Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 17 Temmuz 2018, Salı

At ve siyaset!

Paylaş  
9
5
9

Kim ne derse desin, ülkemizde siyasete ve doğal olarak da siyasetçiye karşı bir güven bunalımının yaşandığını belirtmek lazım…

Sosyal medyanın belleğinden çıkan demeçlerle siyasetçinin zor durumda kaldığını söylemek lazım…

Önceden sarf edilmiş sözlerin açıklamasını yapmakta zorlanma söz konusu…

Popülizmin dengesi kaçınca hesap vermek de zor oluyor aslında…

Mantıklı eleştiri ve bilinçli siyaset yapmak lazım…

Topluma güven aşılamak kolayına olmuyor…

İktidarda veya muhalefette doğru ve yapıcı, seçici, akıllı siyaset yapmak lazım…

Olmayacak beklenti tutum ve hedefler yerine etik değerlere sahip bir parti politikası ortaya konmalı…

Yapamayacaklarının üzerine değil yapman gerekenlerin temelinde yol almak lazım…

Etik, felsefenin bir alt dalıdır ve iyi nedir, kötü nedir, nasıl yaşamalıyım, gibi sorulara cevaplar arar. Ahlak felsefesi olarak da adlandırılan etik kavramı Yunanca “ethos” kelimesinden gelmektedir…

Zaman zaman ahlak ve etik kavramlarının aynı anlamda kullandığı görülse de aslında birbirinden farklı kavramlardır…

Ahlak, belirli bir toplumda belirli bir dönemde, kişilerin veya grupların uymakla yükümlü oldukları davranış biçimleri ve kurallarıdır...

Etik, ahlaki olanla ilişkili olan tüm sorunları çok genel ve ilkesel olarak ele almaktadır… Dolayısıyla, hangi somut amaçların iyi ve herkes için ulaşılmaya değer olduğunu ortaya koymamaktadır…

Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir ve at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir…

Osmanlı'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün 'ceza' ve özellikle 'ölüm cezası' anlamında kullanıldığı görülmüştür…

Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, polise veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır…

Siyaseti toplum yönetimi ile ilgili olayların bütününü inceleyen bilim dalı olarak tanımlamak mümkündür…

Halkın da bu hususta son yıllarda seçici davrandığı belirtmek lazım…

Etik değerlere sahip, ülkesini düşünen geleceğini planlayan yöneticiler ve vekiller görmek istiyor…

Halk sorgulamaktan ve artık değiştirmekten çekinmiyor…

Sevgi yoksunuyuz…

Herkesin birbirine söylediği ama insan sevgisi eksikliğinden uymadığı etik değerler.

Her öğrencimin eli toprağa değsin isterdim, çocuklar hiç olmazsa bir fidan dikebilsin.

Ancak çoğu kez zorlanırdık, doğa ile gerçekleştireceğimiz bu kısacık buluşmaların binlerce saatlik kuru bilgiden daha öğretici olduğunu özellikle yöneticilere anlatamazdık.

Ders dışı ve dolayısıyla gereksiz bir etkinlik gibi görülürdü.

Oysa sorsanız herkes, hemen her evde mutlaka bir hayvanın olduğu, kapısı bacası yemyeşil ve çiçeklerle süslü AB'ye girmemiz gerektiğini söyler durur.

Arzu edilen bütün o gösterişin aslında bedeli ödenmiş kazanımlar olduğu kimsenin aklına gelmez elbette.

Oysa sanatı, estetiği, düşünceyi, kitabı ve doğayı ciddiye almayan toplumların salt bir bilgi yığını haline dönüştüğünün farkında mıyız acaba?

Keşke çocukların bitkilerle, böceklerle, çiçeklerle, güzel sanatlarla ilgilenmelerini sağlayabilsek ve kitapların dünyasına sahici yolculuklar yaptırabilsek.

Belki o zaman herkesi ve her şeyi sevmeyi öğretebiliriz.

Ne tuhaf ve ne acı!

Şu yüzyılda hala, neyi nasıl sevdirebileceğimizi konuşmak zorundayız, ilginç.

Dünyanın belki de bu en basit, en yapılabilir meselesi üzerine kalem oynatmak doğrusu zoruma gidiyor.

Binlerce yolu var elbette bunu gerçekleştirmenin.

Yaşlı adam eşine, “Sahi,” demiş, “seninle ilgilendiğimi nasıl anlamıştın?” Kadın cevap vermiş: “Çok kolay olmuştu. Hani filan yerde arkadaşlarla otururken içeri girmiştin ve bana hiç bakmamıştın ya, işte o zaman anladım benimle ilgilendiğini.”

Kendimizi böyle bile sevdirebildiğimize göre, daha kim bilir ne yollar var…

Şaka bir yana, onca üniversite, bilmem ne kadar fakülte ve binlerce ana bilim dalı, insanlara neyi, nasıl sevdireceğini öğretemez mi?

Peki, biz ne yapıyoruz da kitabı, bilimi, doğayı, sanatı, hayatı ve insanları sevdiremiyoruz?

Biz nasıl davranıyoruz da çocuklarımız kitaptan bu kadar uzaklaşıyor?

 

 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
19 Temmuz 2018, Perşembe
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
👏👏 Çok güzel bir yazı olmuş Sn Öztürkler... Elinize sağlık... Şu ifadenizi çok anlamlı buldum “ Arzu edilen bütün o gösterişin aslında bedeli ödenmiş kazanımlar olduğu kimsenin aklına gelmez elbette”. İnsan elinde olmadan kendini biranda ülkesindeki durumlarla kıyas yapar buluyor... Bedeli ödenmemiş, çok kolay elde edilip yaşam boyunca hazmedilemeyecek o kadar çok şey var ki çevremizde....

YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Kasım 2018, Cuma    Denetim yaptırımla anlamlıdır…
30 Ekim 2018, Salı    Topu taça atmak…
26 Ekim 2018, Cuma    Tüketim zihniyetine engel olmak...
23 Ekim 2018, Salı    Yükseköğrenim kayıt sistemi (YÖKAS) devrede!
19 Ekim 2018, Cuma    Bu sefer deyip duralım...
16 Ekim 2018, Salı    Her şeyden anlama kültürü...
12 Ekim 2018, Cuma    Doğru tanımlanmış küçük ama görülebilir projeler yaratmak...
9 Ekim 2018, Salı    Bugünü ve yarını daha anlamlı yaşamak...
5 Ekim 2018, Cuma    Siyasetin okulu olmaz; malzemesi insandır…
2 Ekim 2018, Salı    Hedef yüzde 60 ve üzeri olmalı…

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Denetim yaptırımla anlamlıdır…
Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 2 Kasım 2018, Cuma
Denetim yaptırımla anlamlıdır…
Sadece oturmak çözüm değildir…
Hayatta gerçekle yüzleşmek daima önemlidir, geçen gün Ada Kent Üniversitesi’nin misafiri oldum…
Gençlerle yükseköğrenim, üniversite, hayat ve gelecekle ...
Topu taça atmak…
Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 30 Ekim 2018, Salı
Herhalde üç dört yıl var ülkemizde yapılmadık çalıştay ve konferans kalmadı…
Yenisine yenisini ekledik, sonuç üzerine sonuçlar çıkardık…
Gerçekleştirmeden çıkacak raporların da ne olduğunu da biliyorduk aslında?…
O...
Tüketim zihniyetine engel olmak...
Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 26 Ekim 2018, Cuma
Kamu reformunun tartışmaya açıldığı bir dönemden geçiyoruz…
Kamudaki hantal ve verimsiz durumun herkes farkında…
Bu hantallığı yaratan sistemin kurgulayıcısı da aslında devlet…
Memuru ve çalışanı ...