Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 19 Nisan 2019, Cuma

Öteki de benim

Paylaş  
24
19
23

“Je sais pour quelle raison mystérieuse, je ne puis penser à Modigliani sans associer son souvenir à la poésie” cümlesi heykeltraş Jacques Lipchitz’in 1954 yılındaki çalışmasının ilk cümlesiydi. Modigliani’yi anlatmaktaydı, Amedeo Modigliani’yi.

Pablo Picasso’nun komşusu Leopold Zborovski ve eşinin can dostları Modigiani, Paris’te sergileri sansasyonist bulunup yasaklanan az sayıda ressamdan birisi.

*

“Hafızasını şiirle ilişkilendirmeden Modigliani hakkında ne kadar gizemli bir sebep düşünemediğimi biliyorum” anlamı taşıyan cümle ile başlıyordu Jacques Lipchitz.

Lipchitz Litvanya, Modigliani İtalya doğumlu olsalar da, ikisi de Yahudi asıllıydı.

Her ikisine de Avrupa’nın şimdilerde sarsılan temel değerleri etki etmiştir. Yani “Aydınlanma Çağı” ve sonrasında sanatı da aydınlatan her şey.

Dönem ve hemen sonrasına, örneğin ihtilali ve Rönesansı da içine alan bir sancılı akımlar dönemine bakacak olursak; Avrupa’yı başka türlü anlarız. Estetik ve sanatın iz bıraktığı, bu bırakılan izleri ise hümanizmin takip ettiği bir anlayış. Şimdilerden çok uzak bir anlayış.

Kiliselerin sanatı zinhar yasakladığı dönemin, yine kilise içindeki aydın papazların gizli desteği ile şekillendiği sanat dönemi ve oluşan akımlar, şimdilerde politika yapan kiliselerin zulmü altında.

Oysa esas olan Avrupa elbette bu değil.   

*

Çağlar geliyor, çağlar geçiyor.

Nasıl ki 20. yüzyıl gibi, gelişim ve dönüşümler yüzyılının ortasında bir barbar, milyonlarca insan öldürebiliyorsa, onun ardında gelen Avrupa da şimdilerde, 2. Dünya Savaşı’nın hemen ardından düşünülen ve temelleri atılan Avrupa Birliği’nin, neden kurulduğunu kolayca unutabiliyor. Öyle ki Fransız şimdi aha bir Fransız, Alman daha bir Alman, İngiliz daha bir İngiliz.

Hani tarihin tekrardan ibaret olduğu söylenir ya, pek inanmamama rağmen, insan soyunun hırsalara yenilişi nedeniyle bunu doğru kabul etmem gerekiyor.

*

Gelelim Lipchitz ve Modigliani’ye.

Bu ikili, bir birini öylesine örnek bir aydınlıkla beslemişler ki, aslında insalığın tümünün yaparak arınacağı şiir gibi formülü bulmuşlar.

Her birimizin şimdilerde unuttuğu bir formül: "Öteki de benim” formülü.

Ne zor değil mi?!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
8 Ağustos 2019, Perşembe    Neydi bu Frankfurt Okulu?
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Yeniden doğuş
6 Ağustos 2019, Salı    Biraz hayal...
29 Temmuz 2019, Pazartesi    Kapalı Maraş yazıları
26 Temmuz 2019, Cuma    Holokost'tan sonra
25 Temmuz 2019, Perşembe    Femme fatale
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Üç kadın mitos
23 Temmuz 2019, Salı    Çocuk yetiştirmek adanmışlıktır
19 Temmuz 2019, Cuma    "Film Noir" veya "Neo Film Noir" yazısı
18 Temmuz 2019, Perşembe    Aydınlanma'nın devamı olarak Romantizm

banner
banner
banner
banner
banner

Neydi bu Frankfurt Okulu?
Ferhat ATİK | 8 Ağustos 2019, Perşembe
Birkaç dönem önce, akademideki derslerimin birisinde, çok sevdiğim, çok soru soran, araştıran, irdeleyen, öğrenme konusunda hevesli bir sınıfım vardı. Hepsi başarı ile mezun oldu ve biraz hüzün biraz gururla onları da...
Yeniden doğuş
Ferhat ATİK | 7 Ağustos 2019, Çarşamba
Her ne kadar sanatsal bir şey gibi düşünen “sözde sanatçı” sığ düşünceler olsa da Rönesans, bütünlüklü bir devrimdir.
Sözcük anlamı bile bunu anlamaya yeter. Rönesans, Fransızca’da “Yeniden Doğuş" anlamına gelir ve A...
Biraz hayal...
Ferhat ATİK | 6 Ağustos 2019, Salı
“Bir Fransız şairi hayatı şöyle tarif ediyor” der Atatürk, dostu Salih Bozok’a yazdığı mektupta: “Hayat kısadır; biraz hayal, biraz aşk ve sonra Allahaısmarladık.”
Bu ilk sorum olacak, “sizce nedir hayat?”
*
“Fotoğ...