Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program

Paylaş  
113
339
118

Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.

Seçimlerden dolayı kamuoyunun gündemi açısından biraz zamansız olsa da Crans Montana sonrasında karşılaştığımız “kadife ayrılık” senaryosu için oldukça anlamlı ve hatta geç kalmış bir organizasyondu.

Prof. Dr. Sübidey Togan ve Prof. Dr. Murat Yülek, ikisi de kendi alanlarında oldukça yetkin ve bilgili. Çok güzel iki sunum dinledik ve sonrasında da Kuzey Kıbrıs için alternatif önerileri tartışmaya çalıştık. Çalıştık diyorum çünkü, bazı konuşmacıları dinlerken yer yarılsa da içine girsem dediğim anlar da oldu.

Panelin içeriğine gelecek olursak; Prof. Dr. Togan bize Singapur’un, hangi makroekonomik politikaları izlediğini, bu politikalar sonrasında hangi süreçlerden geçtiğini ve sonuçları itibarı ile nasıl bugünlere geldiğini anlattı. Prof. Yülek ise aynı süreçleri Hong Kong için detaylı bir şekilde anlattı. Paneli kendi adıma oldukça yararlı buldum. Bu ülke için kendi düşüncelerimi oradaki tecrübelerde gördüm ve açıkçası kafamdaki birçok soru işareti yok oldu.

Size en çok etkilendiğim kısmı anlatayım. Singapur’un kendisine ait 40 kadar adacıkla birlikte yüzölçümü yaklaşık olarak 719.9 km2 (KKTC Singapur’dan nerdeyse 5 kat büyük). Sömürge olmaktan 1965 yılında kurtulmuş. Hiçbir doğal kaynağı yok, ama kişi başına düşen milli gelir neredeyse 45 bin doları geçmiş durumda.

Lee Kuan Yew 31 yıl başbakan olarak görev yapmış ve Singapur'un bağımsızlığını kazanmasından sonraki 25 yılın deneyimini de yaşamış. Ülke o 31 yılda kabuk değiştirmiş, bir yandan ekonomik programlar uygulanırken bir yandan da sosyal programlar uygulanmış. Tabi bütün bunların hızla uygulanabilmesi için devlet demir yumruğunu kullanmaktan da hiç sakınmamış.

Makroekonomik olarak ticaret alanında bağlantı noktası olabilmek için stratejiler geliştirmişler ve bunu destekleyen bir makroekomik süreç izlemişler ama ASIL devrimi sosyal alanda yapmışlar.

  • Eğitim alanında köklü değişim yapmışlar.

  • Adalet alanında devrim yapıp hukuksal alanın bireylerin topluma olan sorumluluğunu yerine getirmede devletin demir elini kullanmışlar.

  • Sosyal adalet için projeler geliştirmişler.

Bütün bunları organize bir biçimde yapabilecek nitelikteki adamları kilit noktalara yerleştirmişler ve uygulamayı neredeyse kusursuz yapmışlar. Otuz kusur yılda sömürgeden dünyanın sayılı ülkeleri arasında girmişler.

Aslında bu kadar basit bir süreç. Doğru vizyon, doğru ve uygun ekonomomik ve sosyal politikalar ile doğru uygulamalar.

Üniversitelerin üç temel görevi olduğuna inanırım; Birincisi öğrencilerine kaliteli eğitim sunmak, ikincisi bilime katkıda bulunmak ve üçüncüsü de topluma faydalı olmak.

Olaya böyle baktığımızda bizim ülkemizdeki üniversiteler özellikle toplum faydası anlamında oldukça başarısız görünüyor.

Bu gibi panellerin dışında, daha KKTC özelinde vizyon üretecek gruplara, forumlara, sivil toplum örgütlerine ihtiyacı var bu ülkenin.

Akademik ünvan yani Profesör veya doktora sahibi çok bol olan bir ülke bizimkisi, ama ülke adına söyleyecek şeyleri o kadar az ki…

Bence işte bundan kaybediyor üniversite sektörü.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
22 Şubat 2018, Perşembe
Ali Sah         - Girne
Sahap bey, yine dogru elestirileri yaptin. Demek ki herseyin basi Adeletli vizyoner otorite. Unutmayalim bu otorite - eger siz etrafi kirletmeden sakiz cignemeyi bilmiyorsaniz o zaman sakiz da cignemeyeceksiniz - diyebilecek demir yumrugu da indirmistir. Bu ne demokrasiden ne de Adaletten birsey eksiltir. Eger biz de Bogaz piknik alanini kullanmayi bilmiyorsak Bogaz piknik alani da kullanmaya kapatilmalidir. Iste Devletcilik budur, otorite budur, Yonetimcilik budur, vizyon budur. Anlayana saz, anlamayana davul zurna az!

YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
4 Aralık 2017, Pazartesi    Sağ partilerde misyon kaybı
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek
18 Eylül 2017, Pazartesi    "Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

banner
banner
banner
banner
banner

Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Sağ partilerde misyon kaybı
Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi
(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.
Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazan...
Beyaz atlı çözümü beklemek...
Şahap AŞIKOĞLU | 30 Ekim 2017, Pazartesi
Bu konuda yazmak ve karşı tarafı ikna etmeye çalışmak o kadar yorucu ki… İşin gerçeği, kendi hayatımın da buna bağlı olması. O banal cümledeki gibi  “hepimiz bir geminin içindeyiz” batarsak da çıkarsak ta hep beraber....