Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 14 Haziran 2019, Cuma

Epistemoloji

Paylaş  
23
22
21

Sözcüklerin yeni bir yolculuğu için ele aldığım bir kelime: Epistemoloji.

En birincil tanımlama ile “Bilgi Felsefesi” anlamı taşıdığını belirtebiliriz. Ancak bu tanımlama elbette ki yeterli kalmaz, ‘bilgi’ ifadelendirildiği zaman, tıpkı ‘kültür’ gibi tanım ötesi ifadelere başvurmak gerekir.

Bilgi tatmin edici düzeyde bir tanıma kavuşturmak için, özne ve nesneden yardım almak gerekir. Öznenin nesne ile kurduğu ilişkinin bir sonucudur çünkü. Bilinç (ve Freud’dan bu güne alt bilinç/bilinçler) sahibi bir yaşamsal varlık olan insanın nesneye doğru ilerlemesi ile bilgi oluşur. Bilginin, yine bilgi ile yoğrulan bir nesne ile özdeş olması doğruluk kavramı ile buluşmamızı sağlar ki, bilgi kadar önemli bir çerçeve de ‘doğru bilgi’dir. Doğruluk; (sözlüksel bir tanımla) algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluğu ifade eder. Bu bir tanımdır. Ancak doğru bilgi denen ütopik algı hedefinin mümkünlüğü felsefe tarihinin en büyük sorularından biridir ve sorun olmaya, çözüm arayışının sürmesine devam edilmektedir.

Episemolojik deneyime sunulan akılda kalıcı bir örnek vermek istedim.

Elimizde iki önerme var. İlki: “altın sarıdır önermesi. İkincisi ise “altın madendir” önermesi. İlk önermede altının sarı olması doğru veya yanlış olabilir ama altın madendir önermesi doğrudur.

Nesnenin doğru olabilmesi için aranan iki şart: Anlamlılık ve tutarlılık/geçerliliktir.

Anlamlılık: Önermenin anlamlı olması bir nesneye işaret etmesidir.

Tutarlılık: Bir önermenin bir defada doğrulanabilir olması yani yargıya bir defa uygunluğudur. Geçerlilik: Tutarlı olan önermenin her durumda doğrulanabilir olmasıdır.

İlk çağlarda Thales gibi filozoflar metafizik ile ilgileniyorlardı. Evrenin salt maddesinin bulunması temel bir amaç olmuştu ama bu konularda herkesin vardığı farklı fikirler, fikirler arasındaki çelişkiler filozofların insana, dolayısıyla akıl ve bilgiye yönelmesine yol açtı. Bu da insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasına neden oldu. Böylece bilgi felsefesi doğmuş oldu.

Episteme, bilgi ve gnosis, bilim ve logos, öğreti kelimelerinden epistemoloji, bilgibilim ve gnoseoloji, bilginin bilgisi terimleri; bilgi kuramı (theory of knowledge) anlamında kullanılır, bazen philosophy of knowledge, bilgi felsefesi olur. Bilginin doğasını, kaynaklarını, kökenlerini, değerini araştırır.

Platon’un bilgi kuramının yetersizliği 1963’de Edmund Gettier tarafından kanıtlanmıştır. Aynı dönemde Michel Foucault, bilginin kazıbilimini, bilgi ve iktidar biçimlerini araştırmıştı.

‘Bilgi’yi bilmek ve işlemek yüz yılımızın en büyük değerlerindendir. Atılması muhtemel her türden yenilikçiliğin temelinde yeni bilgi ve yeni bilgi işçileri yer alır.

Tüm bu bilimsel açıklamaların bağlanacağı bir nokta var elbette. O da ülkemizdeki bilgi boşlukları. Deneme yanılma yöntemlerinin artık yerini bilgi tabanlı çalışmalara bırakması gerekliliği.

Bilmek insanoğlunu yüceltti. Bilgi insanoğlunun en büyük silahı oldu. Bu kavramları gözardı eden toplumlar ise tarihin derinliklerinde kaldılar. Ebediyete kadar varolma hedefi, bilginin işlenmesi ve kullanılması ile ilgili.

Şimdi soruyorum: Ne kadar, bilgi toplumuyuz? Ne kadar bilgi merkezli yönetiliyoruz? Ne kadar bilgiye ‘hakiki’ önem veriyoruz?

Sorularımın cevabını ise demagogların bilgiye değil, lafa yönelen açıklamalarından duyar gibi oluyorum.

Ben bilgiyi yeterince kullandığımıza inanmıyorum!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Ağustos 2019, Çarşamba    Dünyanın eksen kayması
8 Ağustos 2019, Perşembe    Neydi bu Frankfurt Okulu?
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Yeniden doğuş
6 Ağustos 2019, Salı    Biraz hayal...
29 Temmuz 2019, Pazartesi    Kapalı Maraş yazıları
26 Temmuz 2019, Cuma    Holokost'tan sonra
25 Temmuz 2019, Perşembe    Femme fatale
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Üç kadın mitos
23 Temmuz 2019, Salı    Çocuk yetiştirmek adanmışlıktır
19 Temmuz 2019, Cuma    "Film Noir" veya "Neo Film Noir" yazısı

banner
banner
banner
banner
banner

Dünyanın eksen kayması
Ferhat ATİK | 21 Ağustos 2019, Çarşamba
Hegel’in felsefesinde idea, yani bütün şeylerin anlamı ve yaratıcısı, salt mantıksal doğrultuda bir gelişim içinde nesnel, öznel ve mutlak olmak üzere, üç evreden geçer. Düşüncenin varlıkla ili...
Neydi bu Frankfurt Okulu?
Ferhat ATİK | 8 Ağustos 2019, Perşembe
Birkaç dönem önce, akademideki derslerimin birisinde, çok sevdiğim, çok soru soran, araştıran, irdeleyen, öğrenme konusunda hevesli bir sınıfım vardı. Hepsi başarı ile mezun oldu ve biraz hüzün biraz gururla onları da...
Yeniden doğuş
Ferhat ATİK | 7 Ağustos 2019, Çarşamba
Her ne kadar sanatsal bir şey gibi düşünen “sözde sanatçı” sığ düşünceler olsa da Rönesans, bütünlüklü bir devrimdir.
Sözcük anlamı bile bunu anlamaya yeter. Rönesans, Fransızca’da “Yeniden Doğuş" anlamına gelir ve A...