Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Naci BAYRAMOĞLU | 18 Aralık 2017, Pazartesi

Dil ve insan

Paylaş  
73
151
72

Alman filozofu Heidegger’ in dil hakkında derin manalı, güzel bir sözü vardır: “Dil insanın evidir”  der. Bundan on yıl kadar önce, üniversitede üç dört arkadaş bu cümlenin manası üzerinde saatlerce konuşmuştuk.

Evin başlıca özelliği tabiat içinde olmakla beraber, tabiattan ayrı, insan için, insana göre bir mekan teşkil etmesidir. Evin bütün yapı malzemesi tabiattan alınmıştır. Fakat değiştirilmiş yeni bir şekle sokulmuştur.
Alain, evin dışı tabiata, içi insana göredir,  der. Bu sözü doğrudur. Çatı, duvar, pencere, temel, sıva, kapı ve panjur dış ile ilgilidir. Bunlar dışa karşı ve dışa göredir. Ev içi, denilebilir ki insanın kalıbıdır.

Benzetme daha başka fikirlerin geliştirilmesine de elverişlidir. Evler, iklim çeşitlerine göre olduğu kadar, kavimlerin medeniyet şekillerine,  sosyal tabakalara ve şahısların servet, ziynet ve zevklerine göre değişik şekiller arz eder.

Dillerde böyle değil midir?

Her millet dilini kendi ihtiyaçlarına, kültür ve medeniyet seviyesine, zevkine göre yaratır.

Dil, tıpkı ev gibi bir milletin duygu, düşünce ve hayatının barınağı, korunağıdır. Dede Korkut Kitabı’ nı okumaya bayılırım. Burada kendimi bambaşka bir dünya içinde, bambaşka  insanlar arasında bulurum. Halit Ziya’ nın Mai ve Siyah’ ı, Tanpınar’ ın  Huzur’  u da hoşuma gider. Onlarda Dede Korkut kitabı’ ndakinden çok farklı bir zaman,  çok farklı bir mekan ve insan vardır.

Dilin insanın evi olduğu fikrini bilhassa edebi eserleri okurken hissederim.
(Hisar, nr. 109,  Ocak 1973) (Prof. D.r. Mehmet Kaplan’ ın (Dil ve İnsan adlı yazısından alıntıdır – Syf. 136)

Oysa tam tersine klasik lise geçmişteki sağlam temellerinden kopartılmış bir biçimde doğaya nasıl egemen olunacağını onun nasıl kurnazca hesaplanıp hileyle ele geçirileceğini öğreterek bu becerilerle iş, unvan, meslek sahibi edinmeye yarar. Nietzsche şöyle yazar:

“Sonunda bir iş ya da ekmek teknesi vaat eden her eğitim bizim anladığımız manada kültüre götüren eğitim değildir, yalnızca hayat mücadelesinde insanın kendi benini kurtaracak ve koruyacak yola yönlendirmedir. (…) Bunlar istedikleri kadar memur, tüccar, subay, büyük iş adamı, ziraatçı, hekim ya da teknik eleman yetiştirmeyi vaat etsinler ( sadece ) hayat gailesini aşmaya yarayan kurumlardır.”

(Çağrılmayan Cemaat - # 2 – Nil Göksel- syf- 37)

Tüm modern dönüştürme eğilimlerinde olduğu gibi “Anormal” olarak sınıflandırılanın (ötekinin), “Normal” ve “Doğal” olana dönüştürülmesi saplantısı aslında modern dünyanın gerçek histerisi (kolektif bozukluğu) olarak karşımıza çıkıyor.

(Histerinin 50. Yılı – Andre Breton – Louis Aragon )

*Kur, kişisel hoşnutsuzluk, kıskançlık, haset, hırçınlık ya da aşktan doğar kapris... Bazen de hastalıklı bir sevgi gösterisidir... Kapris can acıtmayan tek silahıdır kadının… Bunu bazen sözleriyle bazen de en etkili biçimi olan beden diliyle ifa eder...  Kapris, her yerde sıkça yapılan fakat en çok kuaför salonlarının hür zemininde dikkat çeken bir davranış bozukluğu aslında... Eğer bir kuaför salonunda yapılan kaprisi konuşacaksak ki halk arasında en meşhurlarındandır. Kadınlar hakikaten çok kaprislidirler bu parlak fayanslar üzerinde...

*****************

Saçlar hem renkleriyle hem de biçimleriyle çeşitli anlamlar ifade eder. Eski mitolojiden günümüze uzanan bu anlamlar günümüzde iyice belirginleşmiş durumdadır. Saçlar, enerjinin ve gücün sembolü olarak düşünülür. Bir anlamda saç, başarı, saçsızlık başarısızlık olarak görülür… Örneğin mitolojilerde; hemen bütün iyi kahramanlar uzun saçlıdırlar. Bu kahramanlar yenilgiye uğrattıkları düşmanlarını bazen saçlarını keserek cezalandırırlar. Kızıl ve sarı saç aşk, tutku ve ihtirasın sembolüdür... Yine sarı saç, –artık aptallığın takısı olması dışında- aynı zamanda güneşin ve aydınlığın sembolü olarak da kullanılmıştır. Siyah saç genellikle acı çektiren, aşığını karanlık bir melankoliye rapteden sevgilinin saç rengidir… Eski Türk Edebiyatında neredeyse hiç sarı saçlı bir afete rastlamayız.

Yeryüzünde çöküş artık şaşılacak bir şey değil,
( Karanlık Çağ Diyetleri- Halil Duranay )

Korku ve dehşet duygularıyla keşfedilen ayna, zaman içerisinde bir icada dönüşmüş, sırtı “Sır”lanmış ve “Güzelliğin” o hep tasdik eden danışıklı dövüş plastik oyununda “Gerçek yüzümüzü” bize unutturacak kadar da yalancı bir dost olmuştur zaman içerisinde…

En çok korkmamız gereken şeyin aslında ve sadece yine “Biz” olduğumuzu gösterse de her gün aynalar; yine de o ilk keşiften gelen korkunun kaynağı olarak, hem korkutuyor ve hem de “Güzelsin korkma” diye yalanlar atıyor bize…

Rüyada görülen saçların “Gücü” ifade etmesi  oldukça garip ya da yeterince anlamlı belki de…Zira yeryüzünde uzun ve sağlıklı saçlarıyla dolaşan insanın, yerin bütün imkanlarını göğün bütün vaatlerine rağmen düzenlemesi elbette onun kahir saçlarına, o dünyevi gücüne-iktidarına yaraşırdı… İnsan vücudunun en zayıf, en narin, en kırılgan yapısı olan saç, yine rüyaların sembolik dilinde nasıl oluyor da “Uzun bir ömre” tekabül ediyor anlamak, anlamlandırmak oldukça güç; özellikle de benim gibi bir saç adamı için… Neyse ki “Saçların kısaldığını” görmek, ömrün de kısalacağına işaret edebiliyor nihayet ve o meşhur “Rüyada görülen, çoğunlukla zıddına işaret eder” prensibi hatırlanıyor…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Mart 2018, Pazartesi    Kuaför – Ayna – Uzay...
19 Şubat 2018, Pazartesi    -Saç boyası- üzerine...
12 Şubat 2018, Pazartesi    Protez saç nedir? ve aşamaları...
5 Şubat 2018, Pazartesi    Kadrolu dedikodu...
22 Ocak 2018, Pazartesi    İşleyen makas pas tutmaz
15 Ocak 2018, Pazartesi    Kesmek - ya da - Kesmemek...
9 Ocak 2018, Salı    Master salon kongre 2018
8 Ocak 2018, Pazartesi    Master Salon Kongre 2018
1 Ocak 2018, Pazartesi    Beğenmiyoruz - Ne Kalabalığı Ne De Yalnızlığı...
4 Aralık 2017, Pazartesi    Kuaför gereçleri...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kuaför – Ayna – Uzay...
Naci BAYRAMOĞLU | 12 Mart 2018, Pazartesi
Bu boy saç sana çok yakışıyor, 
Sağol bende çok beğeniyorum.
(Narcos dizisinden)
Ayna, “merak” duygusunun nesneleşmiş bir sürümü olarak piyasa çıktığında biri, “Bir su birikintisine” bakmıştı… Bu birikintiyi ışık v...
-Saç boyası- üzerine...
Naci BAYRAMOĞLU | 19 Şubat 2018, Pazartesi
Saçlarıyla oynamaktan ve üşümekten hiç vazgeçmeyecekmiş gibiydi. İyi bir günbatımından beklenebilecek her şey vardı gökyüzünde, tüm sıcak renkler, hafif bir esinti ve şarap kokusu. Hiç gülümsemedi, hiç gülümsemeyecekm...
Protez saç nedir? ve aşamaları...
Naci BAYRAMOĞLU | 12 Şubat 2018, Pazartesi
Dostum Alberto Manguel’ in bir denemesinde rastladım: Pablo Neruda  (ki Salah Birselce söylersek, kendisi bir şahkeldi), Cortazar okumamanın ağır ve görünmez bir hastalık türü olduğunu, zamanla korkunç sonuçlar doğura...