Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 21 Mayıs 2019, Salı

"Ben" ve "ben"

Paylaş  
22
23
21

Felsefi bir kavram, kendileri içsel değişkenler tarafından tanımlanan düşünce alanlarında pek çok işlevi yerine getirir. Elbette bu alanların içsel değişkenler ve işlevlerle karmaşık ilişkisi içerisinde dışsal değişkenleri de (şeylerin durumu, tarihteki uğrakları da) vardır. Bu da demektir ki, bir kavram birisi istedi diye basit bir biçimde hayata gözlerini yummaz; ne var ki yeni alanlardaki yeni işlevleri gereğince aşınır. Bir kavramı eleştirmenin neden ilginç olmadığı sorusunun da yanıtıdır aynı zamanda bu: Yeni işlevler inşa etmek ve onu yararsız ya da yetersiz kılan yeni alanlar keşfetmek çok daha önemlidir.

*

Bu cümlelere benze bir anlatımı ve dahasını, GillesDeleuze’nin 1991’de yayınlanan “A Philosophical Concept…”, Who Comes After The Subject? içinde, s. 94-95’te bulabilirsiniz.

Tam anlamıyla özne kavramını Deleuze’nin bu kurallarından kurtarmak oldukça zordur.

Çünkü bu kavram çok uzun bir süredir iki ayrı işlevi yerine getirmemizi sağlıyor.

Bu işlevlerden ilki:

Evrenselin artık nesnel özler tarafından temsil edilmediği ancak noetik ya da dilbilimsel edimler tarafından temsil edildiği bir evrensellik alanında işlev görmesi. Bu anlamda, özne felsefesindeki kurucu uğraklardan birine işaret eder; çünkü verili bilginin ötesindeki edimlerden söz eder. (“Daima” ya da “zorunlu” dediğimiz zamanlar) Buna karşılık gelen alan ise artık tam olarak bilgi alanı değil; daha çok bilginin yeni bir temeli olarak “inanç” alanıdır.

İkinci işlev:

Özne, bireyin ruh olmadığı ancak bunun yerine kanlı canlı ve bilinçli, konuşan ve konuşulan bir birey olduğu bir bireyleşme işlevini yerine getirir.

*

Öznenin bu iki görünüşü, evrensel “ben” ve birey “ben” şeklindedir. Zorunlu olarak birbirine bağlı mıdır? Eğer öyleyseler bile aralarında bir çatışma yok mudur ve bu çatışma nasıl çözülebilir? Tüm bu sorular, zamanın belirlenimi olarak “ben”i zamanda belirlenebilir olarak “ben” ile karşı karşıya getiren Kant’la ve elbette Hume’la birlikte özne felsefesi denen alanı harekete geçirir.

Sonuç:

Basite indirgenemese de hepsi yaşamdır. Kimi erinliklere felsefe üreten akıl, basitleştikçe bizi “ben” ikileminin içinde tutar. Her bireydeki de budur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Eylül 2019, Pazartesi    Üzgünüm
19 Eylül 2019, Perşembe    Ne öğretmeliyiz?
18 Eylül 2019, Çarşamba    Kamusal alanda kendisini rezil edenler
12 Eylül 2019, Perşembe    3 film, yeni 1 hayat
11 Eylül 2019, Çarşamba    İntihar ve BM'nin inadı
6 Eylül 2019, Cuma    Bugün 6 Eylül
4 Eylül 2019, Çarşamba    SETA Raporu
3 Eylül 2019, Salı    Henüz yaz bitmeden...
29 Ağustos 2019, Perşembe    Kolay iş değil!
28 Ağustos 2019, Çarşamba    Kötülük ne kadar ileri gidebilir?

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Üzgünüm
Ferhat ATİK | 23 Eylül 2019, Pazartesi
Yıllar önce “Geleceğe Mektuplar" isminde bir belgesel çekmiştim.
8’inci yıla girmek üzereyiz.
Dünyada veya kendi alanında, önemli bir isim yapmış 25 deneyimi Kıbrıslı Türk bu belgeselde yer almış, her biri bir mesle...
Ne öğretmeliyiz?
Ferhat ATİK | 19 Eylül 2019, Perşembe
Akademide gençlere medyanın içeriğini oluştururken nelere dikkat etmeleri gerektiğini öğretmekteyim. İçeriğin zenginliği, farklılığı, tecimsel boyutu, fark edilir olması gerekliliği ve benzer birçok değer.
Sonra bu g...
Kamusal alanda kendisini rezil edenler
Ferhat ATİK | 18 Eylül 2019, Çarşamba
Dünden devam edersem eğer, yine bir özürle başlamalıyım. Çünkü öğretici bir dil kullanmanın acısı içindeyim. Ne haddime.
Gerek medya aygıtlarının herhangi birinde gerekse sosyal medya aygıtlarında; hiç fark etmeden ş...