Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 23 Ekim 2018, Salı

Formül mormül yok, bam bam bam...

Paylaş  
10
12
13

Yazının başlığına bakıp bu yazıyı ciddiyetsiz sanabilirsiniz ama öyle değil.

Ama bazı kafalara, pek de ümidim yok ama, belki olur da anlarlar diye mesaj olsun diye yazıyorum.

Efendim, konu şu: Genel Sekreter Guterres, son Kıbrıs raporunda bir sonuç alınabilmesi için ‘yeni fikirlere ihtiyaç duyulabilir’ diye yazdı, malumunuzdur.

Anlaşılan odur ki, ayrılıkçı kafalar, bu lafın üzerine atlamış, bunu bir algı operasyonu malzemesi olarak kullanmaya başlamıştır.

Kafasında ayrılık ve şu anki statükonun korunması dışında başka fikirleri olmayanlar sevinç çığlıkları atarak bu cümleye sarılmışlar, ortalıkta dolaşmaktadırlar.

Genel Sekreterin raporu hakkındaki görüşlerimi yazmıştım.

Bana göre, Guterres’in en önemli vurgusu ‘ivedi çözüm’ üzerine odaklanmasıdır.

Raporun geneli de oluşturulmaya çalışılan ‘her şey bitti’ anlayışının tersine, ‘bir şey bitmedi, şans vardır’ kurgusundadır.

Bunun dışında, raporla ilgili yazdığın ilk değerlendirmemde, içinde federasyon kelimesi geçmediği için ‘canımın sıkıldığını’ da açıkça ifade etmiştim.

Raporda, ‘federal çözüm’ ise lafı bir kez geçmektedir.

Ancak bu ayrılıkçı kafaların sözünü ettiği yeni formüller, ki bunlar konfederasyon ve iki devletlilik yönünde dillendirilmektedir, hiç geçmemektedir.

Buna rağmen geçmiş gibi yapıyorlar…

Kafalar karışık herhalde, çünkü bunları ekserisi konfederasyonu ‘iki devletli çözüm’ sanmaktadır.

Bir kısmı ise bu modeli müzakere etmeyeceğimizi, bunun bir gecede ilan edileceğini ve bizim malımızın gene bizim, Rumun malının da yine bizim olacağını sanmaktadır.

Ayrıca, bu arkadaşlar, Anastasiadis’in ortaya attığı ‘gevşek federasyon’ modelinin böyle iki devletli çözüm gibi bir model olduğunu sanmaktadırlar ama haliyle burada da yanılmaktadırlar.

Kısacası, federasyonun ne olduğunu, onun özünde ne olduğunu bilmeden ahkam kesen bu arkadaşların, federasyon çerçevesinde şekillenen yeni fikirlere kör bakması aslında doğaldır.

Bakınız arkadaşlar, Guterres’in dediği ‘yeni fikir’, federal Kıbrıs formülü ile ilgili yeni fikirlerdir, başka da bir şey değildir.

Çözüm olacaksa, gevşek ya da güçlü, federasyon temelinde olacaktır, ayrılıkçı fikirler düzleminde değil.

Sizin ısrarla bu halka yalan söyleyip, ‘hade müjde, yeni formül bulunuyor’ şeklinde esip yağmanız bu gerçeği değiştirmez.

Ayrıca bir gerçeği daha değiştirmez, ki o da Kıbrıs sorununun ‘uluslararası bir sorun’ olduğu gerçeğidir.

Dolayısıyla sevgili arkadaşlar, bugün geldiğimiz nokta, sürecin doğal olarak bu yönde verilmesi ve bizden bir miktar dışarıda bir takım gelişmelere bağlanmasındadır.

Yani eğer siz ‘hade biz anlaştık, ya da anlaşmadık, bu iş bitti’ diyeceğiz de adanın garantörleri ve diğer büyük aktörler ‘okey çocuklar, bravo’ diyecek sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Bu bağlamda, konunun uluslararası sorun olması minvalinde yani, Türkiye’nin devreye bu kadar ağır şekilde girmesi işte bu yüzdendir.

Onun için, Türkiye’nin bu denklemde kendi halkının çıkarlarını önde tutması da doğaldır. Zaten daha önceden ‘kara kaşımız ve gözümüz’ için burada bulunmadıklarını defalarca dile getiren üst düzey siyasiler olduğunu da biliyoruz.

Başkan Erdoğan’ın ‘hem Ege hem de Kıbrıs’ta kazan kazan formülünü istiyoruz’ demesi de bundandır çünkü Türkiye ile Yunanistan arasındaki tek sorun Kıbrıs sorunu değildir, Ege de bir sorundur.

Bunun için iki ülke arasındaki büyük pazarlıkta, tek husus biz değiliz, bunu bilmek zorundayız.

Bu noktada, ‘Akıncı devreden çıktı’ hezeyanı, bir takım kendini bilmez egosu yüksek çözümcü kesim ile ‘aman devreden çıksın da çözüm olmasın’ diyen zihniyetlerin eseridir.

Dikkat edilmesi gereken şey, aramızda ve başımızda bulunan bir takım ayrılıkçı kafaların, gelinen durumu taksimin kalıcılaşması için bir fırsat görmesidir.

Bu kafa ve zihniyette olanlara kötü haber verecek olursam, onlara eninde sonunda o çok sevdiğiniz anavatanınızla ters düşeceksiniz derim.

Aynen Crans Montana’da bu çevreler ‘garantilerden asla vazgeçmeyiz’ derken, Türkiye’nin bu başlığı tartışmaya açmasında olduğu gibi. 

Kıbrıs’ta ulaşılacak olan bir çözüm sadece Kıbrıslıların değil, başta Türkiye olmak üzere, diğer tüm aktörlerin yararındadır, bir gerçekliktir. 

Bu yüzden de buna ulaşmanın en iyi, en geçerli ve daha da önemlisi en kabul edilebilir şekli iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliğe dayanan bir federal Kıbrıs’tır.

Bunun dışında bir formülün işe yaramadığı, hiçbir zaman yaramayacağı açık ve net olarak ortadadır.

Bu yüzden de, başka formül arayanlara sesleniyorum:

Başka formül mormül yok, tek formül vardır, o da federasyondur…

Ama gevşek, ama güçlü…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
2
 
0
 
2
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Kasım 2018, Cuma    Şimdi sıra Sayın Akıncı’dadır
10 Ekim 2018, Çarşamba    Anastasiadis'in amacı nedir?
25 Eylül 2018, Salı    ‘Cık’ derseniz, ‘Cıkkıdı’ çıkarın…
23 Eylül 2018, Pazar    Bu işi temizlemek Başbakan'a düşer...
21 Eylül 2018, Cuma    Bütünü henüz yokmuş, parça parça yapalım…
3 Eylül 2018, Pazartesi    Kissinger'in tavsiyesi, adanın kaderi...
1 Eylül 2018, Cumartesi    Marazi zihin faaliyetleri
18 Temmuz 2018, Çarşamba    Ferdi Başkan, Zorlu, İnönü ve tarihi gerçekler…
5 Temmuz 2018, Perşembe    Lute hanım ve olası senaryolar
26 Haziran 2018, Salı    Akıncı, stratejik anlaşma ve tek yumurta ikizleri...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Şimdi sıra Sayın Akıncı’dadır
Ulaş BARIŞ | 9 Kasım 2018, Cuma
Şimdi sıra Sayın Akıncı’dadır
Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, salı gecesi halka seslendi ve basının da sorularını yanıtladı…
Sen miydin yanıtlayan…
Efendim, adam işlevsel bir devlet modeli için...
Anastasiadis'in amacı nedir?
Ulaş BARIŞ | 10 Ekim 2018, Çarşamba
Rum kamuoyu, geçtiğimiz hafta sonundan itibaren, sanki de düğmeye basılmış gibi ‘gevşek federasyon’ (loose federation) denilen, olguyu gündeme getirdi.
Elbette bu konuyu basının gündemine getiren Rum lide...
‘Cık’ derseniz, ‘Cıkkıdı’ çıkarın…
Ulaş BARIŞ | 25 Eylül 2018, Salı
‘Cık’ derseniz, ‘Cıkkıdı’ çıkarın…
Eskiden, çok eskiden, annemlerin köyü olan Görneç’te ‘Teke’ lakaplı bir çoban yaşarmış.
Bu çobanın resmi olarak tebliğ edilmese de görevi, kendi ve de köyün keçilerine göz kulak ol...