Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 18 Eylül 2017, Pazartesi

"Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

Paylaş  
81
195
78

Ada TV’de son konuğum DAÜ Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Cem Tanova idi. Yine Kıbrıs ve Kıbrıslılar üzerine yaklaşık iki saat konuştuk. Genel olarak iki konu üzerinde durduk; birincisi Kuzey Kıbrıs durum analizi ve eğitim sektörü. İlginç tespitler çıktı.

Ezberin bozulduğu bir süreç yaşıyoruz. Annan Planı ile başlayan ve Crans Montana ile biten bir süreç. Bildiğimiz, inandığımız her şey bu süreç içerisinde neredeyse tükendi. Tam bir TRAMVA yaşıyor aslında toplum.

Annan Planı ile başlayan, her şey düzelecek beklentisi yerini tam bir karmaşaya bıraktı. İki hayal kırıklığı birden yaşadık. Hem Rum kardeşlerimizden “Hayır” cevabı aldık hem de aslında sistemin güvencesi olan sol partinin büyük başarızlığı, her şeyin üzerine tuz biber ekti.

Bu tramvayı atlatamıyoruz çünkü bu süreçte bir yandan Türkiye AB ilişkileri bozulurken diğer yandan da AB ile Türkiye diplomasisi Kıbrıs konusunda çözüm üretecek bir ortam oluşturamadı. Bu arada Kıbrıs görüşmeleri sırasında, çözüm yapalım derken Kıbrıs’ın güneyi ve kuzeyi de anlaşılamayacak yerlerin altını çizerek daha da kalınlaştırdı ve neden anlaşamıyoruz noktasında şimdi her iki tarafta da ciddi bir fikir birliği var. Neden anlaşamıyoruz konusu artık net  ve bu konularda yakınlaşmak artık her iki tarafın da kırmızı çizgileri dahilinde.

Bütün bunlar halkta  “patinaj çekiyoruz” duygusu oluşturdu. Hiçbir şey değişmiyor duygusu her kesimde hakim olmuş durumda. Hiçbir şeye ulaşamıyoruz , hiçbir şeyi değiştiremiyoruz hissi ile boğuşuyoruz yıllardır.

Ancak aslında bu boğuşma sırasında üç alanda büyük gelişmeler de kaydettik. Emlak, yüksek eğitim ve turizm alanlarında azımsanamaycak başarılar elde ettik. Maalesef bu konuları derinlemesine irdelediğimizde her üç konuda da gerek devlet ve gerekse de hükümetler olarak kontrollü bir gelişmeyi beceremediğimiz ortada. Kendiliğinden oluşan şartlar birçok girişimcinin zamanında hareket etmesi ile birleşince sektörel büyüme  kendiliğinden geldi.

Her üç sektör içinde, bu gelişmeyi dizginleyemeyen, kontrol edemeyen, yönlendiremeyen, analiz edemeyen bir sistemimiz var. Maalesef her üç alanda da bu büyümeyi kontrol edemeyerek ranta hizmet eder hale getirdik.

Yüksek eğitim  sektöründen devam edecek olursak “Kar” amaçlı bir üniversite sektörü yarattık. Otuza yakın ön izin başvurusu varken on beşin üzerinde izinli üniversite var. Cem hocanın altını çizdiği bir konu... Üniversitelerin aslında üç temel sorumluluğu var. Birincisi öğrencilerine kaliteli eğitim sunmak, ikincisi bilime katkıda bulunmak ve üçüncüsü de topluma faydalı olmak. Biz bu anlamda baktığımızda oldukça başarısız görünüyoruz . Çünkü biz olaya sadece ekonomik fayda açısından baktık ve oldukça yanıldık.

Yılladır “Bu öğrenciler neden geliyor?” sorusunu sormadık toplum olarak. YÖDAK hala daha atıl durumda. Nasıl bir eğitim? Nasıl bir mezun? Yılda ne kadar mezun? Bu mezunları kimler tercih edecek? Üniversiteler daha açılmadan cevap vermemiz gereken soruları, 30 yıldan sonra bile hala cevaplamadık. Tek yaptığımız üniversite sahiplerine RANT sağlamak. Son yirmi yılda bütün hükümetler bu rantı sağlamak konusunda çok marifetli ama bu sektörü kontrol etme ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması noktasında hemen hemen hiçbir şey yapmadılar.

Aslında en etik ve en yüksek standartlarda çalışması gereken üniversite sektörü, şu anda, birbirinden öğrenci çalmaya çalışan, birbirinin öğrencisini potansiyel müşteri gören, yardımlaşmayan, sadece fiyat üzerinden pazarlama yapan bir sektör haline geldi. Öğrencinin yolunacak kaz ve memnun edilmesi gerekenin de üniversite sahibi olduğu bir felsefe yarattık.

Sonuç olarak yükseköğretim sektöründe sürdürülebilir bir yapı oluşturamadık. Öğretmen kalitesi, ulusal standartlar, ülkesel özeliklerimiz üzerine kurulu bir yaklaşım sunacağımıza, fırsatcı yaklaşımlar ile günümüzü geçiriyoruz.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...