Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Vatan MEHMET | 6 Mayıs 2019, Pazartesi

İki toplumlu sanat

Paylaş  
17
19
17

"Yalnızca kendi halkının davasını görebilen kişi kendi halkına da ihanet ediyor demektir. Zira bu halkın da diğerleriyle beraber karmakarışık bir halde içine düşeceği katliamları hazırlamış olmaktadır. Değişim için çalışmayan kötülük için çalışıyor demektir"

                                                                                                                                                Henri Barbusse

Kıbrıs sorunun devamından hayatlarını idame ettiren dünyada en az 5 bin insan var… Yuvarlak ama kesin ortalama rakam bu.

BM ve AB bürokrasisi…

Garantörlerin masaları, şefleri…

Askeri personeli…

Ateşesi, peçetesi…

İçte siyasetin bütünü… Sağı, Solu…

Ortası.

Tüm zihinler…

**

Bir de kelimenin tam anlamıyla geçinen “avaracı” güruh var!

İki toplumlu sanat ve türlü çeşit “etkinlik” takımı bunlar…

Her türü var.

Sahnede…

Tuvalde.

Sahada…

Yurtdışında organize edilen seminerlerde…

Esasen sanat diye hiçbirinin yüzüne bakacak bir camia yok.

Tek satış yapamadıkları gibi çoğunun dost sohbetlerinde bile aldıkları övgüler “ahpapçılık” tadında…

Çizgileri, sahnelemeleri, boyaları, çamurları ve hatta sanat diye sattıkları felsefe bile doğrusu astarsız.

Ama iş görüyorlar.

Sadece ortada sürekli görünenler için söylüyorum: Ne eserleri var, ne ele dişe dokunur bir konsept çalışmaları…

Var mı?

Tanınan herhangi bir ülkenin ne galerilerinden içeri girebilirler ne de sahnesinde toz yutabilirler.

Sloganları da hep “Kıbrıs Sorunu” eksenli. Yani sanat evrensel ama bizim sanatçımız pratikte hep “kimlikli”.

Bu bienalde sadece Kıbrıs sorunu var… Dolayısıyla kendi kategorilerinde “yetenek sınavından” geçecekleri de şüpheli…

 

**

Birey olan insanın kökeni Aristo’nun dediği gibi toplum mu yoksa toplum, Sarte’nin dediği gibi bir hastalık mı?

Sanatın değil toplumsal, bireysel bir kurtarıcı tarafı dahi olduğu sanat felsefelerinde belirsiz bir tartışmadır. Mesela büyük sanatçıların hepsinin insanlığın sorunlarıyla ilgilendiğini, bu ilginin dünya barışını sağlamakta önemli katkılar sağlayacağından sanırım ciddi anlamda bahseden tek kişi “romantik Goethe”…

Üstelik bu nüans ‘gerçek sanat’ için geçerli.

Bizde sanat, hiçbir kritere göre var olan bir şey değil.

Yaşam bir bütün, sanatçı da yaşadığı toplumsal sürecin bir parçasıdır, doğru! Fakat bizde bunun bu şekilde ortaya çıktığını kaydedecek bir sanat tarihçisi de yok.

Sanatçının yaratıcı gücünü oluşturan onun özgünlüğüdür. Başka hiçbir şeyi değil. Yani önce özgün olmak gerek.

Bunun da kriteri var, pazar mangalına benzemez.

Herhangi bir ciddi “sanatçının”, bizdeki iki toplumlu sanat faaliyetlerinde boy gösteren sözde sanatçılarla dünyanın hiçbir yerinde bir araya gelmesi mümkün değil.

Daha ileri gideyim: tanışması bile mümkün değil.

Bu durum Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum sanatçılar için de aynı anda geçerli…

Her sanat kategorisinde “statükocu” niteliksizlik diz boyu…

Fakat bizdekiler sosyal medya paylaşımlarında bu etkinlik ve içerikleri Rum dilinde de yayımlayınca insan gerçekten bir şey yaptıklarını sanıyor. Oysa bere ve atkı ile başlayan -ve çoğunlukla 15 kişilik- iki toplumlu sanat etkinlikleri gecesinde sirtaki ile bitiyor.

Daha da garibi Güney’de sahne alıp sergi açabilenler kendilerini son zamanlarda daha da “dünya sanatçısı” zannetmeye başladı. Piyasada sanatçıyı dahi aşan bir ego patlaması var…

Sanatın kendisini zavallı hale getiren daima “sanatçılar” olmuştur gerçi ama bizde bu faaliyetler, bir festival yerinde açılmış günü kurtarıcı “stantçılık” tadında bile değil…

Üzgünüm; Barış için sanatı kullanmanın farklı stratejilerinden de yoksunuz.

Bunu düşünen, sorgulayan biri de yok gibi…

Üstelik sanat savaş ve barış konusuyla “nasıl başa çıkılır” diye reçete de sunmaz ama direniş yollarını anlaşılır bir şekilde estetize ederek ortaya koyabilir.

Bizde bunun böyle olduğunu ortaya koyabilecek biri var mı?

Türkçesi dünyanın hiçbir yerinde beş kuruş etmeyecek eserler, “sanatçı kimlikler” Kıbrıs sorunundan geçinmesini “barış” konsepti üzerinden nicedir öğrendi.

Konu sanat olunca da siyaset ne yapsın!

Sen aslansın, sen kralsın.

Yani ancak Kıbrıs Sorunu içinde sanat yapabilirsin.

Savaşın olmadığı bir durum barış değildir. Barış bundan daha fazlasını ifade eder.

Bizdeki sanat “barış elçisi” rolünde ama bu ifadeden yoksun!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Temmuz 2019, Pazartesi    'Serhat' sahne birleşmiyor, ayrılıyor
2 Temmuz 2019, Salı    Füze sekse de bizi sarsmaz...
20 Haziran 2019, Perşembe    Doğu Akdeniz'de gerilim mi dediniz
13 Mayıs 2019, Pazartesi    UBP-CTP bozulurken Türkeş ile görüşen kimdi?
9 Mayıs 2019, Perşembe    Yeniden beka
29 Nisan 2019, Pazartesi    Kolpa delik: Kara Delik
22 Nisan 2019, Pazartesi    İstanbul'a düşen 'Joker Yıldırım'
18 Mart 2019, Pazartesi    Yeni Zelanda ve bizim Kıbrıs Türk Solu
28 Ocak 2019, Pazartesi    İki devletli 'baklanın' sıhhate faydaları  
14 Ocak 2019, Pazartesi    KKTC, adı gibi en özel!  

banner
banner
banner
banner
banner
banner

'Serhat' sahne birleşmiyor, ayrılıyor
Vatan MEHMET | 22 Temmuz 2019, Pazartesi
Kronolojik olarak dört önemli gelişme var: İlki NATO uçaklarına karşı tasarlanan ve öncelikle ‘Akkuyu’yu koruyacak olan S-400’lerin Türkiye’ye ilk teslimatı… Pek vurgulanmıyor: bundan en çok İsrail rahatsız oldu.
Hem...
Füze sekse de bizi sarsmaz...
Vatan MEHMET | 2 Temmuz 2019, Salı
Denizde kapalı coğrafi ve de Kuzey’de siyaseten öyle izoleyiz ki…İyi de bir şey bu! Kültür, dil ve sair korunmuş oluyor. Sahte dünya hissedilmiyor.
Daha önce ilk kez Kasım 2014’te kıyılarımıza gelen 300 mülteci ile h...
Doğu Akdeniz'de gerilim mi dediniz
Vatan MEHMET | 20 Haziran 2019, Perşembe
Sıkılıyoruz ama yeniden alevlenince değinmek icap etti.
Herkes şimdi yeniden bunu konuşuyor. Doğu Akdeniz gerilimi…
Akademik dille: Yeni bir kriz ve mücadele alanı.
Hani ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun araştır...