Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 26 Ekim 2017, Perşembe

İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz

Paylaş  
77
173
81

Yıllardır herkesin dilinde olan şey “sistem çöktü“, “burada yaşanmaz artık”. Defalarca tartıştışıldı, yazıldı, çizildi, nağralar ile söylendi. Yaşadığımız bu düzen artık tahammülün üst sınırlarını zorluyor. Araştırmalarda çıkıyor, kahve köşelerinde konuşuluyor, ev sohbetlerinde detaylandırılıyor. Bu şekilde devam etmekte ama herkes zorlanıyor. Bu yaşadığımız sistem dediğimiz bataklık hepimizi içine çekiyor.

Herkesin tahammül sınırlarını zorluyor ve ilk kaybedenler daha zayıf olanlar oluyor.

Bir kaza haberi “cinayet gibi kaza”.Daha otuzlu yaşlarda bir genç, sakinleştirici ve alkolü birlikte aldığı iddia ediliyor. Kırmızı ışıkta süratle geçiyor. Fren bile yok. Bir ölü iki yararlı. Kaza herzaman olacaktır. İnsan hatası da olacaktır. Ben işin orasında değilim. Ama sakinleştirici almış ve alkollü bir halde araba sürmek istemek ve bu konuda kendi kendine izin verip direksiyon başına oturabilmek. İşte ben bu psikolojiyi anlamaya çalışıyorum. Esas sorun bu psikoloji ve bu psikolojiye sahip insanlarla bu toplumda HEP BERABER yaşamak zorunluluğumuz.

Farkında olmasak da birçok şeyi olan, dünyanın birçok bölgesinden daha rahat yaşayan ama yinede çok mutsuz olan bir toplum yarattık, ele emeği ve göz nuru ileyıllardırişleyerek. Lüks arabalar,evler,meyhaneler,markalarherşey şahane. Evet ama SAKİNLEŞTİRİCİ KULLANIMI %3000 arttı son yıllarda. Estetik ameliyatlar,uyuşturucu kullanımı, kumar bağımlılığı gibi konularda dünya ülkeleri ile birincilik için rekabet ediyoruz. Sosyal medyada “en güzel benim hayatım yarışı” son hızla devam ediyor.

Daha uzatmadan söyleyim.

Yarattığımız bu sistemle hep beraber çöküyoruz!

Sarhoşken araba kullanan, tarihi geçmiş ürünleri satan, arkadaşına kazık atan, dağları yokeden, çöpünü heryere atan bir haldeyiz. ÇÖ-KÜ-YO-RUZ ama sistem değil sadece bizde çöküyoruz. Toplum olarak yaşama benliğimiz çöküyor.

Herşeyimiz var ama mutlu değiliz. Eskiden bisiklet iç lastiği ve tahta ile yapılan uyduruk oyuncak tüfek bizi mutlu ederken şimdi son model telefonlar mutlu etmiyor.

Bunca mutsuzluğun ve umutsuzluğun ana sebebi nedir biliyormusunuz?

İÇİMİZDE BİR BOŞLUK VAR VE ONU DOLDURAMIYORUZ!

Önemli birşeyin parçası olmayı istiyor ve özlüyoruz. O önemli şeyi  egoda arıyoruz. Satın alıyoruz...  Çılgınca istiyoruz her şeyi.

Uruguay Eski Devlet Başkanı José Mujica dediği gibi “Her satın aldığımız şeye aslında para ödemiyoruz. O parayı kazanmak için hayatımızdan harcadığımız zaman ile ödüyoruz.”

Hayatımız geçiyor, panikle yine saldırıyoruz, borçlara girip daha çok şey alıyoruz.Ama birşey değişmiyor o boşluk hala orda.

Kimimiz hasta Fenerli oluyor, kimimiz Tarkan’a sarıyor, kimimiz en hızlı komonist. Bunlar da yeterli değil çünkü rasyonel değil. Yine dolmuyor o boşluk.

Toplum olarak, hergün gördüğün, yemek yediğin, kahve içtiğin, tavla oynadığın insanlar ile birçoğumuzun gurur duyacağı bir ideali paylaşmadığımız ve o hedefe doğru gitmediğimiz sürece bu boşluk dolmayacak ve dolduramazsak da bu çöküş tükenene kadar devam edecek.

Hergün nağralar ile dijital ortamlarda halkı uyandırmaya, aydınlatmaya çalışan aydınlara ve entelektüellere sesleniyorum.

Değişim nağralar ile olmaz. Değişimin ana motivasyonu umuttur!

Eski bir manastırda bulunan bir keşişin mezar taşında yazılanları paylaşmak isterim “Gençken dünyayı değiştirebileceğimi sanırdım, orta yaşlarda ülkemi değiştirebileceğimi zanettim ama yaşlılığımda anladım ki tek değiştirmem gereken kendimmiş. Ben değişirsem, ailem beni görerek değişebilir, sonra mahallem, sonra ülkem, sonra belkide dünya

Bir tavsiye, çıkın inlerinizden herkese umut verecek projelere katılın. İnsanlara sadece bu hayatın olmadığını başka anlayışların da olduğunu gösterin.  Doğru hikayeler yaratın.

Tek çare bu...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek
18 Eylül 2017, Pazartesi    "Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...