Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 17 Temmuz 2019, Çarşamba

Reddedilen teklifler, büyüyen tehlikeler...

Paylaş  
24
21
21

Geçtiğimiz hafta sonu Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yaptığı ‘ortak gaz komitesi kuralım’ önerisi, dün Rum Başkanlık Konseyi’nde masaya yatırıldı ve oybirliği ile reddedildi.

2011 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından önerilen ve reddedilen öneri, Akıncı tarafından modifiye edilerek sunulmasına rağmen aynı akıbeti paylaşmaktan kurtulamadı.

Aslında işin aslı, yani Rum tarafının böylesi bir komitenin kurulmasını asla kabul etmeyeceği, geçtiğimiz hafta Rum Dışişleri Bakanlığında düzenlenen basın brifinginde, Kıbrıslı Türk gazetecileri bilgilendiren Tassos Conis tarafından açıklanmıştı.

Conis, böylesi bir komitenin devletlerarası kurulabileceğini söylemiş, aksini düşünmenin, Kıbrıs sorununun ‘toplumlararası düzeye indirgemek’ olduğunu belirtmişti.

Nitekim, yaklaşık 3 saat süren dünkü toplantı sonrası açıklanan ortak bildiride, Akıncı’nın teklifinin “Kıbrıs sorununun özünden saptırılması amacı” taşıdığı ve ‘Kıbrıs halklarına hizmet etmediği’ ifade edildi.

Haliyle, adanın kuzeyindeki anti-çözüm cephesi “aha gene reddettiler, hep onlar reddeder” şeklindeki bilindik korosuna başladı. Böylece yapılan önerinin, maalesef, çözüm karşıtı bu cephenin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramadığı iyice ortaya çıktı.

Peki şimdi ne olacak?

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın dün yaptığı açıklamada ifade ettiği üzere, ada etrafına kuracağımız platformlardan birbirimize el mi sallayacağız?

Sizi bilmem ama, bu el sallama işi bana pek iyi bir fikir gibi gelmemektedir.

Gelmediği gibi, sürreal bir filmden alınan bir sahne gibi hayal ettiğim o karşılıklı sallanan ellerin parmaklarının tetikte olması da cabasıdır.

Öte yandan Türkiye, dün yaptığı açıklamayla bir gemi daha yollayacağını müjdelemiştir.

Tarihe Cezayir Fatihi olarak geçen Oruç Reis’in adını taşıyan söz konusu geminin, ada çevresinde sismik araştırma yapacağı belirtiliyor.

Tarihin en büyük Osmanlı denizcilerinden Yunan-Arnavut asıllı, Midilli doğumlu birisi olan Oruç Reis, ünlü Barbaros Hayrettin Paşa’nın (Hızır Reis) da abisidir. Yardımseverliği yüzünden ‘Baba Oruç’ diye de anılmaktadır.

Belli ki, Türkiye, ne AB’nin ne de başka birlerinin yaptırımı sayesinde duracak gibi görünmemektedir.

Görünmemekle birlikte, Kıbrıs adasının Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde hak iddia etmektedir.

Geçen hafta yapılan brifingde ortaya konulan rakamlara bakılırsa, Türkiye’nin ortaya koyduğu ‘kıta sahanlığı’ iddiası Rumlar tarafından kabul görürse, ada etrafında, sadece Kıbrıslı Rumlara değil, Kıbrıslı Türklere de ait olan bu alanların yüzde 44’ü Türkiye’nin egemenliğine geçecektir.

Dahası, böylesi bir durumda, önceden Mısır, İsrail, Lübnan gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar da geçerliliğini kaybedeceği için bu kayıplar daha da artacak ve toplamda yüzde 69’a varacaktır.

Ada üzerindeki haklarımızı hep 1960’a bağlayarak konuşan biz Kıbrıslı Türklerin bu denklem içerisinde geldiği nokta, aslında ortak olarak bize ait olan MEB alanlarının Türkiye’ye verilmesi için bizzat Türkiye ile birlikte hareket ettiğimiz çelişkisidir.

Bir yandan 1960 üzerinden hareketle ‘denizlere ortağız’ deyip, öte yandan bu denizlerin başka bir ülke tarafından istenilmesine destek vermek başka nasıl izah edilebilir?

Adanın karasını ve havasını ‘bizimdir’ diyerek böldükten sonra, denizler konusunda ‘ortaktır’ anlayışı ile hareket etmek ve sonunda onu da bölüp, başka bir ülkeye vermek nasıl bir tutumdur, ben anlamakta zorluk çekiyorum.

Uzun lafın kısası, geldiğimiz pozisyon, bir yandan çözümü elle tutulur bir noktada sabitlerken, diğer yandan sonsuza kadar bölünmesi tehlikesini artırmaktadır.

Çözüm olsa evelallah da bölünme işi oldukça sakattır.

Çünkü anlaşılmak istenmeyen esas şey, bu bölünme sonrası, ister siyasi, ister ekonomik, isterseniz de güvenlik açısından düşünün, kuzeydeki yapının kontrolünün eninde sonunda tamamen (fiilen) Türkiye’ye geçeceği gerçeğidir.

Bunun tersini düşünmek, tam da eşyanın tabiatına ters davranmaktır, başka da bir şey değildir...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
5
 
0
 
1
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Eylül 2019, Perşembe    Anlatılmayan gerçekler, çarpıtılan tarih...
11 Eylül 2019, Çarşamba    Bakış açısı değişmelidir...
27 Temmuz 2019, Cumartesi    Maraş işi bahane, esas mevzu şahane...
23 Temmuz 2019, Salı    Yeni tarih, yeni umutlar...
18 Temmuz 2019, Perşembe    Politika ve siyaset...
12 Temmuz 2019, Cuma    ALO, 'Tikanis re gardaş?'
10 Temmuz 2019, Çarşamba    "Eylül'e kadar beklersek, ne sen kalın ne de ben!"
3 Temmuz 2019, Çarşamba    KKTC'nin "Süleyman Demirel'i"...
2 Temmuz 2019, Salı    Ya barışmakla uğraşacaksın ya da savaşmakla...
29 Haziran 2019, Cumartesi    Eski Başbakanın para kasaları ve kayıp Maraş altınları...

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Anlatılmayan gerçekler, çarpıtılan tarih...
Ulaş BARIŞ | 12 Eylül 2019, Perşembe
Geçen gün çok sevdiğim bir dostum ile 1974 meselesini tartışırken “e Rumlar da rahat durmadı, Türkiye’ye müdahale etme hakkını verdi” minvalinde bir cümle kurunca, “esas rahat durmayan faşist Yunan Cuntası ve onun bur...
Bakış açısı değişmelidir...
Ulaş BARIŞ | 11 Eylül 2019, Çarşamba
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı defalarca aynı şeyi tekrar etti ve etmektedir: “Ucu açık ve sonuç odaklı olmayan bir müzakere sürecine girmeye hiç niyetimiz yoktur.”
Kardeşimin 3 yaşındaki ikiz çocuklarının bile rahatlı...
Maraş işi bahane, esas mevzu şahane...
Ulaş BARIŞ | 27 Temmuz 2019, Cumartesi
Geçtiğimiz gün ordularının başındaki muzaffer bir başkomutan edasıyla Maraş’a giren ve bunun görüntüleri basına dağıtan Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, bu müstesna ziyaretin ardından bir de basın bildirisi patlatarak...