Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Vatan MEHMET | 26 Haziran 2018, Salı

'Yıkalım devirelim' siyaseti bin kez toslar

Paylaş  
19
18
19

“Geçen zaman ve yaşanan olaylar siyasi kadroların sisteme sundukları hizmet itibariyle birbirlerine ne kadar çok benzerlerse o kadar uzun ömürlü olabileceklerini kanıtladı”

İsmet Özel

AK Parti böylece girdiği 16’ncı yılında 14 seçimden yani: 6 genel, 3 yerel, 3 referandum ve 2 Cumhurbaşkanlığı seçiminden zaferle çıkmış oldu.

Yoksa 13 mü?

Salt çoğunluk yine mi hile, şarlatanlık ile! 

Artık tutmuyor bu ezberler… 

Sıkıyor. 

Zaten Türkiye’de de sorun muhalefet sorunu: Tarassuttan yoksun, ezber üstüne kurulu alternatifsizlik. 

Son dört seçimin en olaysız “sandık günü” hakkında değerlendiren Muharrem İnce de bunu anlamış olacak ki, yenilgiyi kabul ettiğini, sandıklarda olup biten ve her seçimde müşahede edilen hadiselerin neticeyi değiştirecek nitelikte olmadığını, açık ara fark ortada iken aksine yenilgiyi kabul etmemenin bir anlamı olmadığını söylüyor. 

** 

“Yıkalım, devirelim siyaseti” üç ayda bir, yüz kez ardı ardına sandığa gitse sonuç değişmez. 

Hem neden değişsin, sorusunun da sokakta rasyonel karşılığı yoktur. 

Çünkü bu siyaset, yani “Erdoğan gitsin, ne olursa olsun” yaklaşımı yeni bir şey vadetmiyor ve alternatif olmuyor. 

Pozitif siyaset karşısında yeniliyor…

Üstelik ülke ekonomisine zarar vereceği besbelli olan seçim vaatlerini de kimse yutmuyor. 

Siyasal kutuplaşmanın “bir ayrışma” olduğu paranoyası da pek doğru değil.

5 milyonluk miting yaptığı iddia edilen İnce İstanbul’da 3 milyon çekti. 

Demek ki siyaset yarışı sosyal medyada da miting meydanlarında da kazanılmıyor. 

Churchill’ın dediği gibi demokrasinin ne olduğunu anlamak için herhangi bir seçmenle beş dakika konuşmak gerek…  

İnce’nin takdire şayan ittifakın adayı olarak AK Parti tabanını da konselide ettiği ortada. 

Ne var ki Ekmeleddin bile yüzde 38 çekmişti. 

Üstelik Demirtaş’ın popüler olduğu, televizyonlarda saz çalıp, hendek siyasetinin sahada olmadığı, sempatiyle şöhret bulduğu o dönemde… 

Millet ittifakı, ittifak anlamında müspet bir siyasi tecrübe olmasına rağmen yüzde 30’la rezil olmuştur. 

‘Ben yoluma devam edeceğim’ diyerek aslında partisine konuşan “İnce’li CHP”, İzmir’de bile yüzde 5’lik oy kaybetse de ittifaktan kaynaklı 13-14 vekili fazladan soktuğuna şükretmeli. 

** 

Ak Parti ise belli ki liderinde sorun görmüyor ama örgütünü ‘müesses nizamın’ artık bir parçası, gelinen noktada da cezaya müstahak “elitler” olarak telakki ediyor. 

Parti ile lideri arasında aslında şaşırtmayan yüzde 10’luk fark, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana “belirleyici” olmayı sürdüren MHP’nin başarısı… 

Bu yüzden parlamentoda kimsenin elde edemediği çoğunluk ve şekillenme, AK Parti’nin MHP ile işbirliğini sürdürmeye mahkûm etmeye devam edecek. 

** 

Bir değişim siyaseti olarak Türkiye’de Cumhuriyetçi Muhafazakârlık gereğini yaptı.  

Fakat Anayasal değişimin şart olmasına rağmen bu konsensüsün sağlanması şimdilik yine zor görünüyor. 

Büyük resim için ise “geriye çalışmak ve başarmak kalıyor” demek yerinde olur. 

Türkiye, Başbakanlık yapmaya çalışan “son Başbakan” Davutoğlu’nu siyasetten silmiş, son sembolik Başbakan Yıldırım’la da vedalaşmıştır. 

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile biraz Latin Amerikan olmak kaydıyla kendine mahsus ve bundan sonra da bazı unsurlarını tashihe mecbur bir “yaşayıp görelim” dönemine girecek.  

Uyum yasaları… Denge-Denetim… Bütçe, teknokrat kabine ve sair. 

Çok tartışılacak. 

Ve fakat İnşa süreci “sakat” olduğu besbelli olan Türkiye Cumhuriyeti, 100 yıllık bir parantezi kapatmış ve belki de ilk kez anlamlı olan bir şeyi de denemek üzere yeniden yola koyulmuş görünüyor. 

Hep söylüyoruz: Ketum tarih, Erdoğan’la ilgili hükmünü henüz vermiş değildir. 

Ancak İttihat Terakki’den beri akan kronolojide görüleceği üzere O, “azınlığa yaslanan tek adam” olmaktansa “çoğunluğa yaslanan tek adam” olmaya fazlasıyla lâyıktır…

Çünkü bazıları için kabul etmek zor olsa da Erdoğan, Türkiye siyasetinde “etkin olma süresi rekoru” Atatürk’e ait olan çıtayı da son galibiyeti ile aşmıştır. 

Gelenek o ki Cumhurbaşkanı ilk KKTC’yi ziyaret edecek. 

Bakalım Kıbrıs meselesi “yeni” yeni sezonda nasıl şekillenecek… 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Eylül 2019, Pazartesi    Kapalı Maraş ve The Economist
20 Ağustos 2019, Salı    Doğu Akdeniz'de CHP'yi anlamak
22 Temmuz 2019, Pazartesi    'Serhat' sahne birleşmiyor, ayrılıyor
2 Temmuz 2019, Salı    Füze sekse de bizi sarsmaz...
20 Haziran 2019, Perşembe    Doğu Akdeniz'de gerilim mi dediniz
13 Mayıs 2019, Pazartesi    UBP-CTP bozulurken Türkeş ile görüşen kimdi?
9 Mayıs 2019, Perşembe    Yeniden beka
6 Mayıs 2019, Pazartesi    İki toplumlu sanat
29 Nisan 2019, Pazartesi    Kolpa delik: Kara Delik
22 Nisan 2019, Pazartesi    İstanbul'a düşen 'Joker Yıldırım'

banner
banner
banner
banner
banner

Kapalı Maraş ve The Economist
Vatan MEHMET | 2 Eylül 2019, Pazartesi
Siyasi Siyonizm'in kurucusu Theodor Herzl, Kıbrıs ile ilgili düşüncelerini Siyonist hareketin finansörlerinden Lord Rothschild'e, Temmuz 1902'de şöyle aktarmıştır: "Önce Kıbrıs'ı ele geçirmeliyiz, ardından bir gün İsr...
Doğu Akdeniz'de CHP'yi anlamak
Vatan MEHMET | 20 Ağustos 2019, Salı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “akıl almaz” denerek yaptığı son Doğu Akdeniz açıklaması çok popüler…
Birçok ülkenin zengin petrol ve doğal gaz kaynakları nedeniyle Doğu Akdeniz'de yer aldığını söyleyen Kılı...
'Serhat' sahne birleşmiyor, ayrılıyor
Vatan MEHMET | 22 Temmuz 2019, Pazartesi
Kronolojik olarak dört önemli gelişme var: İlki NATO uçaklarına karşı tasarlanan ve öncelikle ‘Akkuyu’yu koruyacak olan S-400’lerin Türkiye’ye ilk teslimatı… Pek vurgulanmıyor: bundan en çok İsrail rahatsız oldu.
Hem...