Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Vatan MEHMET | 22 Temmuz 2019, Pazartesi

'Serhat' sahne birleşmiyor, ayrılıyor

Paylaş  
102
36
100

Kronolojik olarak dört önemli gelişme var: İlki NATO uçaklarına karşı tasarlanan ve öncelikle ‘Akkuyu’yu koruyacak olan S-400’lerin Türkiye’ye ilk teslimatı… Pek vurgulanmıyor: bundan en çok İsrail rahatsız oldu.

Hemen ardından ABD’nin Güney Kıbrıs üzerinden “şartlı”kaldırdığı silah ambargosu…

Bu, ABD’nin S-400’lere ilk cevabı olarak değerlendirildi.

Doğru değil.

Kalkan Ambargonun şartı, Rus savaş gemilerinin limanlardan ikmal yapmaması. Rumlar bunu reddetti. Zaten tarihi ilişkiler nedeni ile yapamazlar. Fransızlara üs vermeye benzemez… Yani aslında fiilen kalkan bir ambargo yok. ABD’nin Rumlara attığı bir kazık var ortada.

(Başka uzun hikâyeama bu 40 yıllık silah ambargosunun nedenini kimse tam olarak bilmez: Asıl gerekçe Ağustos 74’te Rumların ABD Büyükelçisi RogerDavies’i öldürmesidir)

Bundan bir hafta sonra AB’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle aldığı hükümsüz bir dizi yaptırım kararları… Ve bir tam gün sonra Pentagon açıklaması ile Türkiye’nin beklendiği şekilde F-35 programından çıkarılması…

Bölgemize ilişkin bu dört kritik gelişmenin arasına “Kıbrıs’ta çözüme teşvik maksatlı kriz çıkarmaya yönelik” Kıbrıs Türk tarafının bölgedeki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin –bir kez daha reddedilmek üzere- Güney Kıbrıs’a Ortak Komite kurulması teklifi ile KKTC’de “Maraş’ın statüsünün” tartışmaya açılmasını da ekleyebiliriz…

Türkiye’nin, Suriye ve Irak’ta kendine alan açma girişimleri ve Ortadoğu’nun stratejik odağına dönüşen Doğu Akdeniz’de “anlamlı miktar varlığı meçhul”olan gaz gerginliğinepro-aktif katılımı, ABD-Rus rekabet ve çatışmasının yarattığı boşluklardan da yararlanarak kendine “daha iyi bir pay açma” çabası…

Gelişmeler denkleme, bölgesel güç olabilme iddiasındaki devletlerin ve özellikle de Türkiye’nin nasıl ve ne şekilde katılacağı ile ilintili…

Şimdi bu kronolojiye çarşaf usulü bakalım.

**

Trump'ınG-20 açıklamalarına rağmen S-400'leri tehdit olarak gören Pentagon, Çarşamba günü yapılan açıklama ile Türkiye'ye jet satışı planını bırakacağını duyurdu.

Türkiye'nin şimdi Rus yapımı savaş uçaklarının teslim edilmesini içeren bir anlaşma için görüşmeler yapması olasılığından söz ediliyor…

Kremlin, Türkiye isterse Su-35 sevkiyatı yapmaya hazırız, diyor.

Türkiye'nin programdan çıkarılması 500-600 milyon dolara mal olacak. Bu maliyetin üstüne bir de 100 F-35'i eklemeli. Uçak başına 88 Milyon Dolar.

Bunun üstüne bir de çatırdayan NATO ittifakı...

Ancak Trump karşıtı NATO, “Türkiye ile işbirliğimiz F-35'lerden çok daha derin ve kapsamlı” açıklaması yapıyor…

Doğru söylüyor.

Türkiye’nin NATO’dan çıkacağı yok.

Böyle bir niyeti de yok. Bu başta Savunma bütçesi ile ilgili…

Teknik yönü bir yana siyasi yönü daha kritik: Türkiye NATO’dan çıktığı günün haftası İsrail ile Kıbrıs Rum Yönetimi vetodan kurtulur ve hemen NATO’ya girer.

Bu durumda Türk-Yunan dengesi tam olarak bozulur ve resim tamamen değişir.

Yunanistan’da değişen iktidar, sempatik söylemlere rağmen bu konuda belirleyici olamaz.

**

Devam edelim…

Daha öncede belirttiğimiz Doğu Akdeniz’deki “sahte gerginliğin” geçmişi, 2000'li yılların başına, yani Kıbrıs açıklarında gaz kaynaklarının yer aldığına ilişkin sözde bilimsel öngörülerin ortaya çıkmaya başladığı döneme dayanıyor.

Güney Kıbrıs, 2002'den itibaren Doğu Akdeniz'de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları yapmaya başladı. Türkiye ise bu anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin haklarını çiğnediği gerekçesiyle konuyu BM'ye taşıdı ve kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı.

Türkiye'nin BM nezdinde itirazlarına rağmen Güney Kıbrıs, 2007'nin başında 13 adet arama sahası ilan etti ve büyük petrol şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçti. Buna karşılık Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs'ta adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde TPAO'ya arama ruhsatları verdi.

Güney Kıbrıs’ın ilan ettiği 13 parselinden 1, 4, 5, 6 ve 7 no'lu parsellerin bir bölümü, Türkiye'nin TPAO'ya ruhsat verdiği bloklarla kesişiyor. 3 no'lu parsel ise Kuzey Kıbrıs'ın TPAO'ya verdiği ayrıcalıklı alan ile çakışıyor.

Türkiye bölgede sondaja başlayınca Brüksel,Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs'ı bağımsız düşündüğünü, böylece doğal kaynakları çıkarma hakkına sahip olmasından istifade ettiğivarsayımıylabunu hukuka aykırı bulduğu için yaptırım mekanizmasını devreye soktu.

Buna göre;

  1. Fonlardan 140 Milyon Euro kesinti.
  2. Kapsamlı hava taşımacılığı görüşmelerinin durdurulması.
  3. Avrupa Yatırım Bankasının TRdeki faaliyetlerinin durdurulması.

4-Üst düzey siyasi diyalogun askıya alınması…

Şimdi bu yaptırımlardan hangisi anlamlı?

Ortada üst düzey bir siyasi diyalog zaten yok. Buna niyetli bir taraf da yok. Mülteci “paralarını” zaten vermeyen AB, Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kesintilerini daha önce de yapmıştı.

Sivil havacılık görüşmeleri de Türkiye Dışişleri’nin de hatırlattığı gibi Rum kesimi nedeniyle zaten durmuş halde…

**

Bölgeye AB’ye cevaben 4. gemi Oruç Reis de intikal edecek. Üstelik “Reis”in Güney Kıbrıs ile çakışan bölgelerde faaliyet göstermesi bekleniyor.

Buna ek olarak TSK, Doğu Akdeniz’deki savaş gemileri ve SİHA’larının sayısını artıracak.

Son resimde ise önce Rum Dışişleri Bakanı, “Kıbrıs sorununa çözümü ve Türkiye’yle iyi işbirliğini hedefliyoruz” dedi. Ardından da Rum lider Anastasiadis’ten, “Akıncı ile görüşmeye hazırım” açıklaması geldi.

Bunların bölgede gerilimi düşürecek nitelikte hamleler olup olmadığını anlayacağız.

Fakat kesin olan şu: Hidrokarbon varlığı ya da gerilimi, ünlü değişle “Kıbrıs Sorunu sabitini” değiştirmez.

Her türlü arayış “birleşme” için değil “kesin ayrılıkla işbirliği modeli” için sahneleniyor.

Her ne kadar BM, “önce liderler kendi aralarında anlaşsın” dedi ise de olası gayrı resmî Beşli Konferansta Türk tarafının konfederasyonda ısrar ederek “alternatif olarak iki devleti ortaya koyacağı” iddiaları boşa değil…

Anlayacağınız Kıbrıs, Doğu Roma’nın da “serhat”ıyani “sınır boyu” idi…

Şaşmaya ne gerek…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
15
 
1
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Temmuz 2019, Salı    Füze sekse de bizi sarsmaz...
20 Haziran 2019, Perşembe    Doğu Akdeniz'de gerilim mi dediniz
13 Mayıs 2019, Pazartesi    UBP-CTP bozulurken Türkeş ile görüşen kimdi?
9 Mayıs 2019, Perşembe    Yeniden beka
6 Mayıs 2019, Pazartesi    İki toplumlu sanat
29 Nisan 2019, Pazartesi    Kolpa delik: Kara Delik
22 Nisan 2019, Pazartesi    İstanbul'a düşen 'Joker Yıldırım'
18 Mart 2019, Pazartesi    Yeni Zelanda ve bizim Kıbrıs Türk Solu
28 Ocak 2019, Pazartesi    İki devletli 'baklanın' sıhhate faydaları  
14 Ocak 2019, Pazartesi    KKTC, adı gibi en özel!  

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Füze sekse de bizi sarsmaz...
Vatan MEHMET | 2 Temmuz 2019, Salı
Denizde kapalı coğrafi ve de Kuzey’de siyaseten öyle izoleyiz ki…İyi de bir şey bu! Kültür, dil ve sair korunmuş oluyor. Sahte dünya hissedilmiyor.
Daha önce ilk kez Kasım 2014’te kıyılarımıza gelen 300 mülteci ile h...
Doğu Akdeniz'de gerilim mi dediniz
Vatan MEHMET | 20 Haziran 2019, Perşembe
Sıkılıyoruz ama yeniden alevlenince değinmek icap etti.
Herkes şimdi yeniden bunu konuşuyor. Doğu Akdeniz gerilimi…
Akademik dille: Yeni bir kriz ve mücadele alanı.
Hani ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun araştır...
UBP-CTP bozulurken Türkeş ile görüşen kimdi?
Vatan MEHMET | 13 Mayıs 2019, Pazartesi
KKTC tarihinde ilk kez kurulan 4’lü koalisyon hükümeti bozuldu.
Bu da nice umutlar barındırıyordu ama kimse sihrine başından inanmadı.
Hâmisi Cumhurbaşkanı Akıncı deniyordu.
Seçilmemişi “seçilmişlere” tercih eden C...