Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 8 Ağustos 2018, Çarşamba

Yalnız ama duygusuz

Paylaş  
14
11
14

 

Yaz akşamlarında toplanan komşu ablaların, teyzelerin Yaseminleri incecik iplere dizerek yaptığı sohbetler kulaklarımda. Yaseminlerin kokusu burnumda, yaz akşamlarının esintisi tenimde hala ve iç çekerek yazılan satırlarımdayken bunlar, tümü çoktan anılarımda...

Kıbrıs’ın iç bahçeli evlerinden bir Yasemin dizilişinden payıma düşerek boynuma asılan bir demet kadar çocuktum. Evim asfalta bakardı. Kapımızın önünden geçerdi şehrin işlek bir yolu. Kim bilir kaç defa göz göze geldik sizinle, kaç defa geçtik bir birimizin anılarıyla dolu yollarından, kim bilir?

Peki ya sizin, ne kadardı çocukluğunuz? Gök kubbede bizi bekleyen nice sohbetleri tadıyla bölen, küçük çatallı minik tabaklarda ikram edilmiş bir turunç macunu kadar mı? Yoksa annenizin eve girerken, kuruttuğu molehiyalara basmamanızı içeren uyarısı kadar mı? Ne kadardı çocukluğunuz? Nerede bıraktınız onu?

*

Her birimizin küçücük ellerinde şekillenen, kocaman oyunlarının geçtiği, ülkemin dar sokaklarının, geniş hayallerini kaçımız içini burkmadan hatırlar?

Kendime hiç yorumlamadan geçtim yıllar sonra o aynı sokaklardan. Ne aradığımı bilmeden bakındığım sokaklarda, ne aradığımı bulamadım. Üzüldüm.

Zaman mıydı geçen, yoksa ben mi?

Mekanlar mıydı değişen, yoksa insanlar mı? Bana tüm düşündürdüklerini acısıyla tatlısıyla hissetmek de güzeldi; her burukluğuma ve dönülemez olduğunu bildiğim tatlı geçmişe dönememenin acılarıyla.

Hatırlamak isteği sardı sonra içimi.

Geçtiğim sokakları gözledim ve günübirlik telaşlarla geçerken göremediklerimi görmenin mutluluğunu yaşadım.

Ne kadar biyonik olmuşuz! Bakıyor ama beynimizin gitmek istediği yere odaklı bir tek yeri görüyoruz. Teknoloji yalnızlığı, yalnızlık duygusuzluğu getirmiş zamanla.

Yaşadığımız düne, büyüdüğümüz şehre, haksızlık ediyoruz, bugüne taşımamız gereken hatıralarımızın geçtiği mekanları unutmuşuz.

Haksızlık ediyoruz aynı güzellikleri yaşatmadığımız çocuklarımıza, nesillere. Oysa ne doğduğumuz şehir ne de çocukluğumuzun geçtiği sokaklar bizi hiç unutmadı.

Unutmayacaklar.

Ben her geçişimde bu sokakların kalbime buruk bakışlarla baktığını hissedebiliyorum!

Ya siz?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Şubat 2019, Salı    Sermayenin kültürel ayrımları
18 Şubat 2019, Pazartesi    Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
11 Şubat 2019, Pazartesi    Uçurtmasız gökyüzü
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"
4 Şubat 2019, Pazartesi    "İç çağ" metaforu ve "geçiş kültürü"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Sermayenin kültürel ayrımları
Ferhat ATİK | 19 Şubat 2019, Salı
“Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır" der Pierre Bourdieu.
Bourdieu, 20. yy’ın bizimle birlikte yaşamış,...
Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
Ferhat ATİK | 18 Şubat 2019, Pazartesi
Biz büyüyoruz, büyük insanlar oluyoruz. Sonra dünümüzü hemen unutuyor, yola yeni çıkmış çocukların bugünüyle uzlaşamadan, geleceklerini çözmeye, anlamaya, şekillendirmeye çalışıyoruz.
Umutsuzca, başarısızca.
Sonu ge...
Modernleşme ve habercilik
Ferhat ATİK | 15 Şubat 2019, Cuma
Habermas’a göre modern dönemle birlikte kamusal alanda feodal koşullara bir geri dönüş yaşanmaktadır. Gerçekten de günümüzde büyük örgütler, birbiriyle ve devletle yarışırlar; kendi yönelimlerine bir ölçüde halk...