Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar İrfan BATU | 15 Haziran 2019, Cumartesi

Mesele yine aynı; İnanmak!

Paylaş  
24
24
22

Kıbrıs meselesi ile yoğrulan,

nesiller eskitip nesiller yenileyen,

bu uğurda siyasetçiler türetüp, siyasetçiler tüketen bir karakter yapısına büründük neredeyse...

Yıllarca siyasetin yönünü, Kıbrıs meselesine bakış açısına göre belirledik...

İkiye de bölündük, bölündükçe çoğalan olmaktan ziyade, bölünerek azaldık...

Azalanlara her geçen gün yenisini ekledik...

Kıbrıs konusunda kurulan görüşme masasında verdiklerimiz yanında, bizden de her geçen gün bir şeyler heba ettik durdu.

Verdiklerimiz de öyle kolay kolay yerine konacak şeyler de değil hani...

En önemlisi bizi biz yapan değerler manzumesini öyle bir hale getirdik ki, toplayana aşk olsun...

Daha önceki yazılarımda da söyledim ya hani, inanç eksik diye harcımızda, yine iddiam aynı...

Sarıldıklarımıza bir bakın, ya da savunduklarımıza... Hangisinde toplumsal çıkardan bir damla var?

Yok, konumuz bu sefer başka...

İnandıklarımızı sonraki yazılarımda, kağıda yatırırız...

Konu bu sefer bambaşka; Kıbrıs Tarihi...

Geçenlerde çok sevdiğim ve saygı duyduğum, sohbetinden büyük haz ve keyif aldığım ve her sohbetinde canlı bir kütüphane gibi bir şeyler öğrendiğim ve bu yüzden de kendisine hocam diye hitap ettiğim Nazım Beratlı hocamla kısa bir sohbet etme fırsatı buldum...

Siyasal düşüncesi bir kenara, bu ülkenin en değerli aydınlarından biridir...

Tıp doktoru olması yanında, “tarih, tarihçilere bırakılmayacak kadar önemlidir” felsefesini benimseyen, tarih bilgisi, çoğu tarihçilerden çok daha fazladır. Bunun olduğunun şahitliğini yazdığı kitaplar yapar Nazım hocamın...

Hani sohbet etme fırsatı bulduk dedim ya, sohbetin içeriğinden bahsedeceğim şimdi size...

Yalın bir konudan, çok yönlü bir sonuca ulaşılan bir sohbet olduğundandır, kaleme almak isteğimin nedeni... Ülkenin önemli üniversiteleri arasında yer alan bir üniversitede, tıp fakültesi öğretim görevlisidir aynı zamanda Nazım Beratlı.  Son iki yıldır da aynı üniversitede görev yaptığını biliyordum, son sohbetimize kadar. Farklı bir üniversiteye geçtiğini öğrenince sebebini sordum, O’da anlattı...

İdealim var dedi Nazım Hocam...

KKTC’deki üniversitelerin, YÖK tarafından onaylı olması nedeniyle, YÖK’ün belirlediği müfredat uygulanır. Müfredat içerisinde de zorunlu olarak verilen Türkiye Tarihi dersi var ki KKTC’deki üniversiteler de bu zorunluluğa uymakla mükellef tutulur.

Yani, KKTC’deki üniversitelerde eğitim gören yabancı öğrenciler, eğitim aldıkları ülkenin tarihinden bir haber, mezun olup kendi ülkelerine geri dönüyorlar...

KKTC üniversitelerinden mezun olan yabancı öğrencilerin, eğitim aldıkları ülkenin tarihini öğrenmeden, o ülkenin “doğal elçileri” nasıl olabilirler? İfadesini kullandı Nazım Hocam ki, aslında çok da doğru bir tespitti.

İdeali, Türkiye’deki üniversitelerde olduğu gibi, Kıbrıs Tarihi dersinin, KKTC’deki üniversitelerde de zorunlu olarak müfredata alınmasıydı...

Bu idealini gerçekleştirebileceği konusunda söz aldığı bir başka üniversitede görev yapmaya başladı şimdi...

Sohbeti daha enteresan bir noktaya taşıyan konu da aslında, KKTC’de tartışılan en popüler ve hiç değişmeyen, KKTC’deki Türkiye algısı noktasına gelmesiydi...

Hani, Türkiye bize neyi dayatıyorsa diyor ya bazılarımız...

Nasıl olacak? YÖK böyle bir şeyi nasıl kabul edebilir? Diye sorduğumda da aldığım cevap, ülkemizdeki bu algıya ya da kalıp düşünce de diyebiliriz, en net cevaptı; “talep ettik mi ki vermediler”

Sohbetimizin ilerleyen kısmında,  yaşanmış birçok örnek konuyla destekledi bu görüşünü Nazım hocam...

Sohbetin sonunda yine anladım ki, bir şeyleri düzeltmek için mazeretlerin arkasında vakit geçirmek yerine, bir şeyleri düzeltmek için akılcıl fikirler üreterek, talep etmek ve bu uğurda mücadele etmek yeterli olacak...

Ve yine mesele aslında aynı noktaya gelip dayanıyor; Düzeltmek için önce inanmak şart!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Temmuz 2019, Pazar    Tek "ALO" iki Devlet...
7 Temmuz 2019, Pazar    Pazarlık...
30 Haziran 2019, Pazar    Fakat bir salonu bulunmamaktadır...
26 Haziran 2019, Çarşamba    Meclis doğum izninde...
23 Haziran 2019, Pazar    Seçim odaklı siyaset...
19 Haziran 2019, Çarşamba    Gemi, aynı gemi...
9 Haziran 2019, Pazar    Ben, çocuklarım ve çocukluğum bayram yerinde...
2 Haziran 2019, Pazar    İnanç eksik inanç!
26 Mayıs 2019, Pazar    Hiç...
22 Mayıs 2019, Çarşamba    Sütümüz sıcak, yoğurdumuz soğuk olsun...

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Tek "ALO" iki Devlet...
İrfan BATU | 14 Temmuz 2019, Pazar
Kimisi güven artırıcı önlem dedi adına,
Kimisi işbirliği üzerinde durdu ısrarla…
Yıllardır bir kıstas örneğiydi, cep telefonlarında anlaşamayan iki toplum,
nasıl bir ortaklıkta anlaşacak diye…
Cevabı gayet netti a...
Pazarlık...
İrfan BATU | 7 Temmuz 2019, Pazar
Yoğun bir haftaydı geride kalan…
1974’den bu yana, ilk kez sıcak savaşın kalıntısıyla irkildik…
Düştüğü yeri yaktı, düşmediğine dua ettiğimiz yerleri korkuttu…
Her ne kadar da bir UFO görmüş köylü edasıyla karşılas...
Fakat bir salonu bulunmamaktadır...
İrfan BATU | 30 Haziran 2019, Pazar
"Kıbrıs Türk tiyatrosu, KKTC'deki tiyatro faaliyetlerine verilen ad. Günümüzde Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu çeşitli oyunlar oynamakta ve turneler düzenlemekte; fakat bir salonu bulunmamaktadır. Belediye tiyatroları, ö...