Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Levent KUTAY | 3 Haziran 2019, Pazartesi

AB çatısı altında iki ayrı devletin perde arkası... (1)

Paylaş  
17
5
17

UBP - HP Hükümet Programı'nda dikkat çeken AB Çatısı Altında 2 Devlet görüşünü, içeriğini bölümler halinde kaleme alıyorum...

Bu yazımda, nasıl gündeme geldiğini anlatmaya çalışacağım...

Temmuz 2017'de Crans Montana'nın çöküşünden hemen sonra Yenidüzen'deki 5 Ağustos 2017 tarihli bu manşeti gören herkesin ağzı açık kalmıştı...

Cumhurbaşkanı Akıncı, önceden savunduğu görüşlerinin tam tersi, ortaya yep yeni bir fikir atıyordu:

AB çatısı altında iki ayrı devlet...

Herkes ne olduğunu anlamaya çalıştı...

Sonra, bu konuda bir sürü yorumlar olsa da, zamanla iş küllendi...

Akıncı'nın bunu niçin söylediğini öğrenmemiz için 20 Nisan 2018'e kadar beklememiz gerekiyormuş...

Hatırlanacağı üzere, 20 Nisan 2018'de, Lefkoşa'da Cumhurbaşkanlığı'nda TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun da katıldığı siyasi parti başkanları ile yapılan zirvede ele alınanlar ve çıkan tartışmalar dışarı sızınca, konuyu daha iyi anlamaya başladık...

Meğer konu aynen şuymuş...

Mevlüt Çavuşoğlu'nun, üst düzey birçok siyasetçiye anlattığına göre ki bunların içinde UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, Genel Sekreter Hasan Taçoy, hatta AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu'nun da olduğu söyleniyor, Crans Montana çöküşünün ertesi günü Mevlüt Çavuşoğlu, dönüş için eşyalarını hazırlarken, kapısı çalınıyor...

Gelen bir şahıs ona "Sayın Anastasiadis sizinle özel bir görüşme yapmak istiyor" diyor...

O da bu daveti kabul edip, görüşmeye gidiyor...

Anastasiadis Çavuşoğlu'na, "Sayın Çavuşoğlu, anlaşıldı ki biz bu federasyonu kurmayı başaramayacağız. Çünkü biz sizden korkuyoruz, siz bize güvenmiyorsunuz. Bu ortamda, bu iki toplumun federasyon kurması imkansız... O nedenle, size şunları söylemek istiyorum. Ben 2013 Yılı'nda seçime girerken, DİKO ve başka bazı merkez partilerin dseteğini almak için, onların bilgisi olmadan, Kıbrıslı Türkler ve TC'ye, hiçbir öneri vermeyeceğimi ve sizden gelen hiçbir öneriyi kabul etmeyeceğimi, yazılı ve sözlü olarak taahhüt ettim...  Ben bu taahütüme bağlıyım. Fakat, çok kısa bir zaman sonra, Şubat 2018'de seçime gidiyoruz ve ben adayım. Bu seçime girerken, hiçbir partiye ya da kuruma, şahısa, hiçbir söz vermeyeceğim, taahhütte bulunmayacağım. Eğer seçilirsem, ki seçileceğimi sanıyorum, yeni dönemimde artık AB Çatısı altında 2 devleti müzakere etmemin ortamını, siz de Türk Tarafı olarak bana yaratın" diyor...

Anlaşılan odur ki, Çavuşoğlu, bunu Akıncı ile paylaşmış ve Akıncı da, Crans Montana'dan 1 ay sonra yukarıda Yenidüzen'in manşetinde gördüğünüz beyanatı vermişti...

Anlaşılan Çavuşoğlu ve Akıncı, bildiklerine rağmen konuşmadılar...

Şubat'ta Anastasiadis'in seçilmesini beklediler...

Anastasiadis seçilince, Çavuşoğlu 20 Nisan 2018 Akşamı, bu konuyu, Cumhurbaşkanlığı'ndaki toplantıda gündeme getirdi...

Ancak, Çavuşoğlu, bir sürprizle şok oldu...

Akıncı, kısa süre önce kullandığı "AB Çatısı altında iki devletli çözüm" sözünden caymıştır...

Akıncı'nın, kendisinin, siyasi çevresinin ve ideolojisinin federasyondan başka bir şey görüşülmesine olanak sağlamadığını söylediğini o günlerde basından okumuştuk...

Mevlüt Çavuşoğlu şaşırmıştır...

Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı ona " Ayrı bir Kıbrıs Türk Devleti'nden söz etmiş, ama Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı böyle bir şeyi istemediğini söylemiştir...

Zaten hatırlayacaksınız, Nisan 2018'den sonra TC ile Akıncı arasında epey patırtı kopmuştu...

Bunları öğrenince, bugünkü ortamın perde arkasını anlamamız hayli kolaylaştı...

Doğal olarak sağ partiler, bunu değerlendirdi...

Sağ partilerin en büyük sıkıntısı, 105 bin Kıbrıslı Türk'ün AB pasaportunu elinde bulundurması... 

Kıbrıslı Türklerin çoğu AB'yi bir yaşam biçimi olarak benimsiyor...

Hasbelkader, son 5-6 yıldır dünyanın en sıcak bölgesinde yaşıyoruz...

Batımız medeniyet, bireysel hürriyet, refahlı yaşam biçimi, doğumuz, dogma, kan, despotizm, savaş ve felaket...

Kıbrıslı Türklerin dış temaslarının binde biri bile doğu ile değil...

Laik kökeniyle Kıbrıslı Türkler, Avrupa yaşam biçimini benliğinde hissediyor...

Zaten, etrafınıza bir bakın...

Bunu gayet iyi anlarsınız...

UBP'nin Yeni Genel Başkanı Ersin Tatar, bu gerçeklerden hareketle, bunlara uygun bir Dış Politika geliştirilmesi talimatını verdi...

UBP içinde doğal olarak tartışmalar oldu...

Geleneksel "Bir karış toprak vermeden KKTC'yi tanıtma" fikri yine de bazı kesimler için çekiciliğini koruyordu...

(*) Fakat AB Çatısı altında müzakereli ayrılık fikrinin, Rum Tarafı'nda da gerek Anastasiadis, gerek üst düzey başka liberaller tarafından benimsenmeye başlaması pek de gözardı edilecek bir gelişme değildi...

Son 20 Senedir Kıbrıs Türk Toplumu içinde yaşananlara, Kıbrıs Konusunda yaşananlara ve günümüz koşullarına bakıldığında da bu fikir her geçen gün güçleniyor...

Özellikle UBP Milletvekilleri yeni fikri heyecanla karşılarken, bu, UBP'nin Kıbrıs Konusunda yeni yaklaşımı olarak da benimseniyor...

Yeni Başkan yeni bir yaklaşım...

HP'nin görüşlerinin de pek uzak olduğu söylenemez...

Kudret Özersay 2012'den beri yayımladığı makalelerde "federasyon kelimesinin anlamının bile" iki tarafta farklı yorumlandığını, mevcut şartlarda federasyonun imkansız olduğunu, federasyon için toplumların paylaşımdan uzak durduğunu söylüyor, iş birliğine dayalı, yani daha gevşek ortaklıkların masaya gelmesini savunuyordu...

Kısacası onun da yaklaşımı Anastasiadis'in yaklaşımı idi...

Ona göre de mevcut şartlarda federasyon imkansız...

Crans Montana ve sonrası yaşadığımız iki yılda gördüklerimizle, federasyonun öldüğü ve başka model gerektiği görüşü her geçen gün güçleniyor...

ABD'li Diplomat Lute'un nafile çabalarını hep birlikle izledik...

Dolayısıyla UBP ve HP'nin koalisyona giderken "Kıbrıs Konusu'nda" izleyecekleri tavırda anlaşmaları hiç de zor olmadı...

Uzun zamandan sonra hem TC hem KKTC Koalisyon Ortakları'nın hemfikir olduğu bir yaklaşımda anlaşıldı...

(*)Bir sonraki yazımda AB Çatısı altında iki devlet görüşü ile ilgili Rum Tarafı'ndaki açıklama ve gelişmeleri anlatacağım...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
1
 
2
 
1
 
5
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
1
4 Haziran 2019, Salı
Hilmi Bafidi         - Lefkosa
Sağ partilerin en büyük sıkıntısı, 105 bin Kıbrıslı Türk'ün AB pasaportunu elinde bulundurması...

Yani bu Kibrislilar, ya guneye gitse, ya da uyruklarini geri verse sorun cozulecek?

Begenmeyen guneye gitsinden ne farki var? Yoksa siz de boyle deyenlerden misiniz?

YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Ağustos 2019, Çarşamba    Erhürman'ın beklentisi...
2 Ağustos 2019, Cuma    UBP'nin Cumhurbaşkanlığı tavrı... Özgürgün motivasyonu...
29 Temmuz 2019, Pazartesi    "Kapalı Maraş'ta Mida'yı tutanlar..."
26 Temmuz 2019, Cuma    Cumhurbaşkanlığı seçimini erkene mi alsak?
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Toplum mühendisliği...
18 Temmuz 2019, Perşembe    Gerilim bahane; beraber foto şahane...
17 Temmuz 2019, Çarşamba    Hayal peşinde kim koşuyor?
8 Temmuz 2019, Pazartesi    "İmkansızdan çok zora"
1 Temmuz 2019, Pazartesi    Maraş'la ilgili algı sorunları...
19 Haziran 2019, Çarşamba    Nakaratlar bozulurken...

banner
banner
banner
banner
banner

Erhürman'ın beklentisi...
Levent KUTAY | 21 Ağustos 2019, Çarşamba
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman'ı konuk ettik...
Bir saatlik program boyunca tiyatro tartışmaları, hükümet, Kıbrıs Konusu, Maraş'la ilgili görüşlerini, ana muhalefet perspektifiyle anlattı Sayın Başkan...
Konjonktü...
UBP'nin Cumhurbaşkanlığı tavrı... Özgürgün motivasyonu...
Levent KUTAY | 2 Ağustos 2019, Cuma
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'ndeki tavrı için en çok merak edilen siyasi parti kuşkusuz Ulusal Birlik Partisi...
Ülkenin en köklü siyasi geleneği, halihazırda hükümetin büyük ortağı "Turuncu Güneş" için kolay bir süreç...
"Kapalı Maraş'ta Mida'yı tutanlar..."
Levent KUTAY | 29 Temmuz 2019, Pazartesi
Önce Kıbrıs'ın meşhur deyimi “Mida'yı tutmak” ne demektir onu kısaca hatırlatalım...
1940'lı yıllarda çok sevilen Baflı Çoban Cemal Mida, ağır tahrik üzerine sevilmeyen bir adamı öldürüp Baf Ormanları'nda saklanmıştı...