Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 22 Eylül 2017, Cuma

Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek

Paylaş  
87
194
81

Kendimi bildim bileli turizm konusunda siyasilerden tek bir cümle duyarım “Turizm lokomotif sektördür”. İkinci bir cümle duymadım. Bu durum aslında halkın büyük çoğunluğu için geçerli olan bir realitedir, hatta sektörün bir kısmı için bile. Bu da halkın büyük bir çoğunluğunun turizm konusunda yeterli bir bilgisi olmadığının en bariz göstergesidir. Bu yıllarca böyle devam etti ve hala devam etmekte.

Bunun yanında, bugün ekonomik kurtuluşumuz için çare nedir diye sokakta kime sorsanız, turizm ve yükseköğrenim der. Bu kadar önemlidir bu iki sektör. Yükseköğrenimin de turizmin bir alt sektörü olduğu olgusunu aklımızın bir köşesinde tutarsak, turizmin bizim için ne kadar yaşamsal olduğu ortaya çıkar.

“Peki, bu kadar az bir bilinç ile bizim için bu kadar önemli olan turizm sektörünü bugüne kadar nasıl yönetebildik?” . Bakanlıkların ve hükümetlerin çok büyük etkileri olmadan kendi kendine gitti turizm sektörü yıllarca. Sektör paydaşlarının aldığı riskler ve şans oyunları sektörünün kapitali ile yürüdü turizm yıllarca. Sektördeki yarı çılgın, risk almayı seven kişiler olmasaydı turizm bugün geldiği noktaya ulaşamazdı.

Bir örnek vereyim; 2017 sezonunda Larnaka’dan getirilen/getirilecek olan 50,000 İsrailli turistin tur operatörlerine maliyeti yaklaşık 25 milyon dolar. Düşünün şimdi 3-5 tur opratörü bu miktarı aylar önceden yatırıp HİÇBİR SORUN yaşanmaması için dua ediyor ki yatırdıkları paraları geri alabilsinler. İşte bunun için önemlidir havalimanın yeri. Ercan mı? Larnaka mı? Tabiî ki Ercan! Çünkü risk analizi yaptığınızda bu kadar parayı riske atmak istemezsiniz ve kendi kendimizi Rum resmi siyasetinin insafına bırakmak istememeliydik.

Olanlar oldu artık tartışmanın bir anlamı yok. Rum tarafı haziran ayında aldığı bir kararla Kuzey’e geçen turistler için geçerli olacak bir tüzüğü resmileştirdi.

Şimdi biz ne yapmalıyız?

Kanımca bir kriz yönetimi çerçevesinde yapılması gerekenler;

  1. Ercan’nın ucuzlatılmasının sağlanması için hemen çalışma başlatılmalı. Uçak biletleri ve alan vergileri için ayrı ayrı çalışıp, her iki alanda da başarı sağlanılması zorunludur. Bunu gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan kaynak, devletin Ercan’daki kar payı oranından yapılacak kesintinin turizm fonuna aktarılması ile yaratılabilinir.

  2. İsrail pazarı konusunda, deniz yolunu devreye sokacak bir proje geliştirilmelidir. 2013-2014 yıllarında zaten böyle bir proje vardı. O proje benzeri bir proje ile bu pazar ülkemize gelmeye devam eder. Hatta bu motivasyonla ulaşımda deniz yolunun kullanılmasının önü de açılmış olur ve açılmalıdır.

  3. Ercan’ın Antalya ve Larnaka havalimanlarına göre dezavantajları (ki 2009 yılında ulaşım teşviklerinin çıkış amacı buydu) hızlı bir şeklide giderilmeli ve charter ve tarifeli seferler ile Avrupa’ya bağlanılmalıdır. Avrupa pazarı bizim için vazgeçilmez olmalıdır. Çünkü Türkiye pazarına aşırı bir bağımlılığımız oluştu ve atasözümüzdeki gibi tüm yumurtaları aynı sepete koymamalıyız. Bunu kırmanın tek yolu Avrupa’ya charter ve tarifeli seferler ile bağlanmaktır.

  4. Tur operatörlerimize (online tur operatörleri dahil) Avrupa’da ofis açacak destekler verilmelidir. Avrupa’da, Avrupalı tür operatörleri ile ortak operasyonlar yapabilecek kapasitede tur operatörleri yaratmak zorundayız.

  5. Turizm yatırım teşvikleri düzenlenmeli ve 5 yıldızlı otellerin dışındaki yatak kapasitesini artırmalıyız.

Güney komşularımız ile yaşadığımız bu krizi fırsata çevirebiliriz. Şu anda Bakanlar Kurulu’nda geçmişte turizm bakanlığı yapmış tam beş tane bakan var. Şimdi gerekli inisiyatif gösterilmezse ne zaman gösterilecek?

Özetle; Türkiye pazarına aşırı bir bağımlılık var. 2019 yılı sonrası ekonomik ve sosyal risklerin olduğunu sağır sultan biliyor. Türkiye pazarının yavaşlaması söz konusu olursa bizim için feleket olur. Bu krizi fırsata dönüştürmeliyiz. Ayakları yere basan bir arz zinciri kurmalıyız. Riske giren turizimciler için güven veren bir altyapı sağlamalıyız.

Ercan konusunda alerjisi olanlar için de bir şeyi hatırlatayım. Ercan benimdir, sizindir, KKTC vatandaşı olan ve KKTC’yi vatan bilen herkesindir. Ercan bir kamu malıdır. Aynen Geçitkale Havalimanı gibi. Tıbkı Kıbrıs Türk Hava Yolları gibi. Biz, KTHY’ye sahip çıkmadık ve sonuçlarını şimdi yaşıyoruz. Astronomik rakamlar ile turizm yapmaya çalışıyoruz. Sayın Turanlı ve Sayın Nadir bir müddet sonra gider ama bu iki havalimanı bizimdir ve kamu malıdır.

KTHY’ye sahip çıkmadık, bari havalimanlarımıza sahip çıkalım çünkü iyi yönetilen havalimanları olmazsa turizm yapamayız.

Yani kendi ayaklarımız üzerinde ekonomik olarak duramayız.

İşte bunun için ÖNEMLİDİR Ercan...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
18 Eylül 2017, Pazartesi    "Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...