Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 16 Ağustos 2018, Perşembe

Unutursak, uyutuluruz

Paylaş  
22
17
22

 

Türk Dil Kurumu tarafından “Belli insan öbeklerinin ayrımlaşmasını bilinçli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir yöneltinin benimsenmesi” diye yapılan tanım, “Ayrımcılık” sözcüğünün karşılığıdır.

Fransızca kökenli sözcüğün Türkçemize de yansıyan şekli, İngilizce’de de olduğu gibi; bildiğimiz “discrimination” sözcüğüdür.

Şimdilerde zaman zaman kulağımıza sırf hoş görünsün diye “pozitif” kelimesinin peşi sıra kullanıldığı yerler olsa da, siz siz olun manipüle olmayın. Çünkü ayrımcılık ayrımcılıktır. Kimileri kendi yapmakta oldukları ayrımcılıkları bu kavramın dışında tutmak, şirin göstermek ya da meşru kılmak için “pozitif ayrımcılık” diye kullanıyor. Oysa “ayrımcılık” özellikle yukarıdaki gerçek tanımına da bakıldığında başına “pozitif” ifadesi konarak yumuşatılamaz.

Ayrımcılığın meşru gibi gösterilerek veya doğrudan yapılması, etnosentrizmin, rasizmin ilk adımlarıdır. Yani yüzyılımızın insanı dehşete düşüren kavramı “ırkçılığın”.

*

Arkaik insanlı çağlardan bu yana ayrımcılık; “öteki” kavramını oluşturan öğedir. Daha ilk çağlardan bu yana ayrımcılık duygusu ile ötekileştirme, öldürmenin dahi meşru kılındığı formül olarak çıkar karşımıza.

Kafasına beyaz kuş tüyü takanlar, siyah kuş tüyü takanları kendilerinden görmedikleri gibi, onların başına ne gelirse gelsin bunu hak ettiklerine inanmışlardır. Kendilerine beyaz tüy takanların merkezinde bir kimlik yaratıp, giderek kendilerini üstün ya da yaşaması gerekenler olarak nitelendirerek, diğerlerini öldürmekle uğraşmışlardır.

İlk insanlı çağda mesele böyledir diye o günleri geçmişte sanmayın.

Daha dün gibi, yaşanan Holokost. İnsan; 20. yüzyılın ortasında ilk çağa dönüp, o barbar dönemleri yeniden yaşattı insana.

Tanık olduk, öğrendik, unutamadık.

Genellikle bugünün tehlikesi, bize gelecekten gelmektedir. Yani bir Holokost’un yeniden yaşanmayacağını düşünmek tehlikeli bir iyimserlik olacağından, hatırlatılarak tekrarının olmasına yönelik insanlığı uyandırmaya devam etmek gerekir.

Çünkü insanlık tarihinde bu tür süreçler, bir şeye inanma gibi bir insan hassasiyeti kullanılarak, insanların uyutulması ile gerçekleşmiştir.

Şimdiki zamanı yaşayan bizler, tarihi, “zamanın derinliklerinde kaldı” diye değerlendirirsek, gelecekte aynı acıların tekrar etmesine sebep olacağımız gibi, dünya tarihini de tecrübe yerine, omuzlarımızda yük olarak taşıyoruz demektir.

Oysa tarih bir hikaye değildir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Şubat 2019, Perşembe    Bir kalp kazanın
19 Şubat 2019, Salı    Sermayenin kültürel ayrımları
18 Şubat 2019, Pazartesi    Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
11 Şubat 2019, Pazartesi    Uçurtmasız gökyüzü
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bir kalp kazanın
Ferhat ATİK | 21 Şubat 2019, Perşembe
Bir kalp kazanın
İnsan o kadar çok şeyin en üstünü görür ki, kendisi hep bu kibrine yenilir. Oysa şeytan -ki meleklerin ustasıydı-, kibir onu ne hale soktu! Oysa bir pire -ki bedeninin seksen metre uzağına sıçrar-, b...
Sermayenin kültürel ayrımları
Ferhat ATİK | 19 Şubat 2019, Salı
“Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır" der Pierre Bourdieu.
Bourdieu, 20. yy’ın bizimle birlikte yaşamış,...
Kim bilir, belki hayallerimiz olur yeniden...
Ferhat ATİK | 18 Şubat 2019, Pazartesi
Biz büyüyoruz, büyük insanlar oluyoruz. Sonra dünümüzü hemen unutuyor, yola yeni çıkmış çocukların bugünüyle uzlaşamadan, geleceklerini çözmeye, anlamaya, şekillendirmeye çalışıyoruz.
Umutsuzca, başarısızca.
Sonu ge...