Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 30 Ekim 2017, Pazartesi

Beyaz atlı çözümü beklemek...

Paylaş  
73
171
72

Bu konuda yazmak ve karşı tarafı ikna etmeye çalışmak o kadar yorucu ki… İşin gerçeği, kendi hayatımın da buna bağlı olması. O banal cümledeki gibi  “hepimiz bir geminin içindeyiz” batarsak da çıkarsak ta hep beraber. İşte Kuzey Kıbrıs’ta durum bu. Ya hep beraber, insan gibi yaşayabileceğimiz bir sistem kurarız ya da hep beraber bu bataklıkta yitip gideriz.

Çünkü, her toplum ne ekerse onu biçer. Tıpkı toplumun her bir bireyi olan insan gibi, ve her toplum hak ettiği gibi yönetilir.

Bizde durum ne? Hala daha bütün yaşanan süreçlerden sonra bile çözümü bir beyaz atlı prens gibi bekleyenler var. Bunun adını da özgürlük olarak koyuyorlar. Çözüm olacak ve biz özgür olacağız. Şu anda bir irademiz yok devleti yönetmekte. Çözüm olacak ve şu yaşadığımız yozlaşma bitecek özgür ve irade sahibi olacağız.

Bu bir akıl tutulması. Bir saplantı. Başka bir deyişle bir olasılığın esiri olmak, Anlaşma sonrası olacaklar gerçek değil, doğru değil, sadece bir olasılık. Halbuki hergün yaşadıklarımız gerçek,realite.

Peki nedir özgürlük? Veya, nedir irade? Özgürlük, sorumluluktur. Özgürlük sorumluluk almaktır, kendi yaşamının sorumluluğunu üstlenmektir. Özgür olmak istemek, yaşamının sorumluluğunu üstlenmektir. Peki nedir irade?

İrade kendi özgürlüğün için aldığın sorumluluklar zincirinde kullandığın tercihlerdir. Yani olasılıklar zincirinde tercih yapabilme hakkı.

Özetle özgür olmak isteyen birey, önce kendi yaşamının sorumluluğunu alır. Yaşamsal kararlarının sorumluluğunu alır ve olasılıklar arasında tercih yapar, kararlar alır ve yürür. Temel amaç kendinin ve çevresinin hayatını yaşanır ve güvenli kılmak.

Şimdi yine bize gelelim. “Bu halde olmamızın en büyük sebebi; "Kıbrıs sorunu çözülmeden hiçbirşey olmazcılar" ve bu yaşadıklarımızı “sahte” görenlerdir . Bu kadar net söyleyim fikrimi. Hemen şu cümleler kurulur: ‘‘Ne yapmadınız ne düzeltmediniz 50 senedir? Tutan mı vardı? Hade yapın, hade temizleyin da görelim.”

Sevgili kardeşlerim  toplumun %50’si hem de aydın ve entelektüel %50’si “hiçbir şey olmazcı”  olduğu sürece düzeltmek nasıl mümkün olacak? Esas sorun zaten toplumun bu kesimini olabileceğine, yapabileceğimize inandırmak. Bir inandırabilsek.

“İrademiz yok, irademiz alındı.”

"İrade" kimin iradesi? Bizim mi? Eğer bizim irademizse, bizi KİM kendi irademizi başkasına devretmeye mecbur edebilir? İrade senin, eğer devretmek istemezsen etmezsin. Ama dersen ki bu coğrafyada Türkiye’nin bir iradesi olamaz, o başka o rasyonel değil. İngiltere’nin iradesi olacak, Yunanistan’ın olacak, Rusya’nın olacak ama Türkiye’nin olmayacak öyle mi??? Ve eğer bu ikisini karıştırırsak, yani bizim ve Türkiye’nin iradesini birbirine karıştırırsak işte bu gerçekçi olmaz. Biz olsak da olmasak da, biz istesek de istemesek de, bu coğrafyada Türkiye’nin bir iradesi olacak. Bu bir gerçekliktir ve bizim irademiz ile ilişkili de değildir. Biz kendi irademizi bu gerçekliği de hesaba katarak oluşturmalı ve bu bilinçle hareket etmeliyiz.

Ancak istem dışı ve bilinçli bir şekilde karar almadan, fiilen bizim irademizin de Türkiye’ye verildiğini düşünüyorsan, o zaman bunun uygulayıcıları olan oy verdiklerimizin git boğazına yapış ve bunu düzelt, bu ülkede insan gibi yaşayalım. Ha eğer oy vermediysen o da senin ayıbın.

Şunu daha da açık yazarak tekrar edeyim, toplumun devrim yapabilecek, tutkusu, bilgisi, yeteneği, vizyonu olan kesminin %80'i bu ülkenin değişebileceğine inanmıyorsa bu ülke nasıl değişecek? Kimden bekleriz bu ülkeyi değiştirmesini? Cenaze cenaze, gezenlerden mi? Yoksa düğün düğün gezenlerden mi? Yoksa düğünüme gelmedi,cenazeme gelmedi deyip oy vermeyenlerde mi? YANİ bu sütçü beygirleri ile yarış kazanmayı beklemek değil mi ?

Bu sahte denen düzende her gün cocuklarımız okula gidiyor, her gün trafikte cebelleşiyoruz, her gün işe gidiyoruz, her gün para kazanmaya çalışıyoruz. Hala daha uyanmayalım mı? Çözümü bekleyerek hayatımız geçiyor, mutsuzluklar içinde. Bu sahte denen düzende yaşayarak ve beyaz atlı bir çözümü bekleyerek.

Özetle hem özgürlük ve irade iste, sonra kendi hayatın için sorumluluk alma, iradeni de çözüme devret, sonra da ağla … durum bu.

Ve maalesef toplumun diğer kalanı ise bu bataklıktan kurtulmak için bu inancı bütün topluma yaymak zorunda .

Durum bu kadar vahim ve yorucudur…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
30 Ekim 2017, Pazartesi
arkın hüseyin         - lefkoşa
çok güzel bir analiz tebrikler , kaleminize sağlık

YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek
18 Eylül 2017, Pazartesi    "Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...