Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 10 Ekim 2018, Çarşamba

Masse und Macht

Paylaş  
12
12
12

Dış dünyayı görmezden gelmek, ya da tamamen içimize kapanmak ne denli doğru? Toplumsalın konularından olan “iktidar ve kitle” ilişkisinde en yaygın çatışma; kitleden kopan iktidar ya da iktidardan kopuk yaşayan kitle sorunu ve sorgusu.

Bunun adı “Körleşme”.

Körleşme, Elias Canetti’nin 26 yaşında kaleme alıp 30 yaşında yayımladığı başyapıtının adı. Körleşme 1935’te yayımlandı ve kısa bir süre sonra Nazi yönetimi tarafından yasaklandı. Yayımlandıktan sonra birçok edebiyat otoritesinin ilgisini çeken roman, İngiltere, Fransa ve Amerika’da yoğun ilgi görmüş ama ne gariptir ki, Almanca kaleme alınmış bu eser Almanya’da uzun süre ilgi görmemiş bir eserdir. Ancak 1963’deki üçüncü baskısıyla hak ettiği üne kavuşabildi. Romanın bir tür elitist olan Profesör Kien etrafında dönen hikayesi, özellikle “gerçeklik” olgusuna yeni yorumlar ve farklı bakış açıları getirir.

Canetti “kitle” olgusu ile ilgilenmeye daha 1925 yılında karar vermiş. Daha sonra 1933 yılında Hitler’in Almanya’da iktidara gelmesi, onun “kitle” olgusuyla “iktidar” olgusu arasındaki olası ilişkileri düşünmesine ve çözümlemeye çalışmasına neden oldu. Kitle ve iktidar üzerine olan fikirlerini “Kitle ve İktidar” (Masse und Macht) ismiyle 1960 yılında yayımladı.

Kitabın ilk yarısı kitlenin değişik türlerinin dinamiklerinin çözümlemesine ayrılırken ikinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaştı.

Canetti, Hitler’i hükmettiği kitlenin büyüklüğünden başı dönen paranoyak bir yönetici olarak sundu. Yahudilere yapılan zulmü Almanya’nın enflasyon deneyimiyle bağlantılandırdı.

Romanı Körleşme ise, okunmaya değer ve etkileyici bir baş yapıt.

Roman üç bölümden oluşuyor.

Dünyasız Bir Kafa: Evinde dışarı adım atmayan kitapları ve bilimi ile yaşayan Kien’in ev içindeki hayatını anlatan bu bölümde, hizmetçisi Therese’ye, kitaplarına gösterdiğine inandığı yakın ilgiden dolayı yakınlaşması ve evlenmesi anlatılır. Bölüme verilen isimden anlaşılacağı gibi, Kien’in kafasında oluşturduğu, dış dünyadan tamemen bağımsız iç dünyasında yaşar. Bu bölümde, bu dünyasız kafa tüm açıklığıyla ortaya serilir.

Kafasız Bir Dünya: İkinci bölümde, evinden dışarı hiç çıkmamış, insanlarla ilişki kurmayı bilinçli olarak reddetmiş Kien, eski hizmetçisi, yeni karısı Therese tarafında sokağa atılır ve daha önce tanımadığı bir dünyaya zorunlu bir adım atar. Küçük gördüğü, değersiz bulduğu insanların elinde oyuncak olması, oradan oraya savrulması anlatılır bu bölümde. Bu dünya, rasyonaliteden uzak, kafasız bir dünyadır.

Kafadaki Dünya: Bu bölümde, tüm yaşadıklarından sonra kafasında oluşturduğu yeni dünyanın delilik sınırlarına getirdiği Kien’in trajik sonu anlatılır.

Okumak lazım!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
15 Şubat 2019, Cuma    Modernleşme ve habercilik
14 Şubat 2019, Perşembe    Aşk
12 Şubat 2019, Salı    Ameller ve niyetler*
11 Şubat 2019, Pazartesi    Uçurtmasız gökyüzü
7 Şubat 2019, Perşembe    İki ihtilal arası sinema
6 Şubat 2019, Çarşamba    Hayat sen istersen güzel
5 Şubat 2019, Salı    "Neyi 'kurtarmaz'dı?"
4 Şubat 2019, Pazartesi    "İç çağ" metaforu ve "geçiş kültürü"
1 Şubat 2019, Cuma    Hayatı sev
28 Ocak 2019, Pazartesi    Literatüre sinema yazısı

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Modernleşme ve habercilik
Ferhat ATİK | 15 Şubat 2019, Cuma
Habermas’a göre modern dönemle birlikte kamusal alanda feodal koşullara bir geri dönüş yaşanmaktadır. Gerçekten de günümüzde büyük örgütler, birbiriyle ve devletle yarışırlar; kendi yönelimlerine bir ölçüde halk...
Aşk
Ferhat ATİK | 14 Şubat 2019, Perşembe
“Ben ölseydim o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı ben ölürdüm.”
Bir insanın, bir insana duyduğu en kontrol edilemez duygunun aşk olduğunu söylememiz mümkün. Yanak kızartan, çocuklaştıran, saflaştıran, zamanı...
Ameller ve niyetler*
Ferhat ATİK | 12 Şubat 2019, Salı
Ameller ve niyetler*
Kalplerimizi bir kalpte birleştirip toplamak gerekir. O kalp, en çok sevilen kul olan, Efendimizin (s.a.v.) kalbidir. İlahi huzurda en çok saygı duyulan kimse odur. O’nu bulmalısın ve kalbini onu...