Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 8 Mart 2018, Perşembe

Bavul dolusu aşk

Paylaş  
4
9
3

Nazım Hikmet yaşamı boyunca bir çok kez aşık oldu. Nazım'ın en güzel aşk şiirlerinin yazdığı, en uzun süre evli kaldığı kadın ise Piraye'ydi. Nazım Hikmet ile Piraye'nin aşkı dillere destan oldu. Nazım hapse girince bu aşk daha da güçlendi. Büyük şair, 13 yıl süren hapishane hayatının son demlerine yaklaştığı zaman bu kez Münevver Andaç'a aşık oldu. Piraye ise Nazım'a duyduğu büyük aşka rağmen aradan çekilmek zorunda kaldı.

Nazım ile Piraye genç kadın eşinden henüz boşandığı sırada tanıştılar. Sanat eleştirmeni ile 16 yaşında evlenen Piraye’nin 2 çoçuğu vardı. Bunlardan biri eleştirmen Mehmet Fuat Bengü'ydü. Nazım Piraye'yi çok sevdi, evlilik yaşamlarının 13. yılında büyük şair ceza evindeydi.

Nazım 1933’den 1950’ye kadar 17 yıl boyunca kendisine yazdığı mektupları, Piraye bir tahta bavulda sakladı.

Ancak bu aşk bir bavula sığmadı, tüm zamanlara yayıldı.

İşte o aşktan satırlar...

*

“Sevgili!

Bütün bir uykusuz geçen geceden sonra sana bu mektubu sabah sabah yazıyorum. Oğlumla beraber çıkarıp gönderdiğiniz resim uyutmadı beni. Niçin uyutmadı? Neden uyutmadı? Bu niçine nedene cevap vermek için baştan başa bir şiir kitabı yazmak lazım. O kitap günün birinde yazılacaktır. Şimdi muhakkak olan bir şey varsa bütün bir gece uyumadığımdır.

Bana aşk mektubu gönder diyorsun şimdiye kadar gönderdiklerimin çoğu neydi zaten. Sen benim gözlerimin içine bakarak bir kere olsun seni seviyorum dememişsindir. Ben her yerde her zaman yıldızlı bir denizin üstünde çam agaçlı bir balkonda olsun, karanlık yalnız senin gözlerinin ışıltısını gördüğüm ılık bir odada, bir hapishanenin görüşme yerinde olsun, mektupla olsun, mektupsuz olsun, nesirle olsun şiirle olsun, içimden her gelişte sana seni seviyorum demişimdir.

Ben aşk mektubu yazmasını beceremedim sen yaz da bana model olsun diyorsun. Buranın ölçüsüyle böyle bir mektup için üç sene yatılır billahi. Zati sen benden daha iyi şairsin, sen benden çok daha derinsin yavrum. Ben belki daha sanatkârım.

Benden emin olmam beni öyle bahtiyar öyle mağrur kıldı ki. Bir, bin bir gece şehrinin altın kakmalı kapılarından muzaffer girmiş bir eski kahramanı gibi hissediyorum kendimi. Nazım.”

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Eylül 2018, Çarşamba    Göstergeler
18 Eylül 2018, Salı    “Kıbrıs”
17 Eylül 2018, Pazartesi    İnsanı sevmek...
12 Eylül 2018, Çarşamba    İnsanlığın 7’nci hissi
10 Eylül 2018, Pazartesi    İnsalık tarihi kadar eski bir kavram
7 Eylül 2018, Cuma    Bir toplum eleştirisi
6 Eylül 2018, Perşembe    “Ben ol da bil”
5 Eylül 2018, Çarşamba    Bir yerden başlamalı
3 Eylül 2018, Pazartesi    "Bir nehirde iki kere yıkanılmaz"
30 Ağustos 2018, Perşembe    Haber alma özgürlüğü tehlikede

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Göstergeler
Ferhat ATİK | 19 Eylül 2018, Çarşamba
Göstergeler
Toplumların kullandıkları göstergelerin incelenmesi uzun süre dil incelemesiyle karıştırıldı. Bir başka deyişle, göstergelerin incelenmesi kimi kez dil felsefesi kimi kez de dilbilim diye adlandırılan, d...
“Kıbrıs”
Ferhat ATİK | 18 Eylül 2018, Salı
“Kıbrıs”
Merak ettim ve internet sözlüklerinde “Kıbrıs” yazıp okumaya koyuldum. İçinden kimi yerleri sizler için de paylaşmak istedim. Sadece bu bile bize ders olmalı diye düşünüyorum. Hem hakkımızda ne düşünüldüğü h...
İnsanı sevmek...
Ferhat ATİK | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Geçtiğimiz hafta bir konferans için gittiğim İstanbul’da, kitap fuarına da katıldım. Koca koca meydanlarda, sahaflar el dokunmuş, ruh dokunmuş, zaman dokunmuş kitaplar satmaktaydılar. En sevdiğim.
İnsandan insana akt...