Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Gönül TOKER | 12 Mart 2017, Pazar

Çok sevdiğin için

Paylaş  
48
121
53

Senin gibi herkes de sevgi bekliyor. Sevilmek istiyor bütün varlıklar. Gerçek sevginin eritemeyeceği hiçbir buz kalıbı yok. Farklı farklı duygular deneyimleyip adını 'sevgi' koyuyoruz. 

"Sana öfkelendim ama sevdiğim için", "Senin özgürlüğünü kısıtlıyorum ama çok sevdiğimden", "Seni, sen olmaktan uzaklaştırdım ama bunu seni çok sevdiğim için yaptım…"

Çok sevdiğini göstermek istiyorsan bir varlığa, onu özgür bırak. 

Bırakamıyorsun, çünkü kaybetmekten korkuyorsun. Sevdiğinin acı çekmesini istemiyorsun. Böylesine korunaklı bir alana sıkıştırınca onu, hayatın içinden akmasına izin vermemiş oluyorsun ve bu, bir varlık için yapılabileceklerin en kötüsü.

'Sevdiğin varlık' derken, kedinden, köpeğinden, sevgilinden, çocuğundan, annenden, babandan bahsetmiyorum, senden bahsediyorum. Diğer tüm varlıkların yansıdığı kişi; sen...

Kendini ne kadar çok sevdiğini biliyorum Lanner. Ne kadar çok korkun varsa, o kadar çok sevgi potansiyelin de var. Korkak olduğunu söyleyerek kendine haksızlık etme. 

'Ayna' konusunu hep hatırla! Her defasında, her bir varlık ile olan ilişkinde... O, sensin.

En sevdiğin varlık kim? Çocuğun? Köpeğin? Kedin? Sevgilin? Kardeşin? Annen? Baban? Dostun? Bahçedeki çiçeklerin? Hiç fark etmez...

Köpeğini çok seviyorsun ve onu kaybetmek istemiyorsun. Kaçmasın, kaçırılmasın, yaralanmasın, evsiz kalmasın, aç kalmasın diye hapis altında tuttuğunun farkında mısın? Onda gördüğün sensin.

Aç kalmaktan korktuğun için, kendini nereye hapsettin? İstemediğin bir yere ve işe mi?

Evsiz ve parasız, yani güçsüz kalmaktan korktuğun için ne büyük çabalarla hayatı zindan ediyorsun kendine! 

Yaralanmaktan, hastalanmaktan korktuğun için çoğu zaman dünyaya dokunmadan yaşamıyor musun? Halbuki dünya senin içinde, sen dünyanın içindesin; iç içesin...

Toprağa dokunmaya bile çekinmek niye? Kontrolü kaybetmeyesin diye kendi kendini hapsettin! Lanner! Kendine gel.

Öteki varlıklara gösterdiğimiz tutum, duygu ve davranışlar, kendimize gösterdiğimizin aynısıdır. Bir kere bu gözle baksan, fark edeceksin.

Ölü bir varlığa bakmaktan irkiliyorsun, çünkü ölmekten, yok olmaktan korkuyorsun. 

Aç bir hayvan gördüğünde ona üzülüyorsun, çünkü aç kalmaktan korkuyorsun. 

'Evsiz' diye tabir ettiğin hayvanları -ki onlar zaten evde olduklarını biliyorlar, çünkü dünya evdir- yuvalandırmak istiyorsun, çünkü dünyayı kabul edemedin ve kendini yuvada hissetmiyorsun. Ya da aile hayatın seni tatmin etmiyor, ait hissetmiyorsun.

Acı çekmekten korkmak

'Acı çekmemek için acı çektiğimiz düşüncesi' hayatlarımızda öyle aşikar ki...

Şöyle bir bak kendine. İlişkinde hiçbir sorun yokken, ara ara içeriden küçük ısırıklar atan minik bir canavar beliriveriyor. 

Kalbinin en özündeki 'koşulsuz sevgi' merkezine ulaşana değin,  iç içe geçmiş odacıklardan geçerek ilerliyorsun. Her kapıda bir parça karanlığın ışığa kavuşuyor. Kapı üstüne kapı çıkıyor karşına bu yolda. Her bir kapının anahtarı, bir korkuya daha cesaret adımı atmakla eline geçiyor. Ne kadar cesurca korkularını aşabilirsen, o kadar derine iniyorsun. Sevgi, derinlere doğru ilerledikçe yükseliyor.

Kendi kalbine doğru içsel bir yolculuğa çıktığında, ilişkiler buna vesile oluyor.

Maksat kendini sevgi ile doldurmak.

Benim inanışıma göre, ilişkiden kaçarak çözüm bulmaya çalışmak korkaklıktır. 

Son yazdığın mektupta, birinden hoşlandığını ve onun da senden hoşlandığını söyledin. Ama seni iten bir şeyler var ve uzak durmayı seçiyorsun. 

İlişki yaşayacağında, önce uygun koşulların oluşmasını beklemeyi bırak. Sen istiyorsun ki, her şeyin yolunda gideceğinden, hiç acı çekmeyeceğinden ve mutlu olacağından emin olasın ve ilişkiye emin olunca adım atasın. Önden gelmez ki bunlar! İlişki sürecinde oluşur.

Acı çekmekten ve kendinle yüzleşmekten korktuğun için abuk subuk bahanelerle korkaklık edip kaçma!

Birine karşı küçük bir çekim  bile hissediyorsan, onunla ilişkiye girmekten hiç korkma. Düşünme, sorgulama, yaşa! Kendini tanıyabileceğin en güzel ayna ilişki yaşadığın kişidir. Küçük bir hoşlantı bile büyük bir fırsattır. 

Unutma, deneyimden geçmeyen farkındalık, hayatına yerleşemez. Akil olmayı bırak! Aşk yolculuğu duygularla yaşanır, akıl ile değil. 

Bırak artık acı çekmekten korkmayı. Bırak artık etrafını saran zırhları, kılıçları...

Bırak kendini kalbine...

O, yolu biliyor.

En derinlerde gizlediğin yumuşacık bir sevgi pırıltısı var. Onun kapılarını aç. Önce sana dokunsun bu sevgi, doldurdun tüm hücrelerini ve varoluşa yayılsın.

Sevgi ışığın dışarı çıkmadıkça, acı çekmeye devam edeceksin. Üzülmek istemediğin için daha büyük bir acının ve yalnızlığın içindesin.

Belki de korktuğun gibi olmayacak, nereden biliyorsun?

Aynalarına daha da yaklaş Lanner. Kaçma. Yakından bak. 

Bak aynalarına, hisset, fark et, kabul et, teslimiyetle izin ver sevgiye...

Bütün korku kapıları erisin, gitsin...

Artık ışık gelsin!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Nisan 2017, Pazar    Beklenti
26 Mart 2017, Pazar    Hey! Dedikodu komitesi
19 Mart 2017, Pazar    Masalların masalı
5 Mart 2017, Pazar    Kendini bil
26 Şubat 2017, Pazar    İste, bırak, izle, al
19 Şubat 2017, Pazar    Sorumluluk
12 Şubat 2017, Pazar    Bir varmış, bir yokmuş
5 Şubat 2017, Pazar    Cennet tasviri
29 Ocak 2017, Pazar    Beyaz kuğu/ Siyah kuğu
22 Ocak 2017, Pazar    Kimsin sen?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Beklenti
Gönül TOKER | 2 Nisan 2017, Pazar
İnsanlar birbirlerine karşı beklentilerle dolular. Herkesin diğer kişiden muhakkak ki bir beklentisi var. 
Bunu kim çıkardı Allah aşkına?
Özellikle de ilişkilerde... Kadının erkekten beklediği şeyler var, erkeğin de...
Hey! Dedikodu komitesi
Gönül TOKER | 26 Mart 2017, Pazar
Zamanı boşa akıtma. Zaten çok hızlı geçiyor. Değerlendir. Değerli işlere ada zamanını. Neye ve kime göre değerli işler? Sana göre! Sen neyi değer görüyorsan, o...
Zaten her insanın değer verdiği şeyler var, ömürlerin...
Masalların masalı
Gönül TOKER | 19 Mart 2017, Pazar
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim. 
Suyun şavkı vuruyor bize, 
çınarla bana. 
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben, bir de kedi. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim, bir de ke...