Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 30 Mayıs 2016, Pazartesi

"Yeni Ortadoğu'da, yeniden eski ayarlar ve Kıbrıs"

Paylaş  
87
190
88

Ortadoğuda, sürekli değişen dengeler, strateji değişiklikleri ve ittifaklar, yeniden ve yeniden, kaos ve çatışmaları tetikliyor…

Ortadoğu’nun yeniden sömürgeleştirilmesi sürecinde, tıkanmışlık bir türlü aşılamıyor...

Gelinen bu son aşama; ittifak ilşkilerinde, yeniden “eski ayarlamaları” ve “dönemsel netleşmeleri” beraberinde getirdi…

DİKTATÖRLÜKLER GÖZDEN DÜŞMÜYOR

Uluslarüstü sömürü ağlarının, can damarı; kaos ve savaşır.

Savaş ve kaos, “bölgesel aktör” olabilme iddiasındaki devletlerle de, birbirlerini sürekli beslediler…

Böylesi bir ortamda, ortaçağ anlayışındaki bu bölgesel devletler de, kendilerini yeniden “ayarlama” ve “üretme” yoluna girdiler.

Bundan sonraki “yeni Ortadoğu” nun, oluşum sürecinde, bölgesel diktatörlüklerin, ayakta kalabilme koşuları; gelişmeleri, oldukça etkileyecektir…

Çünkü, “yeni Ortadoğu” nun oluşumunda “parçalanmalar süreci” yaşanmaktadır.

Ve yaşanacaktır.

Emperyalizmin, bölgeye yeniden girerkenki, çarpıcı müjdesi ve söylemi:

Ortadoğu halklarına, barış, demokrasi, insan hakları, daha iyi bir gelecek ve diktatörlerden artık kurtulma, uyduruk söylem ve müjdesiydi…

Bu söylem, bölge halklarından pek karşılık bulamazken, bu söyleme sarılanlar; yine “ayarlamalı” diktatörler oldu.

Çünkü onlar, emperyalizmin “bölgesel ayakları” olarak, neyin, ne anlama geldiğin, gayet iyi biliyorlardı...

Onlar için önemli olan, gelişen süreçte, diktatörlüklerinin ve sömürü ağlarındaki paylarının, yeni denklemde, denge ve ittifaklara, “kurban” olmamasıydı…

Bu endişe ve korkunun yanına, bugüne kadar pek dikkate değer görülmeyen, toplumsal muhalif gelişmer ve baskılar da eklendi...

Bu durumda, istisnasız olarak, bölge devletleri’nin tümü de, kendilerine göre, belli bir “revizyona!” ihtiyaç duydular.

Sürecin ve denklemin dışında kalmama ve çıkarlarını “sağlama alma” yoluna gitmek zorunda kaldılar…

Libyadan sonra; esasen, Suriye merkezli gelişen ve tıkanan süreçte; mevcut diktatörlüklere alternatif olabilecek, iki ana unsur ortaya çıktı.

Birincisi “IŞİD anlayışı” ikincisi ise “Rojava anlayışı” Bu iki anlayışın da ortaya çıkışı, yaşanan “uzun sürecin” ve “toplumsal gelişmelerin” bir sonucuydu...

Tabi ki; ABD ve “Batı bloğu’nun” himayesi, çıkarkarı ve “bölgesel açılımları” doğrultusunda; ayrıca diktatörlüklerin, konum ve tutumları sayesinde, “Arab baharı’nın!” en verimli meyvesi, “IŞİD” ortaya çıktı.

Ve, ABD ile “Batı bloğu’nun” bölgedeki “sömürü ağları’nın” karşısında kim varsa ona saldırdı…Buna bağlı olarak, ve ayrıca, ne diktatörlükler; ne de “güdümlü muhalefet” diyen ve “IŞİD anlayışına” bölgede alternatif konumuna gelen; Rojava’nın “demokratik bir yaşam ve yönetim” anlayışı da ,bölgedeki hedefleri arasındaki yerini aldı...

Gelişmenin bu aşamaya gelmesi, hem bölgesel diktatörlüklerin, hem de “emperyalist blok’un” oldukça işine geliyordu…

Ancak, toplumsal gelişmeler gösterdi ki; “IŞİD’e” karşı bölgede direnen en dinamik güç, Suriye Kürtleri oldu...

Bu durumda, “Rojava anlayışı” hem bölge halkları tarafindan; hem de, “mecburen” “uluslararası güçler” tarafından “sempatiyle” karşılandı.

Bu durum, Kürtleri, özellikle Irak ve Suriyede önemli bir “dinamik” haline getirken…

Buna karşın, emperyalizmin umudu’nu, “kabusa” dönüştüren “IŞİD anlayışı” hem halklar tarafindan gerekli ilgiyi görmedi; hem de, ABD ve “Batı bloğu” tarafından , mevcut diktatörlüklerin alternatifi olarak savunulabilecek bir durumda olamadı…

Gelinen ve onlar adına tıkanan bu sürecin sonunda, “IŞİD” nin yaratıcıları; şimdi de, “IŞİD” anlayışının hangi “parçası” ile hareket edeceklerinin “hesabını”, “bunalımını” ve “çatışmasını” yapıyorlar…

Herbir “parçayı” kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar…

Çatışıyorlar…

Yarattıkları sürecin sonuçlarına katlanamıyorlar…

“Arab baharı!” ile ivmelenen bu sürecte; Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin , hemen hemen tüm öngörüleri karşılıksız çıkmışyır. Ayrıca ‘’ilişki ağlarından’’ da bekledikleri sonuçları alamamışlardır. Buna karşın, İran’ın ve ayrıca Kürtlerin, bölgede yükselen grafikleri, özellikle Türkiye’yi oldukça tedirgin etmiştir…

Hatta bu tedirginlik kendini aşmışa ve “kabusa” dönüşmüşe benziyor…

Bölgedeki ilişki ağlarında ve oluşmakta olan yeni dengede, emperyalizm, diktatörlükleri ön plana çıkaran anlayışa, “yeniden” geri dönme durumuna gelmiştir...

Bu durum , hem AB; hem ABD ; hem Ortadoğu ; hem de, tüm bu ağlarla iç içe geçmiş gibi gözüken “Kürt sorunu ilişki ağlarını” yürütmeye çalışan Türkiye, kendi içerisinde, oldukça ciddi ve riskli “ayarlamalara” gidiyor...

Bölgede “aktör olma” iddiasındaki diğer devletlerin, toplumsal olarak “demokrasi” anlayışı , Türkiye göre daha geri bir durumdadır...

Bu demokrasi yoksunluğu, kendi içerisinde, onları daha “rahat” kılmaktadır. Bölgemizin, içinde bulunduğu bu ortamda, Türkiye’nin, mevcut ‘‘demokratik yapısı!’’ sanki da , Türkiye’nin hedef ve ilişki ağlarının önünde, bir dezavantaj ve bir engel olarak görülüyor...

‘’KIBRISA ‘TA DA YENİ DÖNEM ESKİ AYAR’’

Dikkat edilirse, tüm bu karmaşık ve acımasız ilişki ağları içerisinde, bölgemiz, yeni sömürü ağlarının ‘’kurbanı’’ olmaktan kurtulamamıştır...

Ancak, bu sürecin daha ‘’farklı’’ bir yerinde tutulan, İsrail ve Kıbrıs olmuştur. Ortadoğuda herkes birbirinin boğazına sarılırken, İsrail, adeta gündemden düşmüştür. O, herzamanki gibi, ABD ve ‘’Batı bloğu’nun’’ hizmetinde , belki de , tarihinin en rahat dönemini yaşamaktadır…

Kıbrıs ise , her dönemde olduğu gibi, emperyalizmin bölgedeki ilişki ağlarında , kendine biçilen rolü, gönüllü olarak ve sessizce, yerine getirmiştir…

Son dönemlerde , Türkiye’nin, bölgedeki ‘’nefes darlığına’’ , bölgesel denklemin seyrine göre şekillenebilecek; ‘’Türkiye – Kıbrıs - İsrail’’ , yakınlaşması, güçlü bir alternatif olarak, kendini göstermeye başladı…

Kısaca bunu; alternatif enerji yol haritalarından; su, gaz ve petrolün ‘’içiçe’’ geçmesinden ; ‘’su boru hattı’’nın’’, devreye “konuluş” şekil ve döneminden de anlayabiliriz…

Ve bölgemizde, ‘’yeni Ortadoğu’nun’’ oluşumundaki; diktatörleri değiştrme, insan hakları, adalet ve benzeri, samimiyetten uzak söylemlerin, sözde ‘’Arab baharı!’’ nın “buharlaşmasının” ardndan, eski ‘’diktatörlük ayarlarına’’ yeniden geri döndüler…

’’yeni Ortadoğu’nun’’ oluşum sürecinin ilk dönemlerindeki uydurk söyleme parelel olarak, bizde de bitmeyen ’’Kıbrısta çözüm’’ süreci yeniden tazelendi ve gündeme alındı…

Bu yeniden gündemleşme, tamamen bölgesel gelişmelerdeki, ‘’sömürü ağları’nın’’ ayarlanmasındaki denklemde, gelişecek dengelere göre, Kıbrıs’ın, ‘’gönüllü sabit’’ konumunun, yeniden düzenlenmesine ilişkindi. Ve, ‘’yenilenmiş statiko’’ yu ifade ediyordu…Artık , ABD ve ‘’Batı bloğu’’ , bölgede hemen hemen eski ayarlarına geri dönmek üzeredir…

Ayrıca , hem ABD, hem de Rusya’nın, bölgede parçalanmış yapıları öngördükleri ve çıkarlarının devamı açısından, bu naktada buluştukları anlaşılıyor…

Gerek Irak’ta , gerekse Suriyedeki süreç , parçalanma yönünde işliyor…

Bu durumda, hiçbir emperyalist projenin önünde engel olmayan, ‘’sorunsuz Kıbrıs sorunu’’ ndaki , ‘’Kıbrsta çözüm!’’ sürecinin de , bir başka ‘’bahar’daki’’ dengeye kaldığı görülüyor…

Yani, ‘’sorunsuz Kıbrıs sorunu’’ da, ‘’eski ayarlarında’’ aynen devam edecek. Yeni ayarlama; ‘’su boru hattı’’ ve ‘’enerji yol haritaları’’ ile birlikte düşünülmelidir.

Bu durum ise; 1) Bölgedeki ve özellikle de Suriyedeki ‘’parçalanmanın’’, hangi boyutta ve ne şekilde olacağına bağlıdır…

2) Bölgedeki ‘’Rojava anlayışı’nın’’ geleceği ve Rojava’nın ‘’Arfin ve Kobani’’ kantonları arasında kalan bölgenin geleceğine, ve esas olarak, buradaki gelişmelerde , Türkiye’nin, etki, konum ve belirleyiciliğinin, hangi oranda olup olamayacağına bağlıdır…

Süreç durağan değil, hareketlidir, canlıdır. Ve ilerliyor …

Ancak, biz Kıbrıslıların, bu süreçteki , konumu ve ‘’duyarlılığı’’ , durağandır, hareketsizdir ve cansızdır…

Boşuna beklemeyin...

O ikram yapılmayacak. Bizlere, gümüş tepside, barış ve demokrasi ikram edilmeyecektir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...