Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Gönül TOKER | 15 Ocak 2017, Pazar

Yoga yaparız, ikimize de iyi gelir. Ne dersin?

Paylaş  
42
120
48

Aziz Hilarion Kalesi'nin kral köşkünde yazıyorum bugün sana Lanner. Güneşli bir ocak öğleden sonrası, Kıbrıs... Bu adanın nasıl güzel bir yer olduğunu bugün bir kere daha hatırlıyor ve burada yaşama şansına sahip olduğum için şükrediyorum. 

Yaz da olsa, kış da olsa doğa davetkardır Kıbrıs'ta. Bütün yaz denizle bir olup, güneşli günler ve keyifli akşamlar geçiriyoruz. Hatta nemden dolayı yazları gökyüzü pembe-mor arası bir renge bürünüyor. İlkbahar ve sonbahar ise tam cennet! Kışları da sabah ve akşam saatlerinde, güneş üzerimize düşmediği zamanlarda biraz üşüyor olabiliriz ama öğle ve öğleden sonraları güneşin tadını çıkarabileceğimiz birkaç saatimiz mutlaka oluyor. 

Kalenin en tepesinde güneşin şıkır şıkır ışıyışının keyfini çıkarıyorum. Hem sana yazıyorum hem örgü örüyorum, biraz yoga ve meditasyon ile kendimi iyileştirmem için iyi gelen ne varsa doyasıya uyguluyorum. Çünkü burada hissedeceğim tek bir olumsuz duygu yok... Şükürden, kutsamadan ve kutlamadan başka şey gelmiyor içimden. Olumsuz olmam mümkün değil burada... 

Ne zaman eve fazla kapanmış hissetsem, dünyanın rutin sistemine kendimi kaptırıp gitsem, içimden senin gibi biraz yükseklere uçup hayata bir de o mesafeden bakmak geliyor. Gökyüzüne yakın, kalabalıktan uzak ve doğal... 

Kalabalıklar bir hortum gibi seni de içine çekmeye pek meyillidirler. Doğada geçirilen vakitlerde, oraların yumuşak ritmi sana da çok iyi gelecek. Bu zihin gürültüsüne kapılıp gitmek istemiyorsan kendinle vakit geçirmeyi ihmal etme ama oralara giderken zihninden bir süreliğine sessizlik izni iste! 

Kalabalıkların kıstaslarına göre gerçek kabul edilen şeylerin ötesinde ve gerisinde hiç değişmeyen 'mutlak gerçek' var. O gerçekten uzaklaştıkça illüzyona daha da kapılırız. İnsanoğlunun en büyük handikapı 'unutmak'tır. Kim olduğunu, nerede olduğunu, neden burada olduğunu ve nereye gideceğini bilerek yola başlamasına rağmen; unutmak... 

Yağmurun okyanusları hayal meyal hatırladığı gibi ara ara hatırlıyorsun geldiğin yeri ve doğduğun kaynağı; annenden doğmadan bile önce... Yağmurun toprağa yağıp ıslatışı ve derinlere süzülerek köklere ulaştığı gibi bu dünyaya düştüğünü... Suyun toprağı besleyerek dünyaya can verdiği gibi, senin de görevin can vermek... Cana can katmak, yaratmak, çoğaltmak ve genişletmek... Yükseltmek, deneyimlemek ve aktarmak... Önce kendini tamamlamak ve sonra tamamlanma yolundaki her varlığa bunu aktarmak... Dünyayı beslemek, iyileştirmek ve bu akıştaki rolünü üstlenerek hayata geçirmek... 

Yoga metinlerinde DHARMA olarak karşımıza çıkıyor bu. Dharma nedir? Kısaca, bu dünyaya geliş nedenin, burada gerçekleştirme sorumluluğunu üstlendiğin görevlerin ve hizmetin, yani olduğun gibi varoluşun... İşin oyun kısmı da şu: Onu unuttun ve hatırlayarak kendin bulacaksın.

Herkes bir rol üstlenmiş bu kocaman yuvarlak tiyatro sahnesinde; kuşlar, böcekler, ağaçlar, otlar, taşlar bile... 

Her varlığın, hepsi birbirinden gerekli ve önemli rolleri var. 

İnsan ise biraz mızıkçılık ediyor ve rolünü oynamak istemiyor!

Biz insanlar meslekler edinerek roller üstleniyoruz, ilişkiler kurarak farklı duyguları hayata geçiriyoruz. Hayat yaratıyoruz... Şunu da deneyimliyoruz, bunu da deneyimliyoruz, o role de giriyoruz, bu role de giriyoruz... 

İnsandan başka her bir varlık sorgulamadan akışta rolünü hayata geçirirken, insan tatminsiz, depresif, açgözlü, kıskanç, rekabetçi, öfkeli olmak gibi çeşitli düşük titreşimli hallerle meşgul. Neden? Çünkü insanın nefsi var! 

Sen de insan olduğuna göre senin de bir egon var; kabul etmelisin...

Ben de insan olduğuma göre benim de bir egom var; kabul etmeliyim... 

Bizler birer insan olduğumuza göre hepimizin ortak bir egosu var; hem kendimizi hem de başkalarını bu hal ile kabul etmeliyiz...

Yanlış mı? Kabul et, doğru...

Egonla iyice tanış ki, tuzaklarına fazla düşmeyesin Lanner! 

Hepimiz kendimizi koruma içgüdüsü taşıyoruz içimizde. Neden? Çünkü güvenmiyoruz ve çok korkuyoruz. Çıkarlarımızı ve bu dünyada var olma savaşımızı mükemmel yürütmek istiyoruz. En iyisi, en kusursuzu, en mutlusu, en başarılısı, en bilgesi, en, en, en... Ego hep EN olmak istiyor. 

Halbuki büyük tabloda bu durum hepimizi BİRLİKTE batırırsa batırır, çıkarırsa çıkarır; bölünmeziz, bütünüz... 'Sadece ben ve kabul edip sevdiklerim' demek tamamlanmış değil bölünmüş bir durum. 

Sen-ben... Biz-siz... Onların-bizim... 

Kim? Kimin? 

Bir dağın tek bir zirvesi olduğu gibi, neresinden tırmanırsak tırmanalım aynı noktaya varacağız; BİZ...

Tüm akarsuların tek bir okyanusta buluşacağı gibi aynı yerde son bulacak yolumuz; BİR... 

Eee? Şimdi gel de saçmalama!

"Aşk hayatın nasıl gidiyor, sevginle aran nasıl?" diye soruyorsun,

"Hava bugün de muhteşem, haydi dışarı çıkalım" demek istiyorum.

"İşler nasıl?" diye soruyorsun,

"Hilarion'un zirvesinde yoga yapıyorum" diye cevaplayasım geliyor.

"Sevgilim benimle ilgilenmiyor" diye hayıflanıyorsun,

"Hilarion'un enerjisi çok yüksek" demek geliyor içimden.

"Bıktım bu hayattan!" diye ağlıyorsun,

"Giderken sandviç ve kahve de alalım mı yanımıza?" diyesim var…

"Bak, Kıbrıs nasıl da güzel! Bak, kalenin tepesinde güneş sıcacık ısıtıyor. Bak, ömür geçip gidiyor! Uyansana, zaman değerli!"

Haydi çıkalım yükseklere! 

Yoga yaparız...

Çok iyi gelecek!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Nisan 2017, Pazar    Beklenti
26 Mart 2017, Pazar    Hey! Dedikodu komitesi
19 Mart 2017, Pazar    Masalların masalı
12 Mart 2017, Pazar    Çok sevdiğin için
5 Mart 2017, Pazar    Kendini bil
26 Şubat 2017, Pazar    İste, bırak, izle, al
19 Şubat 2017, Pazar    Sorumluluk
12 Şubat 2017, Pazar    Bir varmış, bir yokmuş
5 Şubat 2017, Pazar    Cennet tasviri
29 Ocak 2017, Pazar    Beyaz kuğu/ Siyah kuğu

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Beklenti
Gönül TOKER | 2 Nisan 2017, Pazar
İnsanlar birbirlerine karşı beklentilerle dolular. Herkesin diğer kişiden muhakkak ki bir beklentisi var. 
Bunu kim çıkardı Allah aşkına?
Özellikle de ilişkilerde... Kadının erkekten beklediği şeyler var, erkeğin de...
Hey! Dedikodu komitesi
Gönül TOKER | 26 Mart 2017, Pazar
Zamanı boşa akıtma. Zaten çok hızlı geçiyor. Değerlendir. Değerli işlere ada zamanını. Neye ve kime göre değerli işler? Sana göre! Sen neyi değer görüyorsan, o...
Zaten her insanın değer verdiği şeyler var, ömürlerin...
Masalların masalı
Gönül TOKER | 19 Mart 2017, Pazar
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim. 
Suyun şavkı vuruyor bize, 
çınarla bana. 
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben, bir de kedi. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim, bir de ke...