Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 8 Nisan 2019, Pazartesi

Toplum yok edici "ben hariç sendromu"

Paylaş  
21
19
21

Ben eğitim bilimlerini araştıran ya da bu konuda uzmanlaşan birisi değilim. Eminim ülkemizde de bu konuda ayazı yazmaya benden daha çok hak sahibi “tonla” eğitimci vardır. Bilen, uygulayan, muhteşem dehası ile bizi bu günlere getiren… Sağolsunlar!

Eğitimle ilgili bişeyler yazmak istedim. Nedeni de aslında son zamanlarda ülke içi yazılar yazmamakla eleştirenlere yenildiğim için. Yazmadıklarımdan rahatsız değilim. Ancak, geleceğe bırakılan aydın endişelerinden olsun diye buraya not bırakıyorum.

*

Üniversitede yıllardır eğitim vermekteyim. İletişim üzerine. Çünkü temel olan alanım bu. Eğitim alan öğrencilerimin yaş aralıkları 17 ile 24 arasında yoğunlaşıyor. Aşağıdaki değerlendirmelerim tamamen bana ait olup, kişisel gözlemlerimin sonucudur.

Dersi alan öğrenciler genellikle dört ayrı grupta değerlendirilebilir. Bu değerlendirme bir sınıfsal ayrım olarak algılanmasın. Zaten böyle bir ayrımım olmadığının referansı bu yazıyı da okuyacak olan öğrencilerimin kendileridir.

Bu 4 kısım, KKTC doğumlu öğrenciler, KKTC’de yaşayan ama burada doğmamış öğrenciler, Türkiye’den KKTC’ye okumak için gelen öğrenciler ve diğer ülke öğrencileri olarak sıralanırlar.

Derslere ilgi, ödevlere ve sorumluluklara dikkat ederek, temel eğitimlerinin (yani orta öğrenimde edindikleri bilgiler) kendilerine katkıları gibi başlıklar altında kendimce öğrencileri gözlemliyorum.

Az sonra yazacaklarımdan, bir miktar istisna öğrenciyi dışarda bırakabildiğimi de sevinerek belirtmeliyim.

*

Üzülerek belirtmeliyim ki, orta öğrenimden aldıkları katkı konusunda en geride olan liste KKTC doğumlu öğrenciler, sonra KKTC’de yaşayan öğrenciler, sonra diğer ülke öğrencileri ve en iyi duruma olanlar Türkiye’den gelen öğrenciler. Şimdi kolaylıkla anlaşılması için şunu belirtmeliyim ki her başlık altında aşağı yukarı sıralama aynı. “Bizimkiler” en dipte.

Kimi konularda, kimi KKTC doğumlu öğrencilere sorular sorarken lise hatta ortaokul okuyup okumadıklarından şüpheye düşersiniz.

Şunu belirteyim, saygı-sevgi bağlamında hemen hepsi son derece değerli bireyler.

Bu eleştirel yazının amacı da zaten öğrenciler değil, bireyler değil, gelmiş geçmiş eğitim politikaları ve sistemlerdir.

Çünkü münferit az sayıda örnek dışında, başarı ve başarısızlık, öğrenci merkezinde değil, eğitim politikası ve sistemi merkezinde değerlendirilmelidir.

Bilgisizce yaptığım bu küçücük kişisel gözlemlerimde, bana acı veren sonuçlar olduğunu söylemem mümkün.

Yıllarca devam eden hataların ve yetersizliklerin sonuçları bunlar.

Elbette herkes suçsuz ve kim suçlu beli deği!

Ülkemde hep böyledir. Herkes her şeyin tam ve mükemmel uygulanmasını adam kayırılmamasını, tüm kurallara uyulmasını ister ama “kendisini” bunun dışında tutar. 

Buna özetle “ben hariç sendromu” diyebiliriz, tüm toplumu, toplum olmaktan çıkaracak kadar tehlikeli bir sendrom olduğunu vurgulayarak üstelik.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
9 Nisan 2019, Salı
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Atik kişisel değerlendirmenizin eksik kısımları olduğunu düşünmekteyim. Evet haklısınız ilk ve orta eğitimimizde sıkıntılar mevcut. Belki de bu sorunun en önemli kaynağı üniversitelerimizdir. Müsadenizle şöyle izah edeyim. Gereğinden çok fazla üniversite açılırsa ve bu üniversiteler eğitim kalitesinden çok öğrenci sayısı hedefleri ile uğraşırsa bunun sonucunda ortaeğitimden çıkan her birey gidecek bir üniversite bulur. Yani eğitim sisteminin iyi ürünleri Türkiye ve diğer ülkelere yüksek öğrenime giderken burada kalanlara da üniversitelerimiz kapılarını sonuna kadar açarsa size gelen öğrencilerimiz de üniversite okuyacak seviye ve motivasyondan uzak olanlar olarak kendiliğinden belirlenir. Siz ortaeğitimdeki çocuklarla konuşun hemen hepsi zaten uğraşmaya gerek yok nasıl olsa bir iki üniversite burslu olarak kapıda beni beklerken ben niye kendimi zora sokayım diyeceklerdir. Bence siz ortaeğitimden önce üniversitelerimizin ve üniversitenizin öğrenci kabul kriterlerini sorgulayıp diğer ülkelerdekilerle bir kıyaslayın lütfen! Eğer bu kadar küçük bir coğrafyaya bakkal açar gibi üniversite açılırsa mevcut durum da doğal olarak kendiliğinden oluşur. Bu durumu görmek için eğitimci olmaya da gerek yok. Bu arada üniversite öğrencilerimiz de üniversiteye kayıt yaptırdıkları andan itibaren diplomayı cepte biliyorlar. Bu da tartışılacak başka bir konu!

YAZARIN SON 10 YAZISI
8 Ağustos 2019, Perşembe    Neydi bu Frankfurt Okulu?
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Yeniden doğuş
6 Ağustos 2019, Salı    Biraz hayal...
29 Temmuz 2019, Pazartesi    Kapalı Maraş yazıları
26 Temmuz 2019, Cuma    Holokost'tan sonra
25 Temmuz 2019, Perşembe    Femme fatale
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Üç kadın mitos
23 Temmuz 2019, Salı    Çocuk yetiştirmek adanmışlıktır
19 Temmuz 2019, Cuma    "Film Noir" veya "Neo Film Noir" yazısı
18 Temmuz 2019, Perşembe    Aydınlanma'nın devamı olarak Romantizm

banner
banner
banner
banner
banner

Neydi bu Frankfurt Okulu?
Ferhat ATİK | 8 Ağustos 2019, Perşembe
Birkaç dönem önce, akademideki derslerimin birisinde, çok sevdiğim, çok soru soran, araştıran, irdeleyen, öğrenme konusunda hevesli bir sınıfım vardı. Hepsi başarı ile mezun oldu ve biraz hüzün biraz gururla onları da...
Yeniden doğuş
Ferhat ATİK | 7 Ağustos 2019, Çarşamba
Her ne kadar sanatsal bir şey gibi düşünen “sözde sanatçı” sığ düşünceler olsa da Rönesans, bütünlüklü bir devrimdir.
Sözcük anlamı bile bunu anlamaya yeter. Rönesans, Fransızca’da “Yeniden Doğuş" anlamına gelir ve A...
Biraz hayal...
Ferhat ATİK | 6 Ağustos 2019, Salı
“Bir Fransız şairi hayatı şöyle tarif ediyor” der Atatürk, dostu Salih Bozok’a yazdığı mektupta: “Hayat kısadır; biraz hayal, biraz aşk ve sonra Allahaısmarladık.”
Bu ilk sorum olacak, “sizce nedir hayat?”
*
“Fotoğ...