Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Vatan MEHMET | 5 Mart 2018, Pazartesi

Makarios vasiyetine sadakatle...

Paylaş  
22
17
31

Navtex vaftizleri masada ve masayı daima nasıl “müzakere” şeklinde ikmal etmiştir görelim… 

Mayıs 74’te Ege denizinde zengin petrol kaynakları bulunduğu iddiası ortaya atılmış ve Ege’de Türk Yunan krizi alevlenmişti… 

7 Mart 1974 günü Rum Milli Muhafız Başkomutanı Pavlos Papadakis’i arayan -Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için Makarios'u deviren Yunan askeri cuntasının lideri- Albay Dimitris Yuannidis, “o kadar çok petrol var ki sekiz Kıbrıs satın almaya yeter. Makarios’a som altından bir taht satın alacağım. Kıbrıs’ı terk etmeyi kabul eden  her Kıbrıslı Türk’e de ağılığınca altın vereceğim” diyordu… 

Yunanistan’ın darbeci komutanı Yuannidis hapisteki 35’inci yılında, Temmuz 2010’da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ile Dışişleri müsteşarı Joseph Sisco için “Türkiye’nin Kıbrıs’taki niyetleri konusunda beni aldattılar. Oysa Türk ordusunu kolayca yenerdik…” diyecek ve Amerika’nın 74’le birlikte Kıbrıs’ı Yunanistan ve Türkiye arasında bölüştürme planlarına NATO konsepti çerçevesinde alet olduğu söyleyecekti. 

Türkiye Kıbrıs’a girdiğinde Yunanistan kılını kıpırdatmayacak, Kıbrıslı Rumları kaderine terk edecekti… Bunun intikamını Kıbrıslı Rumlar, Yunanistan’ı geçtiğimiz yılarda ekonomik krize sürükleyen büyük aktörlerden biri olarak almış görünüyorlar…

Neyse, dağılmayalım… 

74 Temmuz Barış Harekatının hemen öncesi Mart 74’te Ege’deki petrol eksenli kriz çerçevesinde Türkiye “Çandarlı” adlı petrol araştırma gemisini -savaş gemileri refakatinde- Ege’ye gönderdi… 

Görevdeki Yunan cuntası Türkiye’yi Yunan karasularını ihlal etmekle suçladı ve gemilerin geri çağrılması istedi. 

1 Haziran’da da Yunan Dışişleri, gemiler geri çağrılmadan Ege meselesinin müzakere edilemeyeceğini açıkladı. 

Dönemin Türk Dışişleri Bakanı Turan Güneş ise cevabi açıklamasında “Yunan cuntası iç siyasetinde popülerlik peşinde” diyecekti… 

Yine o sırada Enosis’ten tevbe edeli yıllar olan ve “Bağımız Kıbrıs” fikrine dönen ve bunu açıkladığı gibi uygulamaları ile de ispat etmiş olan ve aynı zamanda Yugoslav Tito ile birlikte Bağlantısızlar mensubu olarak Arap-İsrail Savaşında Araplar lehine tavır koyarak Amerikayı çok kızdıran- Başpiskopos Makarios o sıralarda kendisine yönelik bir iç darbe olacağı planlarına bir türlü inanmadığı gibi  anavatanı Yunanistan’daki cuntacıları Kıbrıs’ta el altından EOKA’yı desteklemekle suçluyor, “siz delirmişsiniz, bizi mahvedeceksiniz, Türkiye’yi harekete geçireceksiniz” diyor, sert mektuplar kaleme alıyor ve Atina’ya “bana valinizmiş gibi de muamele etmeyin” diyordu… 

** 

Doğu Akdeniz’de yeniden alevlenen ve merkezi Kıbrıs görünen gaz meselesi konusundaki bugünkü gelişmeler çerçevesinde özetle; 

Kıta sahanlığı ile ilgili anlaşma 2003’te, Rumların Mısır, İsrail ve Lübnan ile yaptığı kıta sahanlığı belirleme anlaşmalarına bir yanıt olarak gerçekleşti…

Türk tarafı tarafların bölgedeki diğer aktörlerin rızası olmadan, bu bölgelerin düzenlemesinden kaçınmaları gerektiğini anlattı. 

KKTC Dışişleri Bakanının ifadesine göre de, bize kulak asılmadığını fark ettiğimizde dış politikamızın paradigmasını değiştirmeye karar verdik ve 2011’de kıta sahanlığı anlaşması yaptık. 

Gaz meselesini uluslararası bir soruna dönüştürmek hedefi ile Rum tarafı aynı politikaya devam ediyor…

Ancak bugün yukarıda anlattığım 70’lerde değil Türkiye…

O dönemde Yunanistan, geri çek de müzakere edelim, diyordu… 

Bugün ise bakın Erdoğan ne diyor; 

“Macron Kıbrıs ve münhasır ekonomik bölge konusunda bizim daha yumuşak davranmamızı istiyor. Kendisine bizim uluslararası hukuka uygun davrandığımızı anlattım. Orada bulunacak petrol ve doğalgazda, Kıbrıs’ın kuzeyinin de güneyinin de hakkı var. Bu noktada birilerinin tek taraflı hareket etmesini kabul edemeyiz. Anastasiadis dürüst davranmak istiyorsa yapması gereken bir şey var: Arama çalışmalarının kime nasıl yaptırılacağını Kıbrıs’ın kuzeyiyle müzakere ile belirlemek. Sondaj beraber yapılmalı, çıkacak ürün de beraberce paylaşılmalı…”

Bilindiği gibi Türkiye bir sondaj gemisi aldı. 

Yakın vadede Kuzey sahasında bir sondaj gündeme gelebilir.

Bölgede Türkiye’nin rızası olmaksızın bir adım atılamaz. 

ENİ bilindiği gibi çekti gitti…

Ve Rumlar bu işi tek taraflı halletmeye çalıştıklarında artık uluslararası aktörlerden destek görmüyorlar… 

Askeri işler politikayı hep değiştirmiştir. 

Yerel yönetimlerde Kıbrıslı Türklere özerkliği zinhar vermem, diyen Makarios mesela 74 sonrası federasyonu konuşmaya razı olmuştur. 

Ancak Rumlar Makarios vasiyetine sadakatle hakları uluslararası soruna dönüştürme politikasında ısrar ediyor ve edecekler. 

Ancak artık netice alınamaz. 

Yani artık bu konuları da yazmaya pek değmez.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Aralık 2018, Çarşamba    'Gel, ne olursan ol yine gel' Mevlana'cılığı
10 Aralık 2018, Pazartesi    Doğal afet ve suni yurtseverler
30 Kasım 2018, Cuma    “Kaşıkçı” gazeteciliği
26 Kasım 2018, Pazartesi    Araştırma Komitesi Ergenekon'a var da FETÖ'ye yok mu?
19 Kasım 2018, Pazartesi    Ne Mutlu Kıbrıslı Türküm Diyene!
12 Kasım 2018, Pazartesi    Bu koalisyon bitecekse...
6 Kasım 2018, Salı    Kraliçenin patatesi
10 Eylül 2018, Pazartesi    Süt verelim, Euro alalım
13 Ağustos 2018, Pazartesi    'TL eridi Euro verin' solculuğu
16 Temmuz 2018, Pazartesi    Sampson'dan Simpson'a

banner
banner
banner
banner
banner
banner

'Gel, ne olursan ol yine gel' Mevlana'cılığı
Vatan MEHMET | 12 Aralık 2018, Çarşamba
"Eskiden tasavvufun kendi vardı adı yoktu. Şimdi adı var kendi yok"
Bûşenci

Her yıl olduğu gibi Mevlana Haftası başladı, başlıyormuş mu ne!
Batı’nın Mevlana’yı anlama ekseni ve Mevlana’ya göster...
Doğal afet ve suni yurtseverler
Vatan MEHMET | 10 Aralık 2018, Pazartesi
Doğrudur, kimselerin çocukluğundaki gibi değil.
Ne yazlar eski yaz.
Ne de kışlar…
Teknik olarak son Buzul Çağı’nın hala bitiş dönemindeymişiz…
Küresel ısınma, iklim değişikliği gibi şüpheli bilimselliklerden biz d...
“Kaşıkçı” gazeteciliği
Vatan MEHMET | 30 Kasım 2018, Cuma
“Kaşıkçı” gazeteciliği
Kaşıkçı cinayeti tüm yönleri ile literatürlük.
Yer, zaman, mekân, usul ve algının yön değiştirmesi gibi birbirinden bağımsız “ilkler”ve garâbetler içeriyor.
Herkes hemfikir ki hadise küresel ...