Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 17 Temmuz 2017, Pazartesi

Başkanlık sistemi bu şartlarda kırtasiye masrafı olur...

Paylaş  
49
103
48

Crans-Montana çöktüğünden beri her kafadan bir ses çıkıyor.

Belli ki çözüm umudu dışında toplumun önüne konulup oyalattıracak bir şey lazım.

Son günlerde çeşitli çevrelerde seslendirilen oyalantı modeli ise ‘başkanlık sistemi…’

Sürdürülemez olduğu apaçık olan şu anki parlamenter sistemin alternatifi olarak düşünülen bu model belli ki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da kafasına yatmış görülüyor.

Öyle ki Sayın Başkan, Crans-Montana zirvesinden sonraki gün biz gazetecilerle yaptığı basın toplantısında “Kıbrıs sorunu çok vaktimi alıyordu, şimdi iç meselelere daha çok vakit ayırabilirim” minvalinde bir açıklamada bulundu.

Başkan şu anki sistem içerisinde yürütmenin başı olamadığına göre, tek yapabileceği şey hükümetten gelen yasaları imzalamayıp bekletmek ya da tekrar geri gönderildiğinde ya imza edip ya da son çare olarak Anayasa Mahkemesi’nden görüş istemektir.

Haliyle bu durumun ortaya çıkaracağı komplikasyonlar birden fazladır.

Yani Başkan imzalamayarak ya da görüş alarak yürütmenin işleyişini yavaşlatabilir ve bu da hükümetin ‘işimize karışıyor’ şeklinde tepkisine neden olur.

Dahası bu durum, yani bir nevi hükümete muhalefet etme durumu ortaya çıkaracağı için ‘tarafsızlık’ denilen ilkeyi de ihlal anlamına gelecektir.

Elbette, başkan hükümetle aynı fikirde olmak zorunda değildir ama sonuçta, hükümet de kendisi gibi halkın oyları ile seçilmiştir.

Dolayısı ile Cumhurbaşkanı bu türden ‘yürütme’ işlerine girecekse bunu ancak başkanlık sistemine geçilip kendisi de onun seçimini kazandıktan sonra olur.

Peki, KKTC denilen ve direkt olarak Türkiye tarafından yönetilen devletin sorunları söz konusu sisteme geçilerek çözülür mü?

Bana göre ilk başlarda belki değişimin getireceği doğal etkilerle bir miktar umut yaratabilir ancak KKTC’nin sorunları yapısaldır, kuruluşundan ileri gelmektedir ve tüm bunları bir arada düşünürsek söz konusu sorunların çözüleceğini düşünmek hayalcilikten öteye gitmeyecektir.

Türkiye’nin etkisi devam edecekse, buraya aktarılan nüfus son hızla aktarılmaya devam edecekse ve ülkenin tüm kurumları bu kapasiteyi kaldıramayacağı için çökecekse sistem değiştirip milyonlarca TL kırtasiye masrafına ne gerek var?

Ha, eğer bana derseniz “Kıbrıs Türk Devleti’ni ilan ediyoruz” ve ardından da AB bize verdiği sözleri tutacak, bizi adam yerine koyacak ya da ne bileyim en azından spor ve ticaret ambargosunu kaldıracak, o zaman işler bir miktar değişebilir derim.

Bu modelleri, yani Tayvan, Kosova ya da Dubai gibi modelleri çokça konuştuk.

Eğer Federal Kıbrıs tezi tamamen ortadan kalkarsa, bir daha asla masaya gelmemek üzere çöpe atılırsa, o zaman bu modeller gündeme gelebilir ama nasıl gelir?

Misal Rumlar size gelip “Güzelyurt ve Maraş’ı verin, bizim yitirdiğimiz malların tazminatını ödeyin adayı ortadan ikiye bölelim. Biz Güney’de siz Kuzey’de ne halimiz varsa görelim” derse kabul eder misiniz?

Zira bugün “B planı” diye bas bas bağıranlar, “Konfederasyon isterik” diye yeri göğü inletenler bu işlerin nasıl olacağını zannımca pek bilmemektedir.

Sanırım bu arkadaşlar Rumların toprak veya tazminat almadan, hiçbir şey görüşmeden “hadi kabul ettik bu işi, taksim edelim” demesini beklemek gibi bomboş bir hayal içindedirler.

Dolayısıyla, yazımın başına dönecek olursam, çöken süreçle birlikte üzerimizdeki belirsizlik bulutu daha da artmış, kara bulutlar yoğunlaşmıştır.

Hal böyle iken, kimlikle giriş devam ederken, nüfus aktarılırken, geçici 10. madde orada dururken, elçilik binası bir nevi vali konağı gibi hareket ederken, adanın kuzeyinde resmen bir irade gaspı yaşanırken ve uluslararası tanınmamış statümüz devam ederken, başkanlık diye bir sisteme geçmeyi konuşmak abesle iştigaldir.

Dahası kırtasiye masrafıdır.

Ondan daha da ötesi boş çabadır, bu toplumun geleceği ile dalga geçmektir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
1
18 Temmuz 2017, Salı
ismail kerimol (texas ismail)         - lefkoşa
Amerikan mandası neden olmuyoruz bu vesileyle türkiye- abd ilişkileride bir nebze iyileşmiş olur. hem ülkede ne kadar düşünen öküz var sanki manda olsak bişey değişecek

YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Eylül 2018, Cuma    Bütünü henüz yokmuş, parça parça yapalım…
3 Eylül 2018, Pazartesi    Kissinger'in tavsiyesi, adanın kaderi...
1 Eylül 2018, Cumartesi    Marazi zihin faaliyetleri
18 Temmuz 2018, Çarşamba    Ferdi Başkan, Zorlu, İnönü ve tarihi gerçekler…
5 Temmuz 2018, Perşembe    Lute hanım ve olası senaryolar
26 Haziran 2018, Salı    Akıncı, stratejik anlaşma ve tek yumurta ikizleri...
11 Ağustos 2017, Cuma    Veda yazısı...
9 Ağustos 2017, Çarşamba    Düşman ikizler...
8 Ağustos 2017, Salı    Aslında ev yok…
6 Ağustos 2017, Pazar    Kefaretin bedeli...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bütünü henüz yokmuş, parça parça yapalım…
Ulaş BARIŞ | 21 Eylül 2018, Cuma
Bütünü henüz yokmuş, parça parça yapalım…
Geçen gün programda Araştırmacı ve benim gibi Kıbrıs sorunu için fazlaca mesai yapan Mete Hatay, ‘big bang’ ya da Türkçesi ile ‘toptan/bütünlüklü çözüm’ yerine, ‘parça parça ...
Kissinger'in tavsiyesi, adanın kaderi...
Ulaş BARIŞ | 3 Eylül 2018, Pazartesi
Tarih 13 Ağustos 1974…Sabah saat 9.00…Yer Oval Ofis, Beyaz Saray-Washington…
Amerikan Başkanı Gerald Ford, Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger ile Ulusal Güvenlik Konseyi’nden General Brent ...
Marazi zihin faaliyetleri
Ulaş BARIŞ | 1 Eylül 2018, Cumartesi
Marazi zihin faaliyetleri
Geçen gece bir arkadaşımla, Tanıl Bora’nın ‘Zamanın Kelimeleri-Yeni Türkiye’nin siyasi dili’.. adlı son kitabında yer alan ‘Sıkıntı Yok’ isimli makalesini tartışıyorduk.
Daha doğrusu okuyup...