Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 23 Ekim 2018, Salı

Formül mormül yok, bam bam bam...

Paylaş  
24
21
27

Yazının başlığına bakıp bu yazıyı ciddiyetsiz sanabilirsiniz ama öyle değil.

Ama bazı kafalara, pek de ümidim yok ama, belki olur da anlarlar diye mesaj olsun diye yazıyorum.

Efendim, konu şu: Genel Sekreter Guterres, son Kıbrıs raporunda bir sonuç alınabilmesi için ‘yeni fikirlere ihtiyaç duyulabilir’ diye yazdı, malumunuzdur.

Anlaşılan odur ki, ayrılıkçı kafalar, bu lafın üzerine atlamış, bunu bir algı operasyonu malzemesi olarak kullanmaya başlamıştır.

Kafasında ayrılık ve şu anki statükonun korunması dışında başka fikirleri olmayanlar sevinç çığlıkları atarak bu cümleye sarılmışlar, ortalıkta dolaşmaktadırlar.

Genel Sekreterin raporu hakkındaki görüşlerimi yazmıştım.

Bana göre, Guterres’in en önemli vurgusu ‘ivedi çözüm’ üzerine odaklanmasıdır.

Raporun geneli de oluşturulmaya çalışılan ‘her şey bitti’ anlayışının tersine, ‘bir şey bitmedi, şans vardır’ kurgusundadır.

Bunun dışında, raporla ilgili yazdığın ilk değerlendirmemde, içinde federasyon kelimesi geçmediği için ‘canımın sıkıldığını’ da açıkça ifade etmiştim.

Raporda, ‘federal çözüm’ ise lafı bir kez geçmektedir.

Ancak bu ayrılıkçı kafaların sözünü ettiği yeni formüller, ki bunlar konfederasyon ve iki devletlilik yönünde dillendirilmektedir, hiç geçmemektedir.

Buna rağmen geçmiş gibi yapıyorlar…

Kafalar karışık herhalde, çünkü bunları ekserisi konfederasyonu ‘iki devletli çözüm’ sanmaktadır.

Bir kısmı ise bu modeli müzakere etmeyeceğimizi, bunun bir gecede ilan edileceğini ve bizim malımızın gene bizim, Rumun malının da yine bizim olacağını sanmaktadır.

Ayrıca, bu arkadaşlar, Anastasiadis’in ortaya attığı ‘gevşek federasyon’ modelinin böyle iki devletli çözüm gibi bir model olduğunu sanmaktadırlar ama haliyle burada da yanılmaktadırlar.

Kısacası, federasyonun ne olduğunu, onun özünde ne olduğunu bilmeden ahkam kesen bu arkadaşların, federasyon çerçevesinde şekillenen yeni fikirlere kör bakması aslında doğaldır.

Bakınız arkadaşlar, Guterres’in dediği ‘yeni fikir’, federal Kıbrıs formülü ile ilgili yeni fikirlerdir, başka da bir şey değildir.

Çözüm olacaksa, gevşek ya da güçlü, federasyon temelinde olacaktır, ayrılıkçı fikirler düzleminde değil.

Sizin ısrarla bu halka yalan söyleyip, ‘hade müjde, yeni formül bulunuyor’ şeklinde esip yağmanız bu gerçeği değiştirmez.

Ayrıca bir gerçeği daha değiştirmez, ki o da Kıbrıs sorununun ‘uluslararası bir sorun’ olduğu gerçeğidir.

Dolayısıyla sevgili arkadaşlar, bugün geldiğimiz nokta, sürecin doğal olarak bu yönde verilmesi ve bizden bir miktar dışarıda bir takım gelişmelere bağlanmasındadır.

Yani eğer siz ‘hade biz anlaştık, ya da anlaşmadık, bu iş bitti’ diyeceğiz de adanın garantörleri ve diğer büyük aktörler ‘okey çocuklar, bravo’ diyecek sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Bu bağlamda, konunun uluslararası sorun olması minvalinde yani, Türkiye’nin devreye bu kadar ağır şekilde girmesi işte bu yüzdendir.

Onun için, Türkiye’nin bu denklemde kendi halkının çıkarlarını önde tutması da doğaldır. Zaten daha önceden ‘kara kaşımız ve gözümüz’ için burada bulunmadıklarını defalarca dile getiren üst düzey siyasiler olduğunu da biliyoruz.

Başkan Erdoğan’ın ‘hem Ege hem de Kıbrıs’ta kazan kazan formülünü istiyoruz’ demesi de bundandır çünkü Türkiye ile Yunanistan arasındaki tek sorun Kıbrıs sorunu değildir, Ege de bir sorundur.

Bunun için iki ülke arasındaki büyük pazarlıkta, tek husus biz değiliz, bunu bilmek zorundayız.

Bu noktada, ‘Akıncı devreden çıktı’ hezeyanı, bir takım kendini bilmez egosu yüksek çözümcü kesim ile ‘aman devreden çıksın da çözüm olmasın’ diyen zihniyetlerin eseridir.

Dikkat edilmesi gereken şey, aramızda ve başımızda bulunan bir takım ayrılıkçı kafaların, gelinen durumu taksimin kalıcılaşması için bir fırsat görmesidir.

Bu kafa ve zihniyette olanlara kötü haber verecek olursam, onlara eninde sonunda o çok sevdiğiniz anavatanınızla ters düşeceksiniz derim.

Aynen Crans Montana’da bu çevreler ‘garantilerden asla vazgeçmeyiz’ derken, Türkiye’nin bu başlığı tartışmaya açmasında olduğu gibi. 

Kıbrıs’ta ulaşılacak olan bir çözüm sadece Kıbrıslıların değil, başta Türkiye olmak üzere, diğer tüm aktörlerin yararındadır, bir gerçekliktir. 

Bu yüzden de buna ulaşmanın en iyi, en geçerli ve daha da önemlisi en kabul edilebilir şekli iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliğe dayanan bir federal Kıbrıs’tır.

Bunun dışında bir formülün işe yaramadığı, hiçbir zaman yaramayacağı açık ve net olarak ortadadır.

Bu yüzden de, başka formül arayanlara sesleniyorum:

Başka formül mormül yok, tek formül vardır, o da federasyondur…

Ama gevşek, ama güçlü…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
2
 
0
 
2
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Nisan 2019, Çarşamba    186 sayılı karar ve gerçekler...
21 Şubat 2019, Perşembe    Dikilitaş siyaseti...
16 Şubat 2019, Cumartesi    Makarios, Anastasiadis, liderlik ve Akıncı’nın tarihi uyarısı...
12 Şubat 2019, Salı    Ayrılarak mı birleşiyoruz, birleşerek mi ayrılıyoruz?
6 Şubat 2019, Çarşamba    Gerçek Türkiye düşmanı kim?
10 Ocak 2019, Perşembe    BM adadan giderse…
9 Ocak 2019, Çarşamba    BM'nin mandası, Özersayların hayali...
10 Aralık 2018, Pazartesi    Hep zirvede olmak…
28 Kasım 2018, Çarşamba    Gözleri tamamen kapalı
24 Kasım 2018, Cumartesi    Felaket saati aleyhimize işliyor…

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

186 sayılı karar ve gerçekler...
Ulaş BARIŞ | 24 Nisan 2019, Çarşamba
21 Aralık 1963’te Kıbrıs’ta başlayan ve giderek tırmanan şiddet olaylarının önüne geçmek isteyen BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs olaylarını görüşmek üzere 18 Şubat 1964 günü toplanır. İsmet İnönü başbakanlığındaki CHP-AP ...
Dikilitaş siyaseti...
Ulaş BARIŞ | 21 Şubat 2019, Perşembe
Dikilitaş siyaseti...
KKTC Anaysasının Cumhuriyet Meclisi’nin toplantılarını ve çalışmalarını düzenleyen 81.maddesinin 6 fıkrası, meclisin nasıl olağanüstü toplantıya çağrılabileceğini düzenler.
Bu bağlamda, meclis,...
Makarios, Anastasiadis, liderlik ve Akıncı’nın tarihi uyarısı...
Ulaş BARIŞ | 16 Şubat 2019, Cumartesi
Makarios, Anastasiadis, liderlik ve Akıncı’nın tarihi uyarısı…
Merhum Cumhurbaşkanları Başpiskopos Makarios ve Rauf Raif Denktaş, 12 Şubat 1977 tarihinde, zamanın BM Genel Sekreteri Avusturyalı Kurt Waldheim himayele...