Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Gönül TOKER | 1 Ocak 2017, Pazar

Yeni yıl için boşluk yarat

Paylaş  
55
131
50

Hafızanda biriktirdiğin şeyler, tıpkı yeni elbiseler alıp, dolapları yığma doldururken, hala saklamaya devam ettiğin eşyalara benziyorlar. 

Bugün giysi dolabımı boşaltıp yeniden düzenleme işine giriştim. Yeni yıla girerken her şeye yeniden başlamak istedim. Yıllardır sakladığım ama hiç giymediğim bavullar dolusu kıyafet çıktı. Çoğunun bedeni bile artık bana uygun değil. 

Ve hepsi acı tatlı anılarla yüklü...

Hafızamızın her nesneyi, mekanı, kokuyu ve benzeri belirgin detayları duygular ile ilişkilendirip depolamak gibi bir özelliği var. Bu özellik, edindiğimiz deneyimlerin kalıcı hale gelip ilerleyebilmemiz için gerekli. Ancak bu durumun da tuzağı var; deneyimleri ve anıları korku bazlı sisteme dayalı olarak olumsuz kodlar ile kaydetmek... 

Dolayısıyla her şey geçmişe dair bir iz taşıyor. 

Bu durumun bilimsel olarak pek çok açıklaması var elbet, ama benim bahsetmek istediğim şey nedenler değil, bu durumu kişisel gelişimimiz için nasıl faydalı hale getirebileceğimiz ile ilgili.

Dolabı düzenlerken çeşitli gecelerde giydiğim şık ayakkabılarımı gördüğümde içimde tuhaf burukluklar hissettim. Parlak gümüş ayakkabılar ve mor şifon bir elbiseyi eski erkek arkadaşımla bir düğüne gideceğimizde satın alıp giymiştim. Birlikte fotoğraflar çekmiştik. Mutlu bir geceydi. 

Bu bahsettiğim gece bundan altı yıl önceydi. Buruk hisler, altı yıl önceki kendimi hatırladığım içindi. Üniversiteden yeni mezun olmuş, ne yöne gideceğini, ne yapacağını bilemeyen küçük kadın... Ve içindeki korkuları, endişeleri, öfkeleri, hırsları, hayal kırıklıkları... Tüm bunları bastırarak sevecen bir gülümsemenin ardına sakladığı gerçek halleri... Kimse göremiyordu maskenin altındaki hüznünü. 

Aynı şekilde dolaptaki tüm elbiseler, ayakkabılar ve çantalar üzerime üzerime gelmeye başladı. Her biri eşya değil de adeta ağzı dili olmadan bana konuşan varlıklara dönüştüler. Yatağın üzerine boşaltıp teker teker yeniden yerleştirmek için elime aldığım her eşyaya baktığımda, kendine yüklediğim anıyı aktarmaya başladı. 

Bu durumdan kurtulmanın en kestirme yolu, hepsini toparlayıp poşetlere koymak ve dımdızlak kalana değin evden uzaklaştırmak gibi görünüyordu. Hepsi geçmişe aitti sanki. 

İşte, insanlar mutlu anlarında fotoğraf çekerek, seyahat ettikleri yerlerden alışverişler yaparak o duyguyu hafızalarına çapalamak istiyorlar; içgüdüsel... Ki, her mutlu anlarda çekilmiş fotoğraflarına baktıklarında aynı duyguyu hissederek şimdi de gülümseyebilsinler. Edindikleri hoş tatillere, güzel mekanlara ait ibareler ile aynı esansı yeniden hissedebilsinler...

Buna da 'anı biriktirmek' deniyor.

Peki ya bu biriktirdiğin anılar ile ne yapacaksın? Bunlara neden ihtiyaç duymaktasın? 

Bu deliliğe son vermenin tek yolu AN'da yaşamayı öğrenebilmektir Lanner. Hiçbir şeyi biriktirmeden geçip gitmesine izin verebilmek... 

Tabi ki bu birikintilerin spiritüel yolculukta çok önemli rolleri var. Onlar orada ise, boşuna değil. Osho, öğretilerinde bazen sadece yer silmenin, bulaşık yıkamanın veya yemek yapmanın bile dönüşümümüzde mucizeler yaratabileceğini vurguluyor; bütünüyle farkında olarak eylem ile bir olmak... 

 

Zihnin fiziksel dünyamıza yansıması

 

Fiziksel olarak çevremizde var olan her şey zihninin yansımasıdır Lanner; yarattığın ortam, çevrendeki insanların söz ve davranışları vb... 

Kurban değilsin! 

Yaratansın...

Genel geçer teorik bilgileri kitaplarda okuyabilirsin, internette sıkça karşına çıkabilir veya çeşitli öğretilerde öğrenebilirsin. Peki, bu öğrendiğin şeyler hayatında nasıl örneklerle karşına çıkıyor? 

Kendi deneyimim, evimin vaziyetiyle yüzleşmemdi.

Zihnimin ve hafızamın nelerle dolu olduğunu hiçbir şey bu kadar iyi gösteremezdi! Dış dünyamın giderek sadeleşmesini istiyorum. Bunu yıllardır deniyorum. Ama bomboş bir eve, bir yıl önce taşınmış olmama rağmen yine, zihnim gibi, karmakarışık hale getirmeyi başarmışım. 

Anlıyorum ki, dışımda yaşadığım dünyamı sadeleştirmemin tek yolu içsel dünyamı sadeleştirebilmek. Küçücük bir nesne bile onlarca anı bırakabiliyorsa hafızamda, bundan arınmanın tek yolu yine meditasyon ile anda kalabilmek ve merkezde durabilmek. 

Şöyle yaptım: 

Eşyalarımın beni geçmişe götürmesine izin vermek, görmezden gelerek saklamak veya evden uzaklaştırmak yerine onlarla temasa geçmeye karar verdim. Hepsi ile teker teker 'nesne meditasyonu' yapıyorum. Meditasyon oturuşuna yerleşip yaklaşık bir metrelik görüş mesafesine bir eşyayı yerleştirerek bir süre sadece ona bakıyorum. Herhangi bir elbise bile o anda muhteşem bir farkındalık aracına dönüşüyor. 

Ona baktığımda, hafızama kodlanmış ne varsa dışarı çıkıyor. Tanık koltuğunda, sadece gözlemleyen ama hiçbir yorumda bulunmayan gözlerle gelen tüm düşünceleri izliyorum; taa ki hepsi geçip gidene ve biz o eşya ile yalın halde kalana değin... 

Bu süreçte açığa çıkan duygular, dönüşmesini istediğimiz karanlıklarımıza aittir. 

Karanlıkta kalan taraflarına ışık getirmenin ilk şartı kendinle yüzleşmeye cesaret edebilmek ve kendine dair var olan her şeye farkındalık getirebilmek değil miydi? 

Fark ettiğin her şeyi teslimiyetle kabullenir ve zarafetle bırakırsın. Ardından derin bir boşluğun oluşmasına izin verirsin. 

Bu boşluk, temizliğin gerçekleştiğini gösterir. 

Ve artık yerine severek seçtiğin duyguyu getirebilirsin.

Bu duygu AŞK olsun...

Yeni ve muhteşem bir yıla merhaba...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Nisan 2017, Pazar    Beklenti
26 Mart 2017, Pazar    Hey! Dedikodu komitesi
19 Mart 2017, Pazar    Masalların masalı
12 Mart 2017, Pazar    Çok sevdiğin için
5 Mart 2017, Pazar    Kendini bil
26 Şubat 2017, Pazar    İste, bırak, izle, al
19 Şubat 2017, Pazar    Sorumluluk
12 Şubat 2017, Pazar    Bir varmış, bir yokmuş
5 Şubat 2017, Pazar    Cennet tasviri
29 Ocak 2017, Pazar    Beyaz kuğu/ Siyah kuğu

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Beklenti
Gönül TOKER | 2 Nisan 2017, Pazar
İnsanlar birbirlerine karşı beklentilerle dolular. Herkesin diğer kişiden muhakkak ki bir beklentisi var. 
Bunu kim çıkardı Allah aşkına?
Özellikle de ilişkilerde... Kadının erkekten beklediği şeyler var, erkeğin de...
Hey! Dedikodu komitesi
Gönül TOKER | 26 Mart 2017, Pazar
Zamanı boşa akıtma. Zaten çok hızlı geçiyor. Değerlendir. Değerli işlere ada zamanını. Neye ve kime göre değerli işler? Sana göre! Sen neyi değer görüyorsan, o...
Zaten her insanın değer verdiği şeyler var, ömürlerin...
Masalların masalı
Gönül TOKER | 19 Mart 2017, Pazar
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim. 
Suyun şavkı vuruyor bize, 
çınarla bana. 
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben, bir de kedi. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim, bir de ke...