Tüm bu ilişki ağları içerisinde, yalnızlaşan ve çıkış arayan Türkiye için, bölgesel olarak, “petrol ve doğal gaz yol haritaları’’ ile birlikte düşünülmesi gereken, “su boru hattı”, adeta Türkiye’nin “nefes borusu” gibidir... Bölgemizin, geldiği bu son süreçteki durumla, “su boru hattı”, yine bölgemizdeki, “doğal gaz ve petrol boru hatları” ile “paralel” düşünülmelidir. Bu bağlamda su, gaz ve petrolun varlığı, nakliyatı ve yol haritaları birbiriyle “iç içe” girmiştir...

"ORTADOĞU’DA, İSRAİL’İN YANINA BİR DE KIBRIS MI EKLENİYOR?’’

Ne ilginçtir ki, farklı farklı süreçlerden geçseler de; “farklı” ve ciddi toplumsal sorunları yaşayan; Ortadoğuda olan, ancak “Ortadoğulu olamayan” iki ülke var. İsrail ve Kıbrıs... Sorunlarının “çözümünde!” , sırtlarını emperyalist güçlere dayayan, Ortadoğuda, emperyalistlerin her türlü proje ve stratejilerine uyumlu olan, bu iki ülkenin, “Ortadoğulu olamadıklarını” düşünmeleri, (bu noktada İsrail’in Kıbrıs’a göre kendini daha çok Ortadoğulu hissettiğini söyleyebiliriz!) sorunlarının “çözümü” adına da, ayrı bir sorundur...

Bölgedeki, ilişki ağları içerisinde, İsrail’in durumu belli; İsrail, ABD ve “Batı bloğu’nun” bölgedeki açıktan askeri gücü, veya bir bakıma “savaşçı” gücü olurken; Kıbrıs’ın bu yönü hep geri planda kaldı... Kıbrıs, hep emperyalistlerin “barış isteyen!”, “çözüm isteyen!”, göstermelik yanını ortaya koydu... Bir bakıma, bu iki yön, duruma göre birbirini hep tamamladı ve tamamlıyor. Şimdi de, bu iki yön emperyalistlerin “yeni strateji” ve politikaları sayesinde, bölgesel denge ve gelişmelere de bağlı olarak, daha da net bir şekilde, “ortaklığa” doğru da ilerliyorlar... Aslında bölgesel olan ,ancak Kıbrıs’a özgüymüş gibi algılanan veya algılatılan, ‘’Kıbrıs’a ilişkin süre璒 (‘’çözüm süreci’’), Kıbrıs’ın Kuzey ve Güney’ini değil; Kıbrıs’ı , İsrail’e daha çok yaklaştırıyor. Esas olan bu...Bu durumda; doğal gaz, petrol ve su; özellikle Türkiye, İsrail ve Kıbrıs ilişki ağı içerisinde, artık birbiri içerisine girmiştir...

Önümüzdeki dönemde, Ortadoğudaki denge ve denklemlerin oluşum şekline göre, bu “ilişki ağındaki” doğal gaz, petrol ve su ilişkisi daha da net oraya çıkacaktır...

Belki de bu süreç, “Ortadoğulu olamayan”, İsrail ve Kıbrıs’ı , “kardeş!” yapacaktır...

Bir sonraki süreçte, muhtemel bu “yeni sorunu!”, kim nasıl çözecektir...

 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...