Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 16 Ağustos 2018, Perşembe

Unutursak, uyutuluruz

Paylaş  
23
17
23

 

Türk Dil Kurumu tarafından “Belli insan öbeklerinin ayrımlaşmasını bilinçli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir yöneltinin benimsenmesi” diye yapılan tanım, “Ayrımcılık” sözcüğünün karşılığıdır.

Fransızca kökenli sözcüğün Türkçemize de yansıyan şekli, İngilizce’de de olduğu gibi; bildiğimiz “discrimination” sözcüğüdür.

Şimdilerde zaman zaman kulağımıza sırf hoş görünsün diye “pozitif” kelimesinin peşi sıra kullanıldığı yerler olsa da, siz siz olun manipüle olmayın. Çünkü ayrımcılık ayrımcılıktır. Kimileri kendi yapmakta oldukları ayrımcılıkları bu kavramın dışında tutmak, şirin göstermek ya da meşru kılmak için “pozitif ayrımcılık” diye kullanıyor. Oysa “ayrımcılık” özellikle yukarıdaki gerçek tanımına da bakıldığında başına “pozitif” ifadesi konarak yumuşatılamaz.

Ayrımcılığın meşru gibi gösterilerek veya doğrudan yapılması, etnosentrizmin, rasizmin ilk adımlarıdır. Yani yüzyılımızın insanı dehşete düşüren kavramı “ırkçılığın”.

*

Arkaik insanlı çağlardan bu yana ayrımcılık; “öteki” kavramını oluşturan öğedir. Daha ilk çağlardan bu yana ayrımcılık duygusu ile ötekileştirme, öldürmenin dahi meşru kılındığı formül olarak çıkar karşımıza.

Kafasına beyaz kuş tüyü takanlar, siyah kuş tüyü takanları kendilerinden görmedikleri gibi, onların başına ne gelirse gelsin bunu hak ettiklerine inanmışlardır. Kendilerine beyaz tüy takanların merkezinde bir kimlik yaratıp, giderek kendilerini üstün ya da yaşaması gerekenler olarak nitelendirerek, diğerlerini öldürmekle uğraşmışlardır.

İlk insanlı çağda mesele böyledir diye o günleri geçmişte sanmayın.

Daha dün gibi, yaşanan Holokost. İnsan; 20. yüzyılın ortasında ilk çağa dönüp, o barbar dönemleri yeniden yaşattı insana.

Tanık olduk, öğrendik, unutamadık.

Genellikle bugünün tehlikesi, bize gelecekten gelmektedir. Yani bir Holokost’un yeniden yaşanmayacağını düşünmek tehlikeli bir iyimserlik olacağından, hatırlatılarak tekrarının olmasına yönelik insanlığı uyandırmaya devam etmek gerekir.

Çünkü insanlık tarihinde bu tür süreçler, bir şeye inanma gibi bir insan hassasiyeti kullanılarak, insanların uyutulması ile gerçekleşmiştir.

Şimdiki zamanı yaşayan bizler, tarihi, “zamanın derinliklerinde kaldı” diye değerlendirirsek, gelecekte aynı acıların tekrar etmesine sebep olacağımız gibi, dünya tarihini de tecrübe yerine, omuzlarımızda yük olarak taşıyoruz demektir.

Oysa tarih bir hikaye değildir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Temmuz 2019, Salı    Basit bir kişisel gelişim yazısı
12 Temmuz 2019, Cuma    Cevabı bilinmeyen sorular
11 Temmuz 2019, Perşembe    Politika ve sanat
10 Temmuz 2019, Çarşamba    Bir adam öldürmek
8 Temmuz 2019, Pazartesi    Kelimelerim
4 Temmuz 2019, Perşembe    Ömür dediğin
3 Temmuz 2019, Çarşamba    Yağmur damlası
28 Haziran 2019, Cuma    Ne güzel sana bakmak
17 Haziran 2019, Pazartesi    Düşmanı mahvetmeden zaferi kazanmak
14 Haziran 2019, Cuma    Epistemoloji

banner
banner
banner
banner
banner

Basit bir kişisel gelişim yazısı
Ferhat ATİK | 16 Temmuz 2019, Salı
Deneyim hemen herkese yarar. Deneyim paylaşmak da öyle. Ancak her deneyimin herkese uygun olacağını söylemek mümkün değildir. Çünkü deneyim kişisellik içerir. İçerdiği oranda da bir başkasına uygun olmayabilir. Ancak ...
Cevabı bilinmeyen sorular
Ferhat ATİK | 12 Temmuz 2019, Cuma
Öğrenimin konusu “yanıtı bilinen soruların öğretilmesidir”.
Yanıtı olmayan ya da henüz yanıtı hazır olmayan sorular ise felsefenin ve sanatın alanıdır.
Bu ayrımın farkına varmadan ne toplum, ne de insanlık ilerleyeb...
Politika ve sanat
Ferhat ATİK | 11 Temmuz 2019, Perşembe
Sanatçı sadece bir ülkeyi değil, tüm bir insanlığı aydınlatabilir.
Yeter ki sanatı anlamış olsun. Yeter ki gerçek olsun.
Picasso ve Dali ile birlikte İspanya’nın büyük üç modern ressamından biri de Joan Miro’dur. Mi...