Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 16 Ağustos 2018, Perşembe

Unutursak, uyutuluruz

Paylaş  
11
8
11

 

Türk Dil Kurumu tarafından “Belli insan öbeklerinin ayrımlaşmasını bilinçli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir yöneltinin benimsenmesi” diye yapılan tanım, “Ayrımcılık” sözcüğünün karşılığıdır.

Fransızca kökenli sözcüğün Türkçemize de yansıyan şekli, İngilizce’de de olduğu gibi; bildiğimiz “discrimination” sözcüğüdür.

Şimdilerde zaman zaman kulağımıza sırf hoş görünsün diye “pozitif” kelimesinin peşi sıra kullanıldığı yerler olsa da, siz siz olun manipüle olmayın. Çünkü ayrımcılık ayrımcılıktır. Kimileri kendi yapmakta oldukları ayrımcılıkları bu kavramın dışında tutmak, şirin göstermek ya da meşru kılmak için “pozitif ayrımcılık” diye kullanıyor. Oysa “ayrımcılık” özellikle yukarıdaki gerçek tanımına da bakıldığında başına “pozitif” ifadesi konarak yumuşatılamaz.

Ayrımcılığın meşru gibi gösterilerek veya doğrudan yapılması, etnosentrizmin, rasizmin ilk adımlarıdır. Yani yüzyılımızın insanı dehşete düşüren kavramı “ırkçılığın”.

*

Arkaik insanlı çağlardan bu yana ayrımcılık; “öteki” kavramını oluşturan öğedir. Daha ilk çağlardan bu yana ayrımcılık duygusu ile ötekileştirme, öldürmenin dahi meşru kılındığı formül olarak çıkar karşımıza.

Kafasına beyaz kuş tüyü takanlar, siyah kuş tüyü takanları kendilerinden görmedikleri gibi, onların başına ne gelirse gelsin bunu hak ettiklerine inanmışlardır. Kendilerine beyaz tüy takanların merkezinde bir kimlik yaratıp, giderek kendilerini üstün ya da yaşaması gerekenler olarak nitelendirerek, diğerlerini öldürmekle uğraşmışlardır.

İlk insanlı çağda mesele böyledir diye o günleri geçmişte sanmayın.

Daha dün gibi, yaşanan Holokost. İnsan; 20. yüzyılın ortasında ilk çağa dönüp, o barbar dönemleri yeniden yaşattı insana.

Tanık olduk, öğrendik, unutamadık.

Genellikle bugünün tehlikesi, bize gelecekten gelmektedir. Yani bir Holokost’un yeniden yaşanmayacağını düşünmek tehlikeli bir iyimserlik olacağından, hatırlatılarak tekrarının olmasına yönelik insanlığı uyandırmaya devam etmek gerekir.

Çünkü insanlık tarihinde bu tür süreçler, bir şeye inanma gibi bir insan hassasiyeti kullanılarak, insanların uyutulması ile gerçekleşmiştir.

Şimdiki zamanı yaşayan bizler, tarihi, “zamanın derinliklerinde kaldı” diye değerlendirirsek, gelecekte aynı acıların tekrar etmesine sebep olacağımız gibi, dünya tarihini de tecrübe yerine, omuzlarımızda yük olarak taşıyoruz demektir.

Oysa tarih bir hikaye değildir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Eylül 2018, Perşembe    Das Manifest der Kommunistischen Partei*
19 Eylül 2018, Çarşamba    Göstergeler
18 Eylül 2018, Salı    “Kıbrıs”
17 Eylül 2018, Pazartesi    İnsanı sevmek...
12 Eylül 2018, Çarşamba    İnsanlığın 7’nci hissi
10 Eylül 2018, Pazartesi    İnsalık tarihi kadar eski bir kavram
7 Eylül 2018, Cuma    Bir toplum eleştirisi
6 Eylül 2018, Perşembe    “Ben ol da bil”
5 Eylül 2018, Çarşamba    Bir yerden başlamalı
3 Eylül 2018, Pazartesi    "Bir nehirde iki kere yıkanılmaz"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Das Manifest der Kommunistischen Partei*
Ferhat ATİK | 20 Eylül 2018, Perşembe
Das Manifest der Kommunistischen Partei*
"Yabancı kapitalizmin oligarşik ve itaatkar uşakları" diyor ve ekliyordu Eva Peron, umut olduğu sokakları dolduran yüzbinlerce yurttaşına ve tüm dünyaya.Bu balkon konuşmasında...
Göstergeler
Ferhat ATİK | 19 Eylül 2018, Çarşamba
Göstergeler
Toplumların kullandıkları göstergelerin incelenmesi uzun süre dil incelemesiyle karıştırıldı. Bir başka deyişle, göstergelerin incelenmesi kimi kez dil felsefesi kimi kez de dilbilim diye adlandırılan, d...
“Kıbrıs”
Ferhat ATİK | 18 Eylül 2018, Salı
“Kıbrıs”
Merak ettim ve internet sözlüklerinde “Kıbrıs” yazıp okumaya koyuldum. İçinden kimi yerleri sizler için de paylaşmak istedim. Sadece bu bile bize ders olmalı diye düşünüyorum. Hem hakkımızda ne düşünüldüğü h...