Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe

Milli Dava.... Yazıklar olsun bize

Paylaş  
69
163
66

Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Milli dava”.

Son üç kuşak “Milli dava” ile yoğruldu. Kimisi TMT‘de, kimisi Erenköy’de, kimisi mevzilerde mücahitlik yaparak, kimisi sivil işlerde, kimisi de hayatı ile bu davaya sahip çıktı. Tam 3 kuşak bu dava ile hayatını törpüledi. Yaşamadan, yaşamış gibi yapan nesiller....

Neden? Neden bu insanlar hayatlarından fedakarlık yaptılar.  Neydi temel motivasyonları? Neden en değerli varlıklarını, yani zamanlarını ve hatta hayatlarını bu davaya adadılar?

Tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkan Japon halkı gibi, tıpkı Alman halkı gibi, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki Türk halkı gibi! Bir insanın yapabileceği en büyük HEDİYEYİ verdi BİZE, bizden önceki kuşaklar. Neyi mi?

KENDİ HAYATLARINI!

BU DÜNYADA GEÇİRDİKLERİ KISITLI ZAMANLARINI!

Bizi, çocuklarını, torunlarını kurtarmaya çalıştılar, bu ülkü adına kendi hayatlarından vazgeçtiler! Sokakta oynamak yerine, mevzide nobet tuttular! Aşık olmak yerine, torbalarda dinamit taşıdılar! Geceleri eğlence yerlerine gitmek yerine, bildiri basıp dağıttılar! Bu da yetmedi biz rahat ve huzurlu yaşayalım diye gözlerini kırpmadan öldüller, öldürdüler!

Özellikle yakın geçmişe bakıyorum da birçoğumuz gibi kendime soruyorum, “BUNUN İÇİN MİYDİ”?
“Milli dava“  ne hale gelmiş, kimler savunuyor ve nasıl savunuyor şimdi “Milli dava”yı. NE KADAR ÇOK DEJENERE OLMUŞ BU ÜLKÜ. Ne için yola çıkmıştık, nereye geldik?!

“Milli davayı” savunan partilere bir bakın, bugünlerde konuşulanlara da bir bakın. Gazetelerdeki haberlere bir bakın. Bir dinleyin sessiz sessiz, derin derin nefes alın. O kuşakların fedakarlıkları ne içindi, bugünlerde konuşulanlar, tartışılanlar ne, bir kıyaslayın!

Cahilce, fesatça, küstahça, utanmazca harcadık o emekleri. Babalarımızın, annelerimizin, dedelerimizin ve nenelerimizin bizim için kurduğu DEĞERLERİ HARCADIK. Onların tam aksine, kendimize yeni bir “değerler zinciri “ kurduk. Parayı sevdik, rahatı sevdik, yalan söyledik utanmadan, güçlünün yanında olduk, biz demedik ben dedik, toplumu değil kendimizi düşündük, emek vermeden kazanmayı istedik.

Dedelerimizin, babalarımızın yaptığının tam aksini yaptık. Gelecek nesilleri değil kendimizi düşündük sadece.
Bu ülkedeki birçok kişinin midesini bulandıran, sinir sistemini harap eden, psikolojik dengesini altüst eden bir dönemden geçiyoruz. Yukarıda bahsettiğim yozlaşmış değerler zinciri hayatımızın her noktasında bizi geriyor. 
Tek bir şey istiyoruz aslında, insan gibi bir yaşam ve onun gereği olan adil bir yönetim şekli.

Aslında beni en çok yaralayan da “Milli dava“ya sahip çıktığını söyleyen partiler ve onların bugünkü durumu.

Aslında yola neden çıktığımızı, ülkünün ne olduğunu, yolun ne olduğunu, zaman içinde unutmuş  ve dejenere olmuşuz gibi bir görüntü var. Ülküden uzaklaşmış, kendi menfaatleri için uğraşan gruplar köşe noktalarını tutmuş gibi bir tablo var ortada.

Artık biraz aynaya bakma vakti geldi de geçiyor.

Varsın “Milli dava”yı savunan sağ partiler bu seçimi kaybetsin ama kendilerini kaybetmesinler!

Sağ partiler kendi içlerinde namuslu ve “Milli dava”ya gerçekten sahip çıkacak kadroları bulmak ve görevlendirmek zorundadırlar.

Varsın sağ partiler bu seçimi kaybetsin ama temizlensinler! Çünkü rüşvet ve yolsuzluklar ile anılan herhangi bir partinin “Milli dava”ya ne gibi bir faydası olacaktır, sorarım!

Varsın sağ partiler bu seçimi kaybetsin ama babalarımızın, annelerimizin, dedelerimizin ve nenelerimizin, hayatlarını adadıkları, emekleri ile yoktan var ettikleri geleceği kurtarsınlar...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
21 Aralık 2017, Perşembe
Ahmet vardar         - Lefkoşa
Çok güZel bir yazı tebrikler. Bize temiz insanlar gerek sahtekarlar değil.

YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek
18 Eylül 2017, Pazartesi    "Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...
Beyaz atlı çözümü beklemek...
Şahap AŞIKOĞLU | 30 Ekim 2017, Pazartesi
Bu konuda yazmak ve karşı tarafı ikna etmeye çalışmak o kadar yorucu ki… İşin gerçeği, kendi hayatımın da buna bağlı olması. O banal cümledeki gibi  “hepimiz bir geminin içindeyiz” batarsak da çıkarsak ta hep beraber....