Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Naci BAYRAMOĞLU | 24 Temmuz 2017, Pazartesi

Sen başka bir sahilden ben aynı sahilden bakarken...

Paylaş  
41
89
43

Deli sarhoşu gördü korktu!

(Sudaki Adam - Adnan kaptan)

Karşımızda uçsuz bucaksız bir derya, öyle bir derya ki rengi huzura bulanmış. Sanır mısın ki yıllar önce birlikte baktığımız o deniz değil artık gördüğümüz? Neler değişti, ne yağmurlar yağdı, ne güneşler doğdu üstüne, şimdi söylesene aynı durur mu durduğu yerde gördüklerimiz?

Sen başka bir sahilden, ben aynı sahilden bakarken o kumsala, hayallerimiz kesişir artık sadece, umudu koynunda, elleri kan revan içinde acıtılmış dikenlerden umudumuz, artık dokunmadan koklamayı öğrendim gülleri, canımı acıtmadan...

Ve öyle bir haldeki o sahiller, içinden gözlerle, sözlerle vurulmuş karaya vuran yürekler çıkarken, yüreklerden dayanılmaz kokular gelir, kıyamazsın gömmeye, koymaya bir mezara, atarsın denize gitsin diye uzaklara... Gitsin ki kim bilir kimin hayallerinde can bulsun yeniden ve yaşamayı öğrensin başka bir iklimde umut dolu baharın...

Sanır mısın ki yıllar önce baktığımız o deniz aynı rengiyle karşımızda?

Ne hüzün...

Bir umudun mavisi, bir gün batımı kızılı düşüp giden yollara, yeniden kızıl olup batmaya... Çabucak batar güneş hemen kayboluverir bilirsin... Söylesene aynı gün batımı yeniden olur mu hayatta? Yeni bir gün batar başka bir şehrin uzak yakınlığıyla...”



l

Ne ilk ne de son bu bahar...

Ne ilk ne de son yağmur bu yağan...

Kaç yağmur damlası saydım...

Bu kaçıncı gün dönümü?

Sonsuz boşlukta son yoktur...

Batıl inançlarımı yıktım geçtiğimiz hafta sonu…

Geçmişimin gözyaşlarını yaktım.

Zor olur sanmıştım...

Bir kıvılcımlık işi varmış oysa...

Kurunun yanında yaşı da yaktı...”

 

ll

Alabildiğine derin bir mavi denizdir...

Ama üzerinde gezinen gemileri sığlıklarında yüzdürebilecek kadar da naif bir deniz. Derinliğini gösterirken el veren...

Ama siz ister istemez daha derinlerine gitmek istersiniz...

Bu doğal bir çekimimdir...

Elinizde olmadan kapılırsınız dalgasındaki akıntıya...

 

lll

Ne günün aydınlığı aydınlatıyor içimi...

Ne gecenin karanlığı çöküyor yüreğime...

Ne en sevdiğim renktir kırmızı, ne de siyah en iyi dostum...

Okyanusta rotasını kaybetmiş bir gemi misali; kendime bahaneler buluyorum...

Uyu şimdi, şu uzaktaki lambanın altındaki gibi, birbirine sarılmış, bu kadar çok konuşmaktan, bu kadar çok dinlemekten, bu kadar çabalamaktan ve oynamaktan yorgun düşmüş…

Ve kaçtı...

Sadece yamalı önyargılarını tamir etmek, kendince kendini tanıyıp üzülmemek ve hayatı nasibi kadar yudumlayıp, her geçen gün kendini daha dünya meraklısı ya da imajın esiri hissettikçe, gerçekle yaşadığı kopuş ve uyumsuzluk kafasında patlıyordu…

Nereyi ve neyi temsil ediyordu, etmiyordu ya da etmek istiyordu…

Yanılsamaları her an ve her yere yayılmıştı tek tesellisi gördükleriydi!

Kendi kendisini kapana kıstırmıştı ve bunun farkında bile olmadan kaçabileceğini sanarak koştu; karşısında kendisinden bir duvar bulana ve orada durması gerektiğini anlayana kadar; çünkü bu kaçış yalanını sonsuza dek sürdürme niyetindeydi…

Nereye kaçtığını, neden/kimden kaçtığını ya da daha ne kadar kaçabileceğini bilmeden kaçtı... Aklındaki tek şey benliğine mezar olacak o yeri ve cellâtlığını yapacak o insanları terk etmesi gerektiğiydi...

Geri dönmek zorunda kalacağını biliyordu...

İdama mahkûm ve hayatında ağzına sigara sürmemiş bir suçlunun birkaç dakika kazanabilmek için sigara istemesi gibi, ne kadar geç yüzleşirse o kadar iyi olacağını düşündü...

Gözlerimi kapatınca görüyorum bütün olanı ve hatta biteni…
Gözlerimi açınca bittikten sonra olduğundan haberdar edildiklerimi…

lV

Acı; gerçeği hissetmektir çoğu zaman taa derinden, en derinden!

İçinden...

O zaman unutmak mı gerçektir unutulmak mı?
Sesler duyuldu uzaktan, ıssızdan, acıdan, gerçeklerden! Unutmadı beni gerçeklerim, terk etmedi... Acılarıma sarıldım, çoğu zamanda gerçekten kaçtım… Ama gerçekten kaçtım! Yüzleşemediklerim, cevapsız sorularım hep kovaladı beni... Şimdi çıkmaz bir yolun ışığını aramaya mahkumum... Çünkü sıkıştım, çünkü ben kayboldum…


Sustu şimdi zamanın uğultusu, devrildi o saklanan, gerçekten kaçan çınar ağacı! Altında kalanı, dibinde yetişenleri de ezdi, yok etti... Sustu... Susturdu düşüncelerini!

Ya da o öyle sandı...

Sıcak bir rüzgar esti kırılmış dallarına, yaprakları okşandı... Uzandı gölgesi yanına son bir veda için. Hayallerini öptü, karanlığa teslim etti düşüncelerini, cevapsız sorularını ise yemyeşil kırlara…


Ve bugün o da sana veda etti... Hayır! Yalnızca o öyle sandı…
Çünkü hep sessizdin, unutulmuş gibi derinlerdeydin...
Ama o, yine yakındı sana acısıyla baş başa, yanı başında!
Ruhundaydı, kimi zaman teninde ve bazen de yürüdüğü yolların sonunda ki ışıkta… Ama atmak istese de ordaydı...

Vazgeçti yalanlarından… Kimsesizce gönderdi senin sahte sıcaklığını, ağladı; yeni, gerçek soğukluğuna sarıldı...
Vazgeçti hissettiklerinden. Kimsesizce gönderdi onu kollarından, sessizliğe bürüdü bedenini, sonsuzluğa sardı narin ellerini...
Vazgeçti...
Unuttu,

Boğuldu,

Sustu...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Mart 2018, Pazartesi    Kuaför – Ayna – Uzay...
19 Şubat 2018, Pazartesi    -Saç boyası- üzerine...
12 Şubat 2018, Pazartesi    Protez saç nedir? ve aşamaları...
5 Şubat 2018, Pazartesi    Kadrolu dedikodu...
22 Ocak 2018, Pazartesi    İşleyen makas pas tutmaz
15 Ocak 2018, Pazartesi    Kesmek - ya da - Kesmemek...
9 Ocak 2018, Salı    Master salon kongre 2018
8 Ocak 2018, Pazartesi    Master Salon Kongre 2018
1 Ocak 2018, Pazartesi    Beğenmiyoruz - Ne Kalabalığı Ne De Yalnızlığı...
18 Aralık 2017, Pazartesi    Dil ve insan

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kuaför – Ayna – Uzay...
Naci BAYRAMOĞLU | 12 Mart 2018, Pazartesi
Bu boy saç sana çok yakışıyor, 
Sağol bende çok beğeniyorum.
(Narcos dizisinden)
Ayna, “merak” duygusunun nesneleşmiş bir sürümü olarak piyasa çıktığında biri, “Bir su birikintisine” bakmıştı… Bu birikintiyi ışık v...
-Saç boyası- üzerine...
Naci BAYRAMOĞLU | 19 Şubat 2018, Pazartesi
Saçlarıyla oynamaktan ve üşümekten hiç vazgeçmeyecekmiş gibiydi. İyi bir günbatımından beklenebilecek her şey vardı gökyüzünde, tüm sıcak renkler, hafif bir esinti ve şarap kokusu. Hiç gülümsemedi, hiç gülümsemeyecekm...
Protez saç nedir? ve aşamaları...
Naci BAYRAMOĞLU | 12 Şubat 2018, Pazartesi
Dostum Alberto Manguel’ in bir denemesinde rastladım: Pablo Neruda  (ki Salah Birselce söylersek, kendisi bir şahkeldi), Cortazar okumamanın ağır ve görünmez bir hastalık türü olduğunu, zamanla korkunç sonuçlar doğura...