Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Bengü ŞONYA | 10 Mart 2014, Pazartesi

Eroğlu-Denktaş ve Kıbrıs Baharı

Paylaş  
46
107
41

Arap baharı olarak isimlendirilen ancak Arap katliamı denmesi daha uygun olan olay, Afrika ülkelerini sırayla geçerek Suriye’ye ulaştığında Rusya duvarına çarptı. Batıya yakın veya en azından İsrail ile çatışması olmayan yöneticilerin iktidara getirilmesi operasyonu izlenimi veren bu süreç devam ederken Rusya’nın Avrupaya enerji aktarımında önemli bir konumda bulunan Ukrayna’da sorun çıktı. “Bahar” operasyonları Suriye’ye takılmasa Türkiye’ye bulaşır mıydı sorusu, üzerinde kafa yorulması gereken önemli bir sorudur.

Rusya’nın Suriye’deki tavrı ve batının bu tavra karşı acizliği açıkça ortaya çıkmıştır. İsrail’den sonra Amerika’dan en büyük yardımı alan Mısır’da,  Amerika’nın Mursi piyonu ile Rusya’nın Sisi piyonlarının yer değiştirmesi ve Mısır yönetiminin ilginç bir şekilde Rusya ile yüklü bir silah anlaşması yapması Akdeniz çanağını satranç tahtası konumuna sokmuştur. Bunun yanında  İran’ın Amerika, AB ve İsrail ile bitmek bilmez valsı  bölgenin bir şekilde kontrolden çıkma eğiliminde olduğunun göstergeleridir. İsrail’den bakıldığında güneyde Mısır, kuzeyde Suriye ve doğuda İran. Ayrıca Türkiye’ye karşı zemin kazanabilmek için sağa sola üs vermeye çalışan bir güney Kıbrıs. Bu karmaşa ortamında belki de bazı planların ertelenmesi veya yeni startejilerin sahneye sürülmesi gereği doğmuştur. Kıbrıs baharı belki de bu zorunluluğun gereğidir.

 Büyük resimle bağlantılı olarak Ankara, Eroğlu-Denktaş ikilisinin kişisel menfaatleri ve iktidar hırsları uğruna Kıbrıs Türk halkını ve dolayısıyle Türkiye’nin çıkarlarını geleceği belirsiz bir duruma sürüklemesinden rahatsız olabilir. Olaylar birbirleri ile ilgisiz, rastlantı ve spontane gibi görünse de ortaya çıkan şablon belki de çok önceden dizayn edilmiş bir şablondur. Bu şablon olası bir anlaşma sürecinde hayırcı kesimin başını çekecek olan Eroğlu-Denktaş ikilisinin etkisini  olduğunca azaltmayı amaçlamaktadır. Çok masum gibi görünse de gerek görüşme sürecinin seçilmiş başkanların elinden alınması, gerekse müzakerecilerin yekdiğerinin anavatanları ile görüşmesi sarayı bir ölçüde devre dışı bırakmıştır. Bundan sonra Eroğlu sadece kendisine aktarıldığı kadarını bilecek ve kesinlikle sürece yön verici pozisyonda olamayacaktır.

Bunun yanında Ukrayna’da ortaya çıkan durum AKP hükümetinin elini güçlendirecek olan bir durum gibi görünmektedir. Türkiye’deki yerel seçimlerde Erdoğan’ın yenilgi alması için dua edenleri hayal kırıklığı bekleyebilir. Ukrayna nedeniyle Türkiye’nin ABD ve AB nezdinde artacak olan ağırlığı cemaatle olduğu söylenen kavgasında Erdoğan’a avantaj sağlayacaktır. Cemaat konusunu her ne kadar Türkiye’yi ilgilendiren bir konu olarak görsek de, Kuzey Kıbrıs’taki Erdoğan karşıtlarının son zamanlardaki efelenmelerinin arkasındaki gücün bu olabileceği varsayımını de gözardı etmemek gerekir.

Ülkemizde yaşanan son siyasi olaylarla gerek siyasi partiler yasası, gerek seçim ve halk oylaması yasası  ve gerekse yaslar çerçevesinde verilen yetkilerin veya yetkisizliğin müeyyideler ile desteklenmemesi olsun, yönetimde bir zaafiyetimizin olduğu aşikardır. Yasal boşlukların şifresini çözenler şekilsel demokrasi gösterileri ile gücü kontrol etmek, ve gelecekte başta kendi yakınları olmak üzere uygun görebilecekleri kesimlere bu gücü aktarmak düşüncesindedirler. Bunların başında Eroğlu-Denktaş ikilisi gelmektedir. Onun için Meclisimizden ne siyasi partiler yasası ve ne de seçim ve halk oylaması yasası için doyurucu bir sonuç beklemememiz gerekir.

Ancak “Kıbrıs baharında” karar günü gelip çattığında eminim halkımızın aklında olacak olan ikilem şu olacaktır:-a- Ortaya çıkarılacak plana hayır deyip Eroğlu-Serdar ikilisinin ülkedeki hakimiyetinin devam etmesini sağlamak veya b- evet diyerek ve belki de yorganı yakarak bir türlü değiştiremediği çeyrek asırlık politikacıları bu şekilde ortadan kaldırmak. Bu opsiyonlar ciddi sonuçlar doğurabilecek opsiyonlardır.

Geldiğimiz noktada kendilerini vatanın, milletin ve sakarya’nın en büyük savunucuları olarak reklam edenler, savunduklarını iddia ettikleri bu değerler için en büyük tehlikeyi sergiledikleri icraatlar ile yine bizzat kendilerinin oluşturduklarının farkında bile değildirler.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Mayıs 2014, Pazartesi    Bağımsız olabilmek
5 Mayıs 2014, Pazartesi    Siyaset simsarları
28 Nisan 2014, Pazartesi    Bugün Pazartesi - taşlama
21 Nisan 2014, Pazartesi    Guguklar kanat çırpıyor
14 Nisan 2014, Pazartesi    İpotekli parti
7 Nisan 2014, Pazartesi    Saraybosna masal dünyası projesi
31 Mart 2014, Pazartesi    DP parti binasının altındaki zindanlar
24 Mart 2014, Pazartesi    Sorumluluğu üstleniyormuş!
24 Mart 2014, Pazartesi    Sorumluluğu üstleniyormuş!
17 Mart 2014, Pazartesi    CTP'yi anlamak

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bağımsız olabilmek
Bengü ŞONYA | 12 Mayıs 2014, Pazartesi
Devlet içerisindeki sayıştaylık hükümet çalışmalarının kontrolü açısından bağımsız, yargı ise kuvvetler ayrılığı prensibi nedeniyle bağımsız olması gereken kurumlardır. Bağımsız olmak, adil ve tarafsız görev icra edeb...
Siyaset simsarları
Bengü ŞONYA | 5 Mayıs 2014, Pazartesi
Tarihi boyunca Demokrat Parti,  liderliğinin kendine olan güvensizliğinden kaynaklanan “küçük olsun benim olsun” ve “yeter ki ben seçileyim gerisi tufan”
zihniyeti ile yönetildiği için he...
Bugün Pazartesi - taşlama
Bengü ŞONYA | 28 Nisan 2014, Pazartesi
Bugün Pazartesi. Özel sektör için yeni bir umut, yeni bir başlangıç. Bürokrasi için of, puf günü. Öğrenciler için gene okul, gene sınav. Akıllarda tek bir soru. Nerede kaldı bu tatil? Bu gün siyasiler Skaloşların üzer...