Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Levent KUTAY | 12 Mart 2018, Pazartesi

Nekahat dönemi bitiyor...

Paylaş  
22
16
26

Yeni hafta başında, üzerinde uzun zamandır çalıştığım bir yazıyı kaleme alıyorum...

Görüş ve önerileriniz benim için hayli önemli...

Başlayalım...

“Kıbrıs büyük bir ameliyat geçirdi. Şimdi uzun bir nekahat dönemine ihtiyaç olacak...”

Bu sözün, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nı müteakip, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'e ait olduğu söylenir... 

Peki Nekahat dönemi uzun sürmedi mi? 

Bunu biraz açalım...

Dünya diplomasisinin üst akılları, Kıbrıs'ta federasyon tezini gündeme getirerek, aslında 1974 sonrası oluşan, Kuzeyde Türk Güneyde Rum varlığının, kalıcı siyasi hale dönüşmesi için zamana ihtiyaçları vardı

Rumlar, 1974 sonrası oluşan şartları bozmak ve 1974 öncesine dönüş için kafalarındaki bütün fikirlerini, bütün enerjilerini doğal olarak buna boşaltacaklardı.

Türk Tarafı da kendi lehine oluşan bu yapıyı yerleştirmek için elinden geleni yapacaktı...

Geçtiğimiz 40 yıl böyle gitti.

Aslında herkes bunun farkındaydı.

Federasyon formülü, uzun sürecek “Nekahat döneminin” adı idi...

Kıbrıs Türk Tarafı'nın bilinç altında, Federasyon, 1974'ten sonraki koşulları yasallaştırıp, Kuzey Kıbrıs'ta bir vatan arzusuna yol açabilirdi. Yani, az bir iade ile durumu yasallaştırabilirlerdi.

Rumlar için de federasyon tezi harika bir şeydi...

Türk Askerini adadan defedip zaman içinde Kuzeyi tekrar 74 öncesine çevirebilecekleri formüller federasyon tezi içinde saklıydı.

Hatta DIKO ve EDEK dahi bunu benimsemişti...

Adına “ Doğru içerikli federasyon” bile demişlerdi... (Ομοσπονδία σοστω περιεχόμενο)

Yani Kıbrıslı Türkler federasyon tezinden, 1974 sonrası oluşan durumu yasallaştırmayı ve kalıcı hale getirmeyi anlarken, Kıbrıslı Rumlar, 1974 öncesine dönüş yolunu açmak için Türk Askerini Ada'dan defetmeyi anlamışlardı...

Adına da Ανατροπή την εισβολή καί κατοχή demişlerdi... yani istila ve işgali devirmek

Hatta, merhum rum lider spiros kiprianu'nun şu sözlerini google ya da youtube'da her an karşınıza çıkar:

İstilayı sonlandıracak tek formül federasyondur. Biz federasyonu istila ve işgali defedecek formül olarak benimsedik. Ancak Türk Tarafı masaya getirdiği tezlerle bunu kalıcı hale getirmek istiyor.

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay'ın geçtiğimiz günkü “ İki taraf, federasyon diyerek, aynı kelimleri kullanıp farklı şeyleri anlıyor” sözü tam da bu durumu anlatıyor.

Şunu yavaş yavaş anlıyoruz ki; Kıbrıs'ta nekahat dönemi artık son aşamalarında... Uzatmayı oynuyor.

1974'ten bu yana neredeyse 50 yıl geride kalıyor...

Bu yarım asır demek...

1974'ü hatırlayanların en genci şu anda 50'li yaşların üzerinde.

Taşınmaz mallar, çok hisseli mallara dönüşmüş, evler yıkılmış, yerlerini apartmanlar almış...

Eski köylerinde oturan Rumlar, şimdi Limasollu Larnakalı şehirliler olmuş.

1974'ten sonra iki önemli olgu daha yaşadık... Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği ve hidrokarbon...

Bunlar sorunun çok önemli parçaları artık...

Artık herkes daha serin kanlı düşünüyor... Özellikle Rum Tarafı...

Rum Tarafı, 40 yılı aşkındır süren federasyon görüşmelerinde artık gördü ki,  1974'te kaybettiklerinin bir kısmını almak karşılığı ile en değer verdiği olguya  yani“Kıbrıs Cumhuriyeti'ne” Kıbrıslı Türkleri; dolaylı olarak da Türkiye'yi ortak edecek.

İşte bu noktada Rum siyasi elitleri frene bastı...

Zaten, gerek Annan Planı'nda, gerek Crans Montana'da gördüler...

Doğru içerikli federasyon artık hayal...

Federasyonla Türkiye'yi def edip, kuzeyi yavaş yavaş geri almak hayal...

Artık, biraz alacaklar, biraz verecekler... 

Ama gelin görün ki verecekleri en canlarını acıtan şey... 

Kuzeyi kaybetmekten daha acı veren bir şey... 

O da, 1963'te silahla gasp ettikleri Kıbrıslı Türkleri dışlayarak, tek başına üzerine oturdukları Kıbrıs Cumhuriyeti'ne Kıbrıslı Türkleri ortak etmek...

Yani 74'te kaptırdıklarının bir ksımını geri alabilmek için, 1963'te kaptıklarını vermek zorunda kalacaklar 

İşte bu durum işlerine gelmedi...

Ortaya çıkan manzara, Rumları daha serin kanlı düşünmeye itti. Seçenekleri değerlendirdiler...

Rum siyasi elitlere göre AB çatısı altında 2 devlet daha hesaplı...

Federasyonda, Kıbrıslı Türkleri devlete ortak etmek durumunda kalacaklarken, AB çatısı altında, üstelik devletleri de kendilerine kalacak şekilde, istediklerini elde edebileceklerini hesap ediyorlar...

Artı, Türkiye tehdidinden de kurtulacaklar...

İki ayrı devletten bir avantaj daha algılıyor Rum tarafı... 

Kuzeyin nüfüsü AB mevzuatına göre olacak...

Yani, elini kolunu sağlayan vatandaş olamayacak, Türk Tarafının nüfusu AB normlarına göre şekillenecek... 

Geçtiğimiz günlerde gözüme çarpan bir yorumu da buraya ekleyim:

AB çatısı altında iki devlet olursa, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti, Türkiye ile Kıbrıslı Rumlar arasında tampon olabilir...

Yani, Kıbrıslı Türkler kendilerini güvende hissederken, sınır güvencesi Güneyi, Türk korkusundan uzak tutacak.

Başta Başpiskopos Hrisostomos olmak üzere Rum Elitleri ciddi ciddi bunu tartışmaya başladı.

Rum Tarafıyla iyi temasta olan çevreler, uzun yılaradır özellikle Annan Planı'ndan sonra Rum elitleri arasında gevşek bir federasyon ve/veya AB çatısı altında iki ayrı devlet nosyonlarının ciddi ciddi tartışıldığının farkındaydı.

Rum elitlerden kastımız, yüksek orandaki askeri harcamaları finanse etmek için yüksek vergi vergiden anası ağlayan iş adamları ve onlara yakın çevreler...

Federasyon tezinden korkan Limasol ve Baflılar ile özellikle son 30-40 yılda Türk nefreti ile büyümüş sağcı gençlik de, AB çatısı altında 2 devlet düşüncesi için sosyal zemin oluşturuyor.

Ne diyorlar peki Εμείς από εδώ και εκεί από εκεί... Onlar orada biz burda.

Bu işin içinde olanlar, AB çatısı altında iki devlet formülünün, yüzde 20'ye ulaştığını iyi biliyorlar.

Sosyal zemin hazırlanmaya başladı. Artık siyasi zemin gerekli... Bu noktada Rum Başpiskopos devreye girdi ve deyim yerindeyse kedinin boğazına çanı astı...

Kasım Ayı'nda ne demişti Başpiskopos:

“İki ayrı devlete gidelim daha iyi. Ancak oluşacak devlet Avrupa çerçevesi içerisinde olsun.” 

Kıbrıs'ı kana bulayan bir Başpikopos'un yerine, Kıbrıs'ta AB çatısı altında 2 devlet olmalı” diyen başka bir Başpiskopos var önümüzde...

İlginç ama değil mi? 

Güney Kıbrıs'ın önemli köşe yazarlarından, Kathimerini Yazarı Paraskos'un geçen Pazar yazdığında göre Anastasiadis de aynı fikri yakın çevresi ile konuşmaya başladı 

İlginç olan şu?

Ne Başpiskopos'tan ne de Anastasiadis'ten yalanlama geldi...

Çıt yok...

2. Cumhurbaşkanı Talat'ın da “ Seçimden sonra Anastasiadis 2 ayrı devlet nosyonunu masaya taşıyacak” sözlerini şuraya ekleyelim...

Demek Sayın Talat da bu gelişmeleri yakında takip ediyor ki bu uyarıyı yaptı

Yani sonuç olarak AB çatısı altında 2 ayrı devlet sadece Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından değil, Rum Tarafının en üst düzey isimlerince de dillendirilmeye başlandı.

Federasyon tezi, nezakahet döneminin sağlıklı geçmesi için görevini tam anlamıyla yaptı.

Anastezi ve bandaj görevini başarı ile yürüttü... 

Nekahat dönemi bitiyor, daha gerçeki formüller tartışılmaya başlanıyor.

Günü geldiğince konuşacağız...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Aralık 2018, Pazar    Sınıfta kalanlar...
5 Aralık 2018, Çarşamba    Bir program iki not...
26 Kasım 2018, Pazartesi    Çıkmaz neden aşılamıyor?
9 Kasım 2018, Cuma    Bir yemek... Bir soru...
16 Eylül 2018, Pazar    Öncelik müzakere mi, seçim mi?
30 Temmuz 2018, Pazartesi    Bir vedanın düşündürdükleri...
18 Temmuz 2018, Çarşamba    Siyaset... Gelecek... Üretmek...
15 Temmuz 2018, Pazar    Bu bir işaret...
12 Temmuz 2018, Perşembe    Ne dedi? Ne demedi?
1 Temmuz 2018, Pazar    Protein...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Sınıfta kalanlar...
Levent KUTAY | 9 Aralık 2018, Pazar
Siyaseti...
Politikacısı...
Bürokratı...
Hükümeti...
Muhalefeti...
Gelmişi, geçmişi...
Medyası...
Halkı...
Ayırım yapmadan...
Kendimi de katarak...
Tümümüz sınıfta kaldık...
Kimse kimseye suç atmasın...
Ne...
Bir program iki not...
Levent KUTAY | 5 Aralık 2018, Çarşamba
Bir program iki not...
Müzakerecilikten, Dışişleri Bakanlığına geçen bir süreci gözlerimin önünde geçirdiğimde, kaçıncı röportaj ya da program oldu sayısını unuttum...
Sanırım kendisinin de aynı...
İç siyaset persp...
Çıkmaz neden aşılamıyor?
Levent KUTAY | 26 Kasım 2018, Pazartesi
Gerçek bir statükoya dönen Kıbrıs sorununda aşılması zor bir kısır döngü yaşıyoruz...
Toprak verip, karşısında siyasi eşitlik alacaktık...
Yıllarca bunu konuştuk...
Sonra Rum Tarafı garantileri de pakete ekledi...
...