Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar İrfan BATU | 15 Haziran 2019, Cumartesi

Mesele yine aynı; İnanmak!

Paylaş  
25
24
23

Kıbrıs meselesi ile yoğrulan,

nesiller eskitip nesiller yenileyen,

bu uğurda siyasetçiler türetüp, siyasetçiler tüketen bir karakter yapısına büründük neredeyse...

Yıllarca siyasetin yönünü, Kıbrıs meselesine bakış açısına göre belirledik...

İkiye de bölündük, bölündükçe çoğalan olmaktan ziyade, bölünerek azaldık...

Azalanlara her geçen gün yenisini ekledik...

Kıbrıs konusunda kurulan görüşme masasında verdiklerimiz yanında, bizden de her geçen gün bir şeyler heba ettik durdu.

Verdiklerimiz de öyle kolay kolay yerine konacak şeyler de değil hani...

En önemlisi bizi biz yapan değerler manzumesini öyle bir hale getirdik ki, toplayana aşk olsun...

Daha önceki yazılarımda da söyledim ya hani, inanç eksik diye harcımızda, yine iddiam aynı...

Sarıldıklarımıza bir bakın, ya da savunduklarımıza... Hangisinde toplumsal çıkardan bir damla var?

Yok, konumuz bu sefer başka...

İnandıklarımızı sonraki yazılarımda, kağıda yatırırız...

Konu bu sefer bambaşka; Kıbrıs Tarihi...

Geçenlerde çok sevdiğim ve saygı duyduğum, sohbetinden büyük haz ve keyif aldığım ve her sohbetinde canlı bir kütüphane gibi bir şeyler öğrendiğim ve bu yüzden de kendisine hocam diye hitap ettiğim Nazım Beratlı hocamla kısa bir sohbet etme fırsatı buldum...

Siyasal düşüncesi bir kenara, bu ülkenin en değerli aydınlarından biridir...

Tıp doktoru olması yanında, “tarih, tarihçilere bırakılmayacak kadar önemlidir” felsefesini benimseyen, tarih bilgisi, çoğu tarihçilerden çok daha fazladır. Bunun olduğunun şahitliğini yazdığı kitaplar yapar Nazım hocamın...

Hani sohbet etme fırsatı bulduk dedim ya, sohbetin içeriğinden bahsedeceğim şimdi size...

Yalın bir konudan, çok yönlü bir sonuca ulaşılan bir sohbet olduğundandır, kaleme almak isteğimin nedeni... Ülkenin önemli üniversiteleri arasında yer alan bir üniversitede, tıp fakültesi öğretim görevlisidir aynı zamanda Nazım Beratlı.  Son iki yıldır da aynı üniversitede görev yaptığını biliyordum, son sohbetimize kadar. Farklı bir üniversiteye geçtiğini öğrenince sebebini sordum, O’da anlattı...

İdealim var dedi Nazım Hocam...

KKTC’deki üniversitelerin, YÖK tarafından onaylı olması nedeniyle, YÖK’ün belirlediği müfredat uygulanır. Müfredat içerisinde de zorunlu olarak verilen Türkiye Tarihi dersi var ki KKTC’deki üniversiteler de bu zorunluluğa uymakla mükellef tutulur.

Yani, KKTC’deki üniversitelerde eğitim gören yabancı öğrenciler, eğitim aldıkları ülkenin tarihinden bir haber, mezun olup kendi ülkelerine geri dönüyorlar...

KKTC üniversitelerinden mezun olan yabancı öğrencilerin, eğitim aldıkları ülkenin tarihini öğrenmeden, o ülkenin “doğal elçileri” nasıl olabilirler? İfadesini kullandı Nazım Hocam ki, aslında çok da doğru bir tespitti.

İdeali, Türkiye’deki üniversitelerde olduğu gibi, Kıbrıs Tarihi dersinin, KKTC’deki üniversitelerde de zorunlu olarak müfredata alınmasıydı...

Bu idealini gerçekleştirebileceği konusunda söz aldığı bir başka üniversitede görev yapmaya başladı şimdi...

Sohbeti daha enteresan bir noktaya taşıyan konu da aslında, KKTC’de tartışılan en popüler ve hiç değişmeyen, KKTC’deki Türkiye algısı noktasına gelmesiydi...

Hani, Türkiye bize neyi dayatıyorsa diyor ya bazılarımız...

Nasıl olacak? YÖK böyle bir şeyi nasıl kabul edebilir? Diye sorduğumda da aldığım cevap, ülkemizdeki bu algıya ya da kalıp düşünce de diyebiliriz, en net cevaptı; “talep ettik mi ki vermediler”

Sohbetimizin ilerleyen kısmında,  yaşanmış birçok örnek konuyla destekledi bu görüşünü Nazım hocam...

Sohbetin sonunda yine anladım ki, bir şeyleri düzeltmek için mazeretlerin arkasında vakit geçirmek yerine, bir şeyleri düzeltmek için akılcıl fikirler üreterek, talep etmek ve bu uğurda mücadele etmek yeterli olacak...

Ve yine mesele aslında aynı noktaya gelip dayanıyor; Düzeltmek için önce inanmak şart!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Eylül 2019, Pazar    Macera dolu Amerika...
15 Eylül 2019, Pazar    Ne zaman yağmur yağsa, utanıyorum...
8 Eylül 2019, Pazar    Sen mühimsin, ben değil...
1 Eylül 2019, Pazar    Eylül'ü konuşalım...
25 Ağustos 2019, Pazar    İmaj da susuzluk da her şey...
18 Ağustos 2019, Pazar    Bir sansürün hikayesi
14 Ağustos 2019, Çarşamba    Çetin Sadeli’nin dediğinden!
11 Ağustos 2019, Pazar    Nerde o eski biz?…
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Mantar kadar...
28 Temmuz 2019, Pazar    MOBESE'nin direkleri...

banner
banner
banner
banner

Macera dolu Amerika...
İrfan BATU | 22 Eylül 2019, Pazar
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Pazartesi günü New York’a gidiyor...
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dolayısıyla New York’a gidecek olan Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri ile de görüşmesi muhtemel...
Pazartesi sabah,...
Ne zaman yağmur yağsa, utanıyorum...
İrfan BATU | 15 Eylül 2019, Pazar
Neşe Karaböcek’in, unutulmaz şarkılarından bir tanesidir...
Şarkıda, bir birini aslında tanımayan, sadece bir yağmur akşamı öpüşen bir aşk hikayesi anlatılır...
Kız öpüştüğü için utanıyordur...
Kimselerin de görmed...
Sen mühimsin, ben değil...
İrfan BATU | 8 Eylül 2019, Pazar
Mutlaka her insanın hayatında unutulmaz, önemli anları vardır..
Yıllar da geçse, o günkü kadardır etkisi..
O an hisettiğini, yıllar geçse de aynı şekilde hissedersin...
Ben Pergamalıyım...
Hiç alışamadım yeni ismi...