Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Naci BAYRAMOĞLU | 5 Şubat 2018, Pazartesi

Kadrolu dedikodu...

Paylaş  
19
70
18

Ben de kuaför salonunda çalışıyorum. Saç yapıyorum. 

(Scarface filminden)

Saçım en son sen yaşlardayken bu kadar kısaydı. 

(Shades of Blue dizisinden)

Hayır saçını ben keseceğim. Ben keseceğim. 

(Cobain’in hayatı filminden)

Köklü bir insanlık geleneği…

‘İstişare’ kurumunun ön, ‘sohbet’ denen biçimin son sözü…

Tükenen varlığın sığınağa…

Her sabah ilkel uyuşukluğumuza atfettiğimiz kafein…

Bir gelenek…

Kralları tahtından, dostlukları samimiyetten, toplumu köklerinden eden bir gelenek…

Görerek edindiğimiz bir gelenek…

Duyarak geliştirdiğimiz bir gelenek…

Üçüncü şahısları konuşmaya başladığımız andan itibaren ağına takılma tehlikesine girdiğimiz bir gelenek…

Gelenek diyorum çünkü bir alışkanlıktan fazlası biz insan milleti için…

Gelenekleri biliriz; öyle kuşatmıştır ki benliğimizi onları fark edemeyiz bile...

Adem’ i evladından eden bir gelenek bu…

İlkten, ilkelden ta moderne, olduğu gibi taşıdığımız mübarek günahımız…

Düşünün bir kez; dedikodu nerede ise gerçekleri konuşmanın bir diğer adı olmuş hatta düşünce faaliyetinin bir biçimi…

Bizi hayata bağlayan, hayattan eden ve yaşanan anı kahve ile süsleyen sazı olmayan sözlü bir üst-kurmaca halk sanatı…

Kulaktan kulağa fısıltılarla gürleyen bir oyun…

Doğruyu, eleştiriyi, yalanı ve abartıyı aynı anda harmanlayarak hakikati çarpıtan sihirli bir değnek…

Kadınından erkeğine hepimiz bir biçimde bulaşmışız bu kişisel ve toplumsal hastalığa…

Ya malzemecisi, ya toptancısı ya müşterisi ya da patronuyuz bu işin…

En masumumuz bile ne yazık ki dinleyicisi olmakla iftihar eder halde...

Çok konuşmanın bile insanın gözden düşmesi için en kısa ve en emin yol olduğunun farkında 

değil çoğunlukla ve savaşıyorlar aynı silahla… Oysa arıların musallat olması gibidir dedikodu...

Kovalamaya çalıştıkça ısrar eden arılar gibi…

Cennet gibi bir müjdenin, cehennem gibi bir tehditle dengelenmediği bir zamanda; 

dedikodunun bir adım ötesinde yer alan ‘iftira’ya terfi edebilecek kadrolu dedikoducular aranıyor…

KISA KES 

Jack London’ un “Bir Alkoliğin Anıları” n da yazdığı gibi; cemiyet hayatının yapıtaşı olan alkol; genel bir değişle iki tip içiciye hitap eder... Biri hepimizin bildiği tiptir; aptal, yaratma yeteneği olmayan, beyni kurtcuklar tarafından hissizce ısırılan, yalpalayan ve titrek adımlarla yürüyen, sık sık hendeklere düşen, kendinden geçmişliğinin taşkınlığı içinde mavi fareler ve pembe filler gören adam...

Öteki tip içicinin ise hayal gücü, bir görüşü vardır. Başı oldukça keyifli dönerken bile dik ve son derece dengeli yürür, asla ne sendeler ne de düşer. Nerede olduğunu ve ne yaptığını bilir. Sarhoş olan bedeni değil beynidir. İçi fıkır fıkır nüktelerle kaynar ya da içinden dışına dostluk taşar. Evrensel ve mantıklı tasarımlarda biçimini bulan entelektüel hayaller ve düşler görebilir.

Fakat böylesi cemiyet mekanlarında ikinci tip bir içici olmanın da pek tadı yoktur. Çünkü cemiyetin fotoğrafı tuhaftır; bazen masalarda bazen deri koltukların üzerinde, kenarlarda bir yerde, suyu sıkılmış bir posa gibi, hemen biraz sonra atılacak temsili bedenler vardır ve kim kimin eskisidir bilinmez... Sözlerin ise suskunluğu, ancak gece sonunda biraz seslenir bize...  Gündüz zamanları birbirine selam vermekten kaçınan insanlar nedense gece olduğunda büyük bir maharetle cemiyetleşir cemiyetçiler...

Psiko-Estetik bir meslek olarak modern kuaförlük bir kavram olarak her şeyden önce “zanaatkar sanatlar” denilebilecek bir alanın merkezine oturur. Üzerinde çalıştığı nesnesi gerçek bir insan olan ve ondan da önemlisi; güzelliğin yegane sanatsal sembolü olarak kadının ve güzelliğinin en önemli parçası üzerinde çalışır. Nasıl ki her tablo asıl gücünü renk, ışık ve gölgeden alır öyle de kadın yüzü, ana hatlarını saçların bir gölge misali yerini bulduğu o renk ve ışıkta kimliğini bulur. Sadece yüze verdiği ifadenin de çok ötesinde saç, bir kadının gerçek vitrini ve vizyonudur.

Bir kadının kuaförü olmak demek ise, onu güzel yapan asıl unsurun estetiği üzerinde çalışarak onu “mutlu etmek” demektir. “Müşteri memnuniyeti” şeklinde kaba bir ifade ile asla anlatılması yeterli olmayan bir psikolojik tabanda icra edilen “saçı estetik kılma” girişimi, aslında çoğu kez sadece ve sadece teknik bir çalışmanın sonucu elde edilen bir biçimin aynada ifadesini bulmasının mahsulü değildir. Estetik çalışma, iletişim becerilerinin son derece gelişmiş olması, anlama\anlamlandırma, dinleme, ,ikna etme gibi daha en başından kabaca sıralanabilecek -adeta psikolojik bir dedektifliğe ait- çok zengin bir veri tabanının yardımıyla ancak gerçek bir başarı sağlar. Kuaför kişinin ideal formu, onun psiko-estetik kişiliğinde, yani;  iletişim biçimleri ve çözümleri üzerindeki mahareti ile tecrübesi, dikkati ve zanaatsal beceriyi bir sanat olarak yansıtabilmesinde gizlidir. Her şeyden önemlisi, insan tabiatının yegane hedefi “mutluluğu” ve “güzelliği” estetik araçlarla sağlamasıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Mart 2018, Pazartesi    Kuaför – Ayna – Uzay...
19 Şubat 2018, Pazartesi    -Saç boyası- üzerine...
12 Şubat 2018, Pazartesi    Protez saç nedir? ve aşamaları...
22 Ocak 2018, Pazartesi    İşleyen makas pas tutmaz
15 Ocak 2018, Pazartesi    Kesmek - ya da - Kesmemek...
9 Ocak 2018, Salı    Master salon kongre 2018
8 Ocak 2018, Pazartesi    Master Salon Kongre 2018
1 Ocak 2018, Pazartesi    Beğenmiyoruz - Ne Kalabalığı Ne De Yalnızlığı...
18 Aralık 2017, Pazartesi    Dil ve insan
4 Aralık 2017, Pazartesi    Kuaför gereçleri...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kuaför – Ayna – Uzay...
Naci BAYRAMOĞLU | 12 Mart 2018, Pazartesi
Bu boy saç sana çok yakışıyor, 
Sağol bende çok beğeniyorum.
(Narcos dizisinden)
Ayna, “merak” duygusunun nesneleşmiş bir sürümü olarak piyasa çıktığında biri, “Bir su birikintisine” bakmıştı… Bu birikintiyi ışık v...
-Saç boyası- üzerine...
Naci BAYRAMOĞLU | 19 Şubat 2018, Pazartesi
Saçlarıyla oynamaktan ve üşümekten hiç vazgeçmeyecekmiş gibiydi. İyi bir günbatımından beklenebilecek her şey vardı gökyüzünde, tüm sıcak renkler, hafif bir esinti ve şarap kokusu. Hiç gülümsemedi, hiç gülümsemeyecekm...
Protez saç nedir? ve aşamaları...
Naci BAYRAMOĞLU | 12 Şubat 2018, Pazartesi
Dostum Alberto Manguel’ in bir denemesinde rastladım: Pablo Neruda  (ki Salah Birselce söylersek, kendisi bir şahkeldi), Cortazar okumamanın ağır ve görünmez bir hastalık türü olduğunu, zamanla korkunç sonuçlar doğura...