Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar İrfan BATU | 9 Haziran 2019, Pazar

Ben, çocuklarım ve çocukluğum bayram yerinde...

Paylaş  
28
20
28

Hem söylemin kendisi hem de söylenmesi klasikleşen bir cümle vardır ya,

“Nerde bu eski bayramlar? Diye…

Yazıma böyle bir klasik cümleyle başlamak zorunda hissediyorum kendimi.

Ruhu değil belki ama eğlence araçları eski bayramları andırıyor diye…

Anlatayım…

Doğup büyüdüğüm ve hala kendimi oraya ait hissettiğim, hiçbir zaman yeni ismine alışamadığım Pergamalıyım ben…

Bayramlarda adettendi, sabah rahmetli babamla erkenden kalkar, köyün camisinde Bayram namazına giderdik…

Nedenini hiç öğrenemediğim bir sebepten, bayram namazı sonrasında camide yapılan bayramlaşmayı beklemeden çıkardık camiden…

Babam bayramlaşmaya önce, diğer aleme göç eden aile bireylerinden başlardı. İlk durak mezarlıktı yani…

Bir an önce eve gitme telaşım ve isteğim, hem bayramlaşma sonrasında alacağım bayramlıkları düşündüğümden hem de bayram sabahları annemin ritüel haline getirdiği ciğer kavurmaydı…

Hala tadı damağımdadır…

Topladığım bayram harçlıklarını da ya köydeki “Mustafacık” diye bilinen bakkala ya da senede bir, bir hafta boyunca köyde kurulan panayır yerindeki çarpışan otomobillerle uçakların olduğu bayram yerinde yatırırdım…

Bahsettiğim en az 30 sene öncesi…

Hani yaşım da çıkacak ya ortaya neyse…

Yıl 2019…

Hepimizin de eminim en fazla eksikliğini hissettiğimiz ve muzdarip olduğumuz konu, çocuklarla birlikte gidilebilecek ve sosyalleşebileceğiniz mekanların sadece yemek yenecek mekanlar olmasıdır.

Bayramlar ve bayramlarda kurulan bayram yerleri aslında bir fırsat da sayılabilir bir noktada…

Ülkede, yaz kış gidilebilecek bir Lunapark tarzı, parkların bahçelerin olmayışı, bayramlarda kurulan bayram yerlerinin değerini de arttırıyor haliyle…

Lafı uzatmadan anlatmak istediğim esas meseleye gelmek istiyorum…

Çocuklar geleceğimizdir lafazanlığını artık gerçekten popülist söylemlerinize alet etmekten artık vazgeçin…

Çünkü gerçek hiç de öyle değil…

Lafım yetkili ve yetkisiz tüm makamlara elbette…

Bayramın birinci akşamı, iki kızımla birlikte Lefkoşa Fuar alanında kurulan bayram yerine gittik…

Araç trafiği fuar alanına giden yolları perişan ettiğinden ve bununla ilgili önceden hiçbir önlem alınmamasından dolayı, arabayı Fuar karşısında bulunan süpermarketin park yerine bıraktık…

Kızlarımla beraber ben de ilk kez üst geçidi kullanarak karşıya geçtik... Hiçbir aydınlatma yoktu, karanlıktı ve olabildiğine de pisti…

Fuar alanına geldik… Olabildiğince kalabalıktı… Fuar alanının toprak zemini, kalabalığın keşmekeş içindeki hareketiyle, yağmur olup üzerimize yağar gibiydi adeta…

Tozun ve toprağın arasında, lunapark oyuncaklarına baktığımda, birden çocukluğum aklıma geldi… Birden heyecan ve korku hissettim… 30 küsur sene önce, bindiğimde beni heyecanlandıran çarpışan otomobillerle, uçaklar karşımdaydı…

Aynılarıydı…

Korktum, 30 sene önce de eskiydiler, şimdi her an yılların yorgunluğu ile üzerindekileri fırlatıp atacak gibi duruyorlardı…

Her yer kir pas içindeydi…

Üstüne üstlük, öyle bir keşmekeş, öyle bir itiş kakış vardı ki binmek isteyenler arasında, tam da pas atmış demir yığınlarına uygun bir görüntüydü…

Bayram yerini kim organize ediyorsa, bayram yerindeki oyuncakları kim denetliyorsa, eminim ya çocukları yoktur ya da aslında böyle bir mekanizma yoktur diye düşünüyorum…

Çünkü eğer buysa sizin çocukların güvenliğine ve bayram coşkusuna verdiğimiz değer, eksik olsun…

Güvenlik zaafiyeti yanında, yiyeceklerin, pamuk şekerin, mısırın, kalabalık insan hareketiyle havalanan tozun dumanın altında satışının yapılmasına müsaade edilmesi, olayı daha da bir vahim hale getiriyor…

Diyeceğim o ki, bir bayram daha kazasız atlatıldı… Ancak önümüz panayır dönemi, bu paslı, yorgun ve her an yıkılacak gibi duran lunapark oyuncaklarını daha birçok yerde göreceğiz…

Birileri önlem almazsa, korkulan kaçınılmaz olacaktır…

O zaman seyreyleyin bayramı siz…

İyi pazarlar…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
0
 
0
 
2
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
9 Haziran 2019, Pazar
Goncoloz         - Sorma Gir hani
Dedik ya! Sorma gir hani. Statuko boyle kaos, kalitesizlik ve muhtaclik icinde yonetilmeyi istiyor. Ama; Adaletin Devlet adamlari tarafindan cignenmesine izin veren toplumlar yok olmaya mahkumdurlar. Eh, baglantiyi siz kurun.

YAZARIN SON 10 YAZISI
15 Eylül 2019, Pazar    Ne zaman yağmur yağsa, utanıyorum...
8 Eylül 2019, Pazar    Sen mühimsin, ben değil...
1 Eylül 2019, Pazar    Eylül'ü konuşalım...
25 Ağustos 2019, Pazar    İmaj da susuzluk da her şey...
18 Ağustos 2019, Pazar    Bir sansürün hikayesi
14 Ağustos 2019, Çarşamba    Çetin Sadeli’nin dediğinden!
11 Ağustos 2019, Pazar    Nerde o eski biz?…
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Mantar kadar...
28 Temmuz 2019, Pazar    MOBESE'nin direkleri...
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Söz...

banner
banner
banner
banner
banner

Ne zaman yağmur yağsa, utanıyorum...
İrfan BATU | 15 Eylül 2019, Pazar
Neşe Karaböcek’in, unutulmaz şarkılarından bir tanesidir...
Şarkıda, bir birini aslında tanımayan, sadece bir yağmur akşamı öpüşen bir aşk hikayesi anlatılır...
Kız öpüştüğü için utanıyordur...
Kimselerin de görmed...
Sen mühimsin, ben değil...
İrfan BATU | 8 Eylül 2019, Pazar
Mutlaka her insanın hayatında unutulmaz, önemli anları vardır..
Yıllar da geçse, o günkü kadardır etkisi..
O an hisettiğini, yıllar geçse de aynı şekilde hissedersin...
Ben Pergamalıyım...
Hiç alışamadım yeni ismi...
Eylül'ü konuşalım...
İrfan BATU | 1 Eylül 2019, Pazar
“Bir gün aklına gelecek olursam bana şiir ısmarla, Eylül’ü konuşalım...”
Birçok şaire ilham olmuş Eylül... Tıpkı Cemal Süreya gibi...
Hazan mevsimidir Eylül...
Günler kısalır... Mavinin, yeşilin yerini, sarı alır, ...