Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 18 Temmuz 2019, Perşembe

Politika ve siyaset...

Paylaş  
37
23
36

Politika ve siyaset, kelime anlamı bakımı ile, bizim gibi toplumlarda ‘eş anlamlı’ olarak kabul edilir. Yani siyaset demek aslında politika demektir. Bu bağlamda politikacı demek, siyasetçi demekle bir tutulmaktadır.

Bu konularda az çok mürekkep yalamış birisi olarak size bütün gün ahkam kesmem mümkündür.

Gerçekten de bu iki kelimenin kökenine baktığımız zaman, son günlerde neler yaşadığımızı daha iyi anlayabileceğimizi düşünmekteyim.

Öyle ki, ‘politika’ kelimesi, Latince ‘politicus’ kelimesinden gelmektedir. O ise, Yunanca ‘politokos’ kelimesinden türeyen bir şeydir. Bu noktada, Aristo’nun ‘Politika’ adlı eserine bakmak yeterli olacaktır.

Anlamı ise ‘halka dair, halkla ilgili’ demektir. Aslına bakarsanız, işin sonunda ‘kamunun ortak kaynaklarının, yine kamunun yararına yönetilmesi’ noktasına varırız. Yani işin içinde ‘yönetme’ vardır.

Bizim bugün ‘turizmde devlet politikamız yok’ ya da ‘eğitimde devlet politikamız’ yok dediğimiz durumlar da aslında ‘yönetsel’ bir soruna parmak basmaktadır.

Peki, arapça ‘siyasa’ kelimesinden gelen ve bir anlam olarak “seyislik- at bakıcılığı, azgın bir hayvanı idare etme, sakinleştirme” demek olan, ancak ikincil olarak ‘devleti yönetme ve idare etme’ anlamına gelen ‘siyaset’ kelimesinden ne anlamaktayız?

Sabah programlarımda çok sık dile getirdiğim söylemlerimden biri ‘KKTC’nin yönetilmek için değil, idare edilmek’ için kurulduğudur.

Dolayısıyla, ortada bir ‘KKTC politikası’ yoktur, ‘KKTC siyaseti’ vardır.

Ortada ‘KKTC politikası’ olmadığı için de, arapça anlamı ile bir nevi ‘seyislik’ etmek demek olan ‘KKTC siyaseti’ bu noktada baskındır.

Baskın olduğu için de, devletin bekası noktasında geçerli akçe  sadece ‘siyasettir’ ve bu siyaset, aslında kamunun yararının güdülmesini gerektiren ‘politikadan’ hep uzaktır. Her gelen hükümetin, daha önce alınan kararları ‘yap-boz’ tahtasına çevirmesi, süreklilik göstermemesi işte bu ‘politika’ eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Bu bağlamda yapılan siyaset, KKTC siyasi parti ve oluşumları yüzünden illa ki ‘partiseldir’, kaçınılmaz olarak ‘zümreseldir.’

Yani kısacası, içinde yönetsel bir gaile olmayan KKTC politikası, aslında onu güzelce idame etmek için bir enstrüman olarak karşımızda duran ‘siyaseti’, esas amacından uzaklaştırmakta ve nihayetinde tüm kesimleri ‘gemisini kurtaran kaptan’ olma gayesine yöneltmektedir.

Tüm bunları neden mi yazıyorum?

Kısaca anlatayım:

Şimdi biz bu ‘ortak gaz komitesi’ önerisini yaptık ya, sanki de yeni ya da yaratıcı bir teklif yaptığımızı zannediyoruz.

Halbuki, 2 Mart 2019 günü, 43’e 7 kararla Rum Meclisi tarafından alınan ve yasalaştırılan ‘Hidrokarbon Fonu’, Kıbrıslı Türklere oturduğu yerde bir kazanç sağlamaktadır. Öyle ki, kurulan bu fon ile, ilk gelirleri 2025 gibi ortaya çıkacak olan doğal gazın, bu gelirlerinin bir yerde toplanması ve çözümle birlikte Kıbrıslı Türklere verilmesi öngörülmektedir.

2011 yılından beri masada olan, gerek Talat-Hristofiyas gerekse de Eroğlu-Hristofiyas dönemlerinde gündeme getirilen ortak komite meselesinin konuşulması yeni değildir. Dolayısıyla, Cumhurbaşkan Mustafa Akıncı’nın, her ne kadar daha kapsamlı da olsa, yaptığı öneri yeni bir mevzu değildir.

Rumlar bunun bilincinde olduğu için işte bu fon kurma işine ciddi olarak eğilmişler ve yukarıda bahsettiğim tarihte de bunu hayata geçirmişlerdir.

Şimdi siz gidip de ‘ortak komite kuralım, zenginliği paylaşalım’ dediğinizde, size ‘e bizde zaten kurulmuşu var’ diyeceklerdir.

Dahası, ortak komite kararının red gerekçeleri arasında yapılan teklifin ‘Kıbrıs halklarının çıkarına hizmet etmediği’ de vurgulanmıştır.

Yani ortada bir ‘Kıbrıs gaz politikası’ vardır ve bunun ‘Kıbrıslıların geneline hizmet etmesi’ öngörülmektedir.

Çünkü politika denilen şey, dünden bügüne ‘at pazarlığı’ yapılarak, siyasi ihtiraslara kurban edilecek bir şey değildir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Rumlar, binyılların getirdiği bu politik birikim ile, politika denilen şeyi gayet ustalıkla uygulamaktadırlar.

Bu ustalıklarını da onun enstrümanı olan ‘siyaseti’ bir tamam şekilde oynamalarından ileri gelmektedir.

Kuşku yok ki, bu ustalık karşısında, bırakın politikası, onun en temel muhteviyatı olmak zorunda olan ‘iradesi’ bile bulunmayan Kıbrıslı Türklerin şansı ne olabilir?

Bence en önemli sorun budur…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
1
 
0
 
1
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Ekim 2019, Salı    Guterres'i beklerken...
19 Ekim 2019, Cumartesi    Baba parasıyla süper kahramanlık yapmaya son!
18 Ekim 2019, Cuma    Samimiyetsizlik...
16 Ekim 2019, Çarşamba    Tehlikeli oyun ve birtakım gerçekler...
11 Ekim 2019, Cuma    Algı oyunu...
5 Ekim 2019, Cumartesi    Kötü enerji iyi enerjiye dönüşmeli!
3 Ekim 2019, Perşembe    Yeni süreç kapıda...
2 Ekim 2019, Çarşamba    Guterres'in niyeti...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Nisan sıkıntısı...
28 Eylül 2019, Cumartesi    Benim sol elim...

banner
banner
banner
banner

Guterres'i beklerken...
Ulaş BARIŞ | 22 Ekim 2019, Salı
Tarihinin en kritik günlerinden geçen Kıbrıs sorunu konusunda son günlerde yaşanan fırtına öncesi sessizlik yerini yavaş yavaş hafif bir esintiye bırakırken, tüm gözler BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'ten gelecek ...
Baba parasıyla süper kahramanlık yapmaya son!
Ulaş BARIŞ | 19 Ekim 2019, Cumartesi
Joker, sanırım son zamanlarda izlediğim en sıkı film oldu. Sinemadan çıkınca hissettiğim rahatsızlık duygusu, gece eve gidip de üzerine düşününce rahatsızlığın yerini bıraktığı garip bir coşku, sabah uyandığımda da ay...
Samimiyetsizlik...
Ulaş BARIŞ | 18 Ekim 2019, Cuma
Geçtiğimiz gün yayınlanan ama aynı fikirleri temcit pilavı gibi tekrarladığı için artık okumaktan bıktığım Dışişleri Bakanlığı açıklaması meğer oldukça heyecanlı hususlarla doluymuş.
Açıkçası hemen okuyup aydınlanama...