Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 10 Ocak 2019, Perşembe

BM adadan giderse…

Paylaş  
33
54
29

BM adadan giderse…

Biliyorsunuz, 1964’ten beri 2 toplum arasında 180 kilometrelik sınır hattı boyunca konuşlanmış olan BM Barış Gücü’nün mandası her 6 ayda bir uzatılmaktadır.

Bu manda muhtemelen 30 Ocak’ta bir 6 ay daha uzatılmayı beklemektedir.

Pek tabii ki Dışişleri Bakanımız Kudret Özersay’ın üstün diplomasi bilgisi-becerisi buna izin verirse, çünkü bildiğiniz gibi kendisi şu sıralarda New York’ta bu konuyla ilgili halkımızın vergileri ile karışılanan bir gezide bulunmaktadır.

İyi saatte olsun, Hoca, dün BRT’ye verdiği mülakatta, söz konusu girişimler, yani Barış Gücü’nün tasını tarağını toplayıp adadan gitmesi konusunda ‘umutsuz’ olmadığı muzaffer bir komutan edasıyla deklere etmiştir.

Bir an için Hoca’nın girişimlerinin başarılı olduğunu ve BM’nin bu yönde karar aldığını düşünelim.

Dün sabah Lefkoşa’dan Girne’ye giderken bu konuyu düşündüm…

Barış Gücü adadan giderse ortaya ne gibi sonuçlar çıkar?

Bir önceki makalemde, konunun siyasi boyutuna bakıp, pazılın parçalarını oluşturmuş, kendimce yorumlamıştım.

Bugün daha da elle tutulur sorunlardan bahsedeceğim.

Mesela;

1-BM adadan ayrılırsa, içinde yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı 364 kilometrekarelik toprak parçası, yani Yeşil Hat bölgesi kime verilir ya da nasıl paylaştırılır?

Söz konusu toprak, iki taraf arasında zaman zaman 20 kilometreye varan genişliklere ulaşabildiği gibi, zaman zaman da 7 metreye kadar düşen dar dehlizlere de dönüşebilen komplike bir yapıya sahiptir.

Bu toprak parçası 1960 anlaşmalarına dayandırılarak, 70’e 30 oranında bir bölüşülebilir mi?

Konuyu bir arkadaşıma sorduğumda bana “Güney Amerika ülkelerinin 1970’lerdeki durumunu düşün. Sabah erken kalkan general darbe yapıp yönetimi ele geçirirdi, dolayısıyla sabah erken kalkan taraf Yeşil Hat’tan aslan payını alır” dedi. Mantıklı mı? Fetih zihniyetinin geçerli akçe olduğu bir coğrafyada mantıklı.

Bunun yanı sıra, sınırlara karşılıklı olarak dikilecek olan askerler her an her şeye gebe bir gerginlikle baş başa olmayacak mı?

Dahası, kapıların açılmasının-ve sınırların eleğe dönmesinin ardından, sınırlara konuşlandırılacak olan askerin kendince alacağı güvenlik tedbirleri, bu bölgelerin askeri bölge olacağını da düşünürsek, gündelik hayata nasıl komplikasyonlar çıkaracak, hiç ama hiç bilemiyoruz.

1974’ten beri, komutanın iki dudağı arasında bir düzende yaşayan birisi olarak, bir sabah, bir bölük komutanının kafasına esip ‘ben bugün sınırı kapatıyorum’ demesiyle birlikte ortaya çıkacak olan krizle mücadele edebilecek bir sivil irade adanın kuzeyinde var mı? Derinya kapısının 3.5 yıl açılmamasının sebebinin bir asker kulübesi olduğunu söylesem, bu sorunun cevabı kendiliğinde ortaya çıkar…

2-Diyelim ki BM adadan gitti. Adanın kuzeyinde yaşayan Rum ve Maronit azınlığa BM vasıtasıyla gönderilen yardımları kim ve nasıl götürecek?

Hatırlarsınız, Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, geçmişte bu yardımlara kafayı takmış ve yasaklamıştı. Ardından göreve gelen Kudret Hoca bu durumu kendince çözmüş, çareyi geçen malların üzerine KKTC mühürü vurarak bulmuştu. Peki, diyelim ki mühürü vurduk, malı getirip sınıra bıraktılar. Bunları kim nasıl Dipkarpaz’a ya da Kormacit’e taşıyacak? Nereden bakarsanız bakın 3 kamyon, her kamyona da 3 adam koysanız, alın size devlete ek istihdam külfeti, mazotu da cabası… 

Makam arabası bile kullanmayı lüks sayıp, “benzin parasını kendim koyarım” diyen popülist bir anlayışın bu noktada belirli zorlukları olmayacak mı? “Halkın vergilerini bu işler için mi kullanacaksınız?” diye sormazlar mı adama? Üstelik, hade ben bunu insani olarak gördüğümden tepki vermeyeceğim de, bu yardımların gönderilmesine karşı çıkan zihniyete nasıl hesap vereceksiniz? Aklımda deli sorular…

3-Hazır o zihniyetten söz ederken, bilirsiniz işte, bizim buralarda adettendir, Papaz ya da aklı evvel bir Rum faşist çıkıp saçma sapan bir hareket yapınca, muharip derneklerimiz hemen sınıra koşar ve ilk buldukları BM Komutanına bir mektup verirler. Bu mektup, ekseri New York’taki BM Genel Sekreterine gönderilmek için sunulur. Diyelim ki BM adadan gitti, bu mektupların muhatabı kim olacak? Yaşlı başlı savaş kahramanlarımız bu mektuplarını nasıl ulaştıracak? KKTC’nin bir nevi dünyaya açılan nefes borularından olan, her sunduğumuz mektupla dünyayı sarstığımız, kadim zamanlardan kalma bu ulvi geleneğimizi sonladırmaya kimin ne hakkı vardır? Çok teessüf ederim.

BM’nin ‘postacılığına ihtiyacımız yoktur’ dediniz madem, o zaman bundan sonra pul parası da, mektubu postaya götürme de, iletme de Dışişleri Bakanlığındaki bürokratların işidir.

Şimdilik diyeceklerim bu kadar. Aklıma söz konusu olası durumla ilgili başka şeyler gelirse yine yazacağım…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
2
 
0
 
0
 
2
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
10 Ocak 2019, Perşembe
Sevgin         - Girne
S1. BM adadan ayrılırsa, içinde yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı 364 km2'lik toprak parçası, yani Yeşil Hat bölgesi kime verilir ya da nasıl paylaştırılır?
C1. Rum anlaşırsa, KKTC ile Kıbrıs C. arasında, tam ortadan %50 %50 paylaştırılır, 182 km2'lik toprağımız eşdeğer mağdurları başta olmak üzere dağıtılır.
Rum anlaşma istemezse, KKTC %100'ünü alır, 364 km2nin tamamı bizim olur. Rum'un KKTC'nin ara bölgenin %100'ünü almasını engelleyecek ordusu yok.

Aslında Rum'a %50 de çok. Çünkü, Kıbrıs'ta insanlık MÖ 9000'de başladı. İlk Rum adaya MÖ 330da geldi. 9000 yıl boyunca adada hiç Rum yoktu.
En nihayetinde, Rumlar, Asya'daki Kıbrıs adasında bulunan Avrupa'lı sömürgeci kolonyalist bir halk.

S2. Sınırlara karşılıklı olarak dikilecek olan askerler her an her şeye gebe bir gerginlikle baş başa olmayacak mı?
C2. Olmayacak. Şimdilerde birbirine çok yakın nöbet kulübelerinde bekleyen askerlerin hiçbir gerginliğe neden olmaması gibi.

S3. Sınırlara konuşlandırılacak askerin alacağı güvenlik tedbirleri, bu bölgelerin askeri bölge olacağını da düşünürsek, gündelik hayata nasıl komplikasyonlar çıkaracak?
C3. Geçiş kapıları, ara bölgenin tam ortasına alındığında, geçiş kapılarının askeri bölgeyle hiçbir alakası kalmayacağından, hiçbir komplikasyon çıkmaz.

S4. Bir sabah, bir bölük komutanının kafasına esip "ben bugün sınırı kapatıyorum" demesiyle birlikte ortaya çıkacak olan kriz...
C4. 2003'ten beri kapılar açık. 15 yıldır hiçbir komutan hiçbir şey demedi.

S5. Derinya kapısının 3.5 yıl açılmamasının sebebinin bir asker kulübesi olduğunu söylesem...
C5. Derinya kapısının açılmamasının sebebi, açılınca gelirlerini kaybedeceklerini düşünen Ayia Napa'lı ve bölgedeki diğer Rumlardır.

S6. Kuzeyde yaşayan Rum ve Maronit azınlığa BM vasıtasıyla gönderilen yardımları kim ve nasıl götürecek?
C6. Yardımlar sırf propaganda amaçlı. Rumlar, isterlerse, Kuzeydeki Rumlara ve Maronitlerin banka hesaplarına para gönderebilirler.
KKTC'deki bankaların İBAN noları Türkiye'deki bankalarla ilişkili. Hem Türkiye hem de Kıbrıs C., ABD'nin Visa ve Mastercard veritabanlarını kullanıyorlar.
Güney'deki Rum'un Kuzeydeki Rum veya Maronit'in Kuzey'deki bankadaki hesabına Güney'deki bankadan para gönderebilir.

Hiçbir araç kullanılmayacağından, hiçbir mazot ve çevre kirliliği de olmaz.

S7. Türklerle Rumlar arasındaki mektuplaşma; New York’taki BM Genel Sekreterine gönderilmek için sunulan mektuplar, ...bu mektupların muhatabı kim olacak?
C7. Elektronik çağda yaşıyoruz. Mektup mu kaldı günümüzde. KKTC'den Kıbrıs C.'deki bir yetkiliye epostayla ve tersi yönde bir epostayla karşılıklı haberleşme olur.
BM Genel Sekreterine de KKTC'nin ABD'deki temsilcisi aracılığıyla yazılı veya Kuzey Kıbrıs'tan epostayla istenilen mesaj iletilebilir.

YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Haziran 2019, Cuma    'Suçlu cennetine' veda ve bir 'rol çalma' hikayesi...
11 Haziran 2019, Salı    ABD'nin çarpıcı Doğu Akdeniz planı...
8 Haziran 2019, Cumartesi    Senaryolar, hayaller ve yaklaşan tehlikeler...
7 Haziran 2019, Cuma    50 yıldır 'federasyon' mu görüşüyoruz?
2 Haziran 2019, Pazar    Süperman, Kripton, yeni hükümet ve yeni formül...
1 Haziran 2019, Cumartesi    Ya 'Sarı Öküz' ya da 'kucak'
28 Mayıs 2019, Salı    Tarihi bir sonuç...
16 Mayıs 2019, Perşembe    Montego Körfezi'nden, Akama Burnu'na...
13 Mayıs 2019, Pazartesi    Yavrusun sen, yavru kal...
9 Mayıs 2019, Perşembe    "41 kere maşallah hükümeti" yolda...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

'Suçlu cennetine' veda ve bir 'rol çalma' hikayesi...
Ulaş BARIŞ | 14 Haziran 2019, Cuma
Liderlerin 26 Şubat 2019’da yaptığı görüşmede  verilen “tüm Kıbrıslıların günlük yaşamlarının iyileştirilmesi hedefiyle Teknik Komitelerin çalışmasını yoğunlaştırma taahhüdü” dün basını biraz da atlatarak meyvesini ve...
ABD'nin çarpıcı Doğu Akdeniz planı...
Ulaş BARIŞ | 11 Haziran 2019, Salı
ABD'nin Doğu Akdeniz Strateji Planı basına sızdırılmış. 2015’te başlayan söz konusu plan ve haritası, muhteviyatında oldukça çarpıcı iddiaları taşıyor.
Elbette biz gariban Kıbrıslıların bundan hiç haberimiz yoktu, bu...
Senaryolar, hayaller ve yaklaşan tehlikeler...
Ulaş BARIŞ | 8 Haziran 2019, Cumartesi
Gazete Duvar’ın yazarlarından Musa Özuğurlu, 4 Haziran günü yazdığı köşe yazısına “Ankara, KKTC’yi ilhak eder mi?” başlığını uygun görmüş.
Uzun sayılabilecek makalesinde önce durumun özetini yapan yazar, ardından 4’l...