Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 29 Ağustos 2018, Çarşamba

Bovarizm

Paylaş  
16
0
16

Bovarizm

Geçen hafta Jason Wilson’un, “Jorge Luis Borges”in biyografisini konu alan kitabından bahsederken hatırlayacaksınız Madame Bovary (Madam Bovari) romanından da bahsetmiştim. “Yazarını geride bırakan romanlara” örnek olarak bu romanı konu etmiştim.

O yazıya dönüp bakınca, ancak yeni bir yazı ile tamamlanabileceğini düşündüm.

Ve işte o tamamlayıcı satırlardayım...

Madame Bovary, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış bir roman. Edebiyat duayenlerince çağdaş realist romanlar anlamında bir ilk sayılan Madame Bovary’nin ilk baskısı 1857 yılında yapılmış. İlk baskısı ciddi bir koleksiyon eseri olarak hem çeşitli koleksiyoncularda hem de bazı sergilerde meraklısına sunuluyor. Yapıt, döneminde çok büyük yankılar uyandırmış. Hatta romanın tümünün yayımlanması için yazarı Gustave Flaubert'in mahkemeye gitmesi gerekmiş.

Romantizmin idealist yaklaşımına bir tepki olarak ortaya çıkan roman, realizm akımının ilk ve en önemli örneklerinden. Bu kitaptan sonra Bovarizm Akımı oluşmuş ve psikolojide tatminsizlik, memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık olarak yer almış.

Time tarafından 2007 yılında açıklanan “Tüm Zamanların En İyi On Kitabı” sıralamasında roman dünyanın en ünlü ikinci sırada bulunmaktadır.

Kitap, iyi kalpli olmasına karşın sıradan bir doktor olan Charles Bovary'nin yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary'nin, yaşamının sıradanlığından sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayrimeşru aşk ilişkilerini konu alıyor. Yazar Flaubert karakterlerin iç dünyalarını açıklarken realizmin gözlemci yönünü ön planda tutar. Karakterler birlikte yaşadığınız insanlarmış gibi onlara dokunacakmışsınız gibi hissedilir. Doğa betimlemeleri de çok özeldir. Bir kadın kıyafeti ya da evin kapısına asılmış palto betimlenirken kendinizi evin içine girmiş bulursunuz. Baş karakter Emma Bovary'nin sergilediği davranışlar ve zinaları, o dönemde büyük yankı uyandırarak özellikle kendi döneminde yazar Flaubert çeşitli eleştiri ve suçlamalara maruz kalmış.

Kesinlikle okunması gereken bir eser. Okuyanlar benimle bu tadı tekrar paylaşırken okumayanlar derhal okumalı. Hatta bir kaç defa okunması gereken bir roman.

Bir yandan kitabı okumanızı, diğer yandan da etrafınızdaki bu tür “izm” sahiplerini gözlemlemenizi içtenlikle öneririm.

Not: Time’ın “Tüm Zamanların En İyi On Kitabı” sıralamasındaki bir numara Lev Tolstoy'un Anna Karenina adlı yapıtıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Nisan 2019, Salı    Oynadık bitti!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Gmail kullanıyorsanız dikkat!
19 Nisan 2019, Cuma    Öteki de benim
17 Nisan 2019, Çarşamba    Girne Belediyesi taşınırken
10 Nisan 2019, Çarşamba    Tek liman sizin sığındığınız değil!
9 Nisan 2019, Salı    Hayatı alt üst olan ne yapmalı!
8 Nisan 2019, Pazartesi    Toplum yok edici "ben hariç sendromu"
5 Nisan 2019, Cuma    Neyle gurur duyduğumu bilmelisiniz!
2 Nisan 2019, Salı    Ne güzel olurdu!
1 Nisan 2019, Pazartesi    Kürt Açılımı'nda 2. Etap

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Oynadık bitti!
Ferhat ATİK | 23 Nisan 2019, Salı
Pirili oynarken, ‘kazanma-kaybetme’ arifesindeki heyecan ve hırsın, hayatın ta kendisi olduğunu yıllar sonra anladım. Yaşamın her evresinde de kazanıyor ya da kaybediyoruz. Bilemezdim ki o oyunla geçirdiğim zamanda, b...
Gmail kullanıyorsanız dikkat!
Ferhat ATİK | 22 Nisan 2019, Pazartesi
Google’ı herkes bilir. Dev bir mekanizma artık. Arama indekslemesinden reklama, çeviri, harita, navigasyon ve benzeri bir çok hizmetten emaile kadar her şey, her şeyimiz. Bir yandan hayatı kolaylaştıran, diğer yandan ...
Öteki de benim
Ferhat ATİK | 19 Nisan 2019, Cuma
“Je sais pour quelle raison mystérieuse, je ne puis penser à Modigliani sans associer son souvenir à la poésie” cümlesi heykeltraş Jacques Lipchitz’in 1954 yılındaki çalışmasının ilk cümlesiydi. Modi...