Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar İrfan BATU | 20 Ocak 2018, Cumartesi

Bir 7 Ocak hikayesi...

Paylaş  
90
175
90

Demokrasiye sevdalıyımdır…

Gerek özel yaşantımda gerekse de toplumsal ve siyasal yapı içerisinde…

Özel hayatın gizliliğine olan saygım gereğindendir ki, kendi özel yaşamım içerisindeki demokrasi çerçevemden bahsetmek yerine, demokrasinin toplumsal ve siyasal yapı içerisindeki elastiki yapısından bahsedeceğim. Ve tabii ki benceden, benim penceremden…

7 Ocak seçimleri bir hodri meydan ile başlar…

Blöfler çekildi, hatta elde avuçta ne var ne yok bakılmaksızın, seçim tarihinin erken erken olması ile de bet arttırılmış oldu tabiri caizse…

İlk bakışta siyasal nezaket gibi gelse de, tarihin muhalefet tarafından belirlenmesi bir taktik gereğiydi sadece.

12 Aralık’ta başlayan propaganda süresince, elinde tek ve bugüne kadar en sağlam Argüman olan Kıbrıs meselesi hakkında sol, tek kelam bile etmedi, edemedi…

Yıllarca seçim manifestosunun tamamını kapsayan Kıbrıs meselesi ile ilgili olarak göstermelik birkaç kelime dışında hiçbir şey yazılmadı.

CTP Kuruluş ilkelerinden ve kuruluş amaçlarından ve buna bağlı olarak ideolojik duruşundan kırmızı ile yeşil arasındaki ton farkı kadar uzak düşmesi, yıllardan beridir tek uzmanlık (!) alanı olan Kıbrıs meselesinden argümanlarından yoksun bir propaganda süreci geçirmek zorunda kalması, buna karşın, iç siyasete yönelik, topluma umut pompalamayı hedefleyen sloganı, bilinçaltından umutsuzluğu işaret etmiş olması, sandıktan birinci parti çıkan UBP’nin yarısı kadar oy almasını kaçınılmaz kılmıştır.

Diğer taraftan, Toparlanma (!) sürecini tamamlayarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki almış olduğu toplama oy oranının sarhoşluğu ile partileşmeyeceği yönündeki açıklamalarını unutup, partileşme kararı veren, ideolojiden yoksun, parti isminin bile hâlâ bugün halk tarafından doğru telaffuz edilemediğinden dolayı, partinin isminin “Kudret’in Partisi” olarak telaffuz edilen Halkın Partisi…

İlk kez halkın karşısına çıkmış bir parti olarak, hem de ideolojisi ile değil,öncesinde toparladığı ve sonrasında da temizleyeceğini iddia ettiği bir toplum modeli vaadiyle, yüzdelik karşılığı 9 milletvekilliği ile 3’üncü parti olarak sandıktan çıkmış olması, bana göre bir başarıdır. 

“Siyasal yaşamım boyunca birçok başbakan yetiştirdim” diyen ve bir önceki seçimlerde, UBP’nin o dönemki başkanı İrsen Küçük’ün siyasetten silinmesine yönelik geliştirilen satranç oyununun tahtası görevinde bulunan Demokrat Parti, yeni yüzler ve genç Demokrat Partililer arasında seçtiği, genç adaylarla, bu sefer Başbakan olma umudu ile çıktığı seçimlerde, beklediği desteği göremedi.

İlk kez Ada geneli çarşaf liste sistemi ile girilen 7 Ocak seçimlerinde, her ilçeden en yüksek oy oranını alan ve her ilçedeki adayları arasındaki kıyasıya çekişme ve kesmelere rağmen, birçok başkanı varmış edasıyla, ancak “Biriz” sloganı ile birinci parti çıkan Ulusal Birlik Partisi oldu.

7 Ocak Erken Genel Seçimleri ardından, ortaya çıkan halk iradesi, ilk bakışta seçmenin nasıl bir hükümet kurulması yönündeki iradesi ayan beyan ortada olmasına karşın, UBP ile koalisyon kurmama iradelerini açıklamaları ve hemen akabinde UBP dışındaki partilerin 4’lü koalisyon çalışmaları, siyasal yaşamımızda yeni bir devrin açılabileceğinin sinyallerini verir niteliktedir.

İkili koalisyonların zar zor yürütüldüğü KKTC’de, gerek bütçe görüşmeleri, gerek Türkiye ile imzalanması gereken protokoller ve gerekse de 2018 yılı içerisinde yeniden başlanacağı yönündeki Kıbrıs müzakereleri dikkate alındığında, 4’lü koalisyonu oluşturacak partilerin organik ve karakter yapılarının tezatlığı karşısında nasıl bir seyir izleneceğini doğrusu merak etmiyor değilim…

Kaldı ki, seçimin açık ara galibi UBP içerisindeki bazı vekillerin, muhalefet kalınması yönündeki çabalarının, sonrasında neler doğuracağı da merak etmenin ötesinde, parti içi demokratik teamüllerin ve hiyerarşik yapının ne zaman yerleşeceği yönündeki merakım daha da ağır basmıyor değil…

İyi hafta sonları dileklerimle…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
13 Ocak 2018, Cumartesi    Sürçülisan edeceksem, şimdiden affola...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Sürçülisan edeceksem, şimdiden affola...
İrfan BATU | 13 Ocak 2018, Cumartesi
Söz uçar yazı kalır… Ne de doğru söylemiş bunu söyleyen…

Yazıyı ilk bulan Sümerliler’in, taş tabletler üzerine çivi ile kazıdıkları yazıların günümüze kadar gelmiş olması yanında, yazıyı yazan Süme...