Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 11 Eylül 2017, Pazartesi

Uygitsinciyiz ezelden beri...

Paylaş  
31
62
30

Yaklaşık on haftadır Ada TV’de çarşamba günleri bir tartışma programı yapıyorum. Genelde akademik dünyadan alıyorum konuklarımı. Hemen hemen bütün konuklar ile aynı şeyi tartıştık . Neden böyleyiz? Nasıl kurtuluruz?

Son konuğum Doç. Dr. Umut Bozkurt’tu. Benim için zevkili bir sohbetti, bazı analizlerimizi sizinle paylaşmak istedim…

Bugünkü konjonktürde üç ana arterde stratejiler üretmemiz gerekmektedir.

1- Bağımlılık:

Türkiye Cumhuriyeti ile giderek güçlenen bir bağımlılık söz konusu. Ekonomik ve siyasal alanda iş birliğinin yerini birçok nedenden dolayı “yes sir” anlayışı aldı. Bu durumun oluşmasında teknik konulardaki yetersizliğimiz ve strateji yaratmada noksanlığımız önemli rol oynamaktadır.

2- Sorunlarımızı çözmeliyiz:

Yıllarca sol ve sağ siyaset hemen hemen hiçbir şey üretmedi. Sağ “bir karış toparak vermeyiz” de sıkışıp kaldı. Sol ise “çözüm olmazsa hiçbir şey olmaz” cümlesinden bir adım öteye geçemedi. Geçen kırk yılda yapısal sorunlarımız büyüdü, çözümleri zorlaştı, köklendi ve içinden çıkılmaz bir hale döndü. Çözümü beklemeden yapılabilecek sağlık,eğitim,şehircilik gibi alanlardaki teknik sorunları bir an önce çözebilmek için yardımlaşma ve koordinasyonu başarmalıyız.

3- Çözüm konusu takip edilmelidir:

Her iki taraf için yaşanabilir ve adil bir çözüm bizim için birçok alanda bilinmezliği ortadan kaldıracağından çok önemlidir. Bu nedenden dolayı çözüm kovalanmalı ve iletişim kopmamalıdır. Bunun yanında en pozitif yorumculara göre ciddiye alınabilecek görüşmelere başlama taraihi en az 5-6 sene sonra olabilir. Bunu bir dezavantaj gibi görmemek gerek. Sivil toplum örgütlerinin ortaklaşa haraketi ile bir anlaşma taslağı oluşturuabilir ve baskı grupları yaratılabilinir. Bu arada barış kültürü geliştirilebilinir.

Peki bu sorunlara stratejiler geliştirirken nelere dikkat etmeliyiz? Bizi bu günlere getiren özelliklerimiz nelerdir?

Öncelikle aidiyet ve adalet duyguları toplumumuzda kalmamış desek yeridir. Halbuki gelişmiş ülkelerde sistemi yani devleti bireyler korur . Bizde bu duygular ciddi hasar görmüş durumda. Yeni kuşaklar tamamen bu duygulardan yoksun ve her şeyin kolayına kaçan bireyler olarak yetişiyor. Kamusal alanlarda hiçbir sorumluluk üstlenmiyoruz , kamusal alanları bizden saymıyoruz. Aslında yaşadığımız bütün olumsuzlukları bu yüzden yaşıyoruz. Devletin ve sistemin korunmasını sadece kamu sektörüne biraktık ve bu davranış bizi bitiriyor.

Zaman içinde toplummuz dejenere oldu. Bu durum bireylerde davranış bozuklukları oluşturdu. Örneğin. Her şeyi ucuz istiyoruz, hizmet istiyoruz, iş gücü istiyoruz AMA bunları yapacak olan yabancı iş gücünü sosyal hayatımızda istemiyoruz. Bu insanları da kültürümüzle tanıştırmak ve eğitmek için hiç bir çabamız yok. Bu bizim gerçekliğimiz olmuş. Bu insanlar olmadan bizim hayatımız nasıl olacak sorgusu yok. Hizmetlerini istiyoruz ama onları istemiyoruz.

Kıbrıs Türk toplumu zaman içinde gerçeklikten kopmuş, paranoyalar ile beslenen bir alternatif gerçeklik kurmuş ve bu gerçekliğin içinde yaşıyor. Bunun en basit örneği Sayıştay atamasındaki Sayın Ulaştırma Bakanı’nın verdiği son demeç. Olmayan bir geleneği kendi gerçekliğinde kabul ediyor ve dahası kendi de inanıyor.

Bütün bu sorunları aşmak ve insanca bir yaşam kurabilmek için yardımlaşmalıyız ve koordine olmalıyız.Bu olmadığı sürece, bu iki insani özelliğimizi bir amaca bağlamadığım sürece hiçbir şey değişmeyecek.
Bu çok net.
Asıl gerçek bu.


Not:
Uygitsincilik: Konformizm diye de adlandırdığımız, tüm toplumların genel yapısı. Özbenliklerini ve kendi düşüncelerini oluşturma aşamasına gelememiş ya da bunları oluşturmaktan korkmuş, hiçbir zaman ön plana çıkamamış, piyon gibi kullanılmış kültürsüz yapı.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...