Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Levent KUTAY | 1 Temmuz 2018, Pazar

Protein...

Paylaş  
28
18
35

Yıllardır, protein ana besin kaynağım olmuştur...

Etciyiz yani...

Öyle sebze falan... geçiniz...

Yalnız mıyım?

Elbette hayır...

Koca bir toplum etci...

Pazar günü, bayram tatili falan...

Zamanı boş bulduk mu?

Yak mangalı...

“Enflasyon” tartışmalarının baş ürünüdür kırmızı et...

“Bir mangalımız vardı... O da gidiyor...” türünden vesvelenmelere hala malzeme olur...

Eti severiz de...

Fiyatı son zamanlarda bizi hayli düşündürür oldu...

Sınır boylarında siyah çöp poşetlerinde boy boy resimler, haberler de peş peşe sıra geliyor...

Hele son haberde... “7 tona yakın et ele geçirildi”...

Bunu müteakiben de KTTO'nun “ et ithalati serbest olmalı” açıklaması, bu Pazar köşesini bu konuya yormak istedim...

“Çok ilgilendiğim bir konu değildir, standart bilgilerle donatıldım” diyecek kadar da açık açık yazayım...

Hal böyle olunca da, küçük bir araştırmacıkla köşeyi güçlendirdik...

Evet... Soru şu... Et neden pahalı?... Ve... Et ithalatına neden izin verilmiyor?

Öncelikle... Kafamdaki esas sorunsal şu sevgili dostlar...

AB normlarından bahsederken, isterken, talep ederken, serbest ticaret, ya da rekabete dayalı bir sistemi neden bu sektörde kuramıyoruz?

Hadi açık açık yazayım...

Ben Rum tarafındaki büyük marketlerde gördüğüm gibi, et reyonuna yaklaştığımda, Yeni Zelanda Sirloin, İskoç kuzusu, adını söylemekte zorlansam da Fransız etinden yapabileceğim bir yemekten neden geri kalıyorum?

Evet... Üreticimizi destekleyelim... Yok etmeyelim... Kabul... Yok mu ikisinin ortası bir formül?

Bizim memlekette 4500 hayvan üreticisi var...

Büyük baş hayvan üreticisi, sektörün ağır abisi konumunda...

Küçükbaş hayvancılık daha geriden geliyor...

Bir üretici bana şunları söylüyor:

Ülke hayvancılığımız daha kolay ve karlı olduğu için büyük başarı yönelmiş. Ama bu da küçükbaş hayvancılığın neredeyse yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalma durumuna getirdi. Küçük baş hayvancılık teşfik edilmeli. Ama teşfklerde sıkıntı var. Adil bir dağıtım yok. Bana göre devlet teşfiği para olarak vermemeli. Belli başlı sorunlar var. Bu noktada etkili teşvikler ortaya koymalı. Ülke kurak. Çiftçi kaba yem üretimi yapmakta geri duruyor. Ama tohuma yönelik yapılan kuru ziraatte hayvanı besleyecek ot çok kısıtlı üretiliyor. Çıkan sap, besin değeri düşük. Kimi zaman ithal edilen sap besin değeri yok. Gelişmiş hayvancılık sistemlerinde bunlar hayvan altlığı olarak kullanılıyor. Biz yem olarak veriyoruz. Kaba yem üretimini, sanoyu, yonca üretimini teşfik etmeliyiz. Ot ithal edilecekse yonca balası ithal edilmeli. Damızlık hayvan ıslahı şart. Hayvanlarımızın çoğu damızlık olma özelliklerini kaybettiler. Kardeşleme ve gelişigüzel çaprazlamalar bugün hayvan ırklarımzı verimsizleşti. Hayvancı hayvan başı aldığı verimden şikayetçi. Para kazanamıyor olmasının en büyük nedeni de bu. Ama hayvan ithali yasak. Araplara da ciddi damızlık hayvanlar satıldı. Devlet damızlık ithal etmeli ve hayvancıya vererek teşfik etmeli. Hayvan ıslahı şart.

Anladığım kadarıyla, et ithalatının serbest kalmamasının birkaç nedeni var.

Masumane neden yerli üreticiyi korumak.

Ancak üreticiyi dünyanın her yerinde olduğu gibi gerekli destekleri düzenleyerek koruyabilirsiniz.

Eğer bir ülkede 4560 den fazla üretici, 33 milyon TL her periotta teşfik varsa ama bu teşfiğin yarısını en büyük 50 üretici alıp geri kalan yarısını 4500 üretici paylaşıyorsa zaten teşfik sisteminde biraz sorun var demek...

Ayni durum et ticaretinde de var.

Sektörü domine edenler söz konusu...

Bir anda bakıyorsunuz gazete ilanları ile etin fiyatı mandıra çıkışı 27 lira açıklanıyor...

Ama bunu duyan hayvancı hayvanını aşağı fiyata satmıyor, ama kasap da bu fiyattan ya alamıyor ya az miktarda alarak fiyatı realize ediyor.

Buralarda fiyat oluşunca sınırdan geçen et her türlü çok cazip hale geliyor.

İşin özeti...

Gerek iç tüketim gerekse otellere, üretim yetmiyorsa, sınırlı oranda, kontrollü et ithalatı kaçınılmaz görünüyor...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
1
 
0
 
0
 
2
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Kasım 2018, Cuma    Bir yemek... Bir soru...
16 Eylül 2018, Pazar    Öncelik müzakere mi, seçim mi?
30 Temmuz 2018, Pazartesi    Bir vedanın düşündürdükleri...
18 Temmuz 2018, Çarşamba    Siyaset... Gelecek... Üretmek...
15 Temmuz 2018, Pazar    Bu bir işaret...
12 Temmuz 2018, Perşembe    Ne dedi? Ne demedi?
28 Haziran 2018, Perşembe    Seçim bitti... Kurultay başladı...
3 Haziran 2018, Pazar    Kısa tatilde yeşile dair...
30 Mayıs 2018, Çarşamba    Şu "kadın eli" meselesi...
28 Mayıs 2018, Pazartesi    Proje çok... Ya para?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bir yemek... Bir soru...
Levent KUTAY | 9 Kasım 2018, Cuma
Bir yemek... Bir soru...
Patronlar Kulübü...
“Bize verilen isim bu” diye hayıflanıyorlar...
Ya da “Zenginler Kulübü”...
Bunu biraz açalım...
Kıbrıslı Türkler, ticari faaliyetlerini kurumsal bir yapı altında 1950'...
Öncelik müzakere mi, seçim mi?
Levent KUTAY | 16 Eylül 2018, Pazar
Bir yıldan fazladır, raflarda duran “makus talihimiz” Kıbrıs konusu için havalar yeniden ısınıyor...
Eylül'ün sonuna doğru, BM Genel Sekreteri, yoğun dünya gündemi geride kalır kalmaz, mesai bitimini müteakiben, bir ...
Bir vedanın düşündürdükleri...
Levent KUTAY | 30 Temmuz 2018, Pazartesi
Sohbetlerinden çok keyif aldığım, ülkemizin sayılı ekonomistlerinden Necdet Ergün, bir süre önce benimle paylaştığı kararını, geçtiğimiz gün tüm kamoyuna açtı...
Necdet Ergün,  “MEDYA’ya VEDA” başlıklı yazısında, “KK...