Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar İrfan BATU | 18 Ağustos 2019, Pazar

Bir sansürün hikayesi

Paylaş  
40
20
38

Sansür, tekzip şeklidir aslında...

İnsanlık tarihi kadar eski, uygarlıkların her türlüsünde, imparatorlukların her birinde sansür uygulanmıştır.

İlk kez İngiltere ve ABD, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında sansürü kaldırmış olsa da, özellikle İngiltere’de hala daha krallıkla ilgili haberlerin yayınlanması kontrol altındadır.

Demokrasinin, gelişmişliğin, uygarlığın bir göstergesidir aslında…

Yani kısacası, devletlerden devletlere değişen bir hali vardır.

Tahmin etmişsinizdir neden bahsettiğimi…

Yazmak istemedim aslında. Üzerinde çokça konuşulan, çok fazla da üzerinden popülizm yapılan, tiyatro oyunu ile ilgili konu.

Ülkemizin önde gelen tiyatro sanatçılarından biri, Yaşar Ersoy…

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda yıllarını vermiş, birçok tiyatro sanatçısının da yetişmesine büyük katkısı olmuş bir isim…

Lefkoşa Belediyesi’nin o zor dönemlerinde, tiyatronun ayakta kalabilmesi için uğraş verenlerin de başında gelen bir isim...

Sanatçı, toplumun önünde olandır. Toplumun önünü açacak, aydınlık tarafını yansıtacak, gelişimin ve özellikle özgürlüğün simgesi olacak diye bir misyon da yüklenmiştir haliyle.

Yazdıklarıyla, çizdikleriyle, oynadıklarıyla, siyasetlere, politikalara, ülkenin ekonomik ve sosyokültürel kabuğunu çatlatacak, gelişimine katkı koyacak kişilerdir.

Özgür olmalı sanatçı.

Özgürlüğü savunmalı.

Bu noktada eleştirmek lazım işte, ülke sanatçısını.

KKTC, demokratik ve laik, sosyal devlet anlayışına dayalı, kişi hak ve özgürlüklerini koruyan bir anayasaya sahip.

Her ne kadar bunların uygulanması noktasında eleştirsek de, kimsenin bu ülkede demokrasinin olmadığını, baskı ve sansürün çok ağır bir biçimde uygulandığını söylemesi çok da doğru olmaz diye düşünüyorum.

Kaldı ki, sosyal medya, özel televizyonlar ve bilmem kaç tane gazetenin olduğu bir ülkede, sansürden bahsetmek olmaz diye düşünüyorum.

Gelelim ülke sanatçısının, özeleştiri yapması gereken konuya.

İddia ediyorum, ülkemizde özellikle müzik alanında, sinema, tiyatro, resim alanlarında çok yetenekli, dünya çapında diyebileceğimiz sanatçılarımız vardır.

Peki, soruyorum, kaç tane sanat birliği var ülkemizde?

Ülkenin yasalarında, sanatı özgürleştirecek, özgürlüğünü koruyacak, her değişen hükümetle birlikte, kişilerin ya da politikaların insafına bırakmaya müsaade etmeyecek hangi yasaların çıkarılması için birlik oldular?

Ülkede hala telif hakkı yasasının olmaması, bana göre zaten, sanatın bağımsızlığına ve özgür ruhuna vurulmuş bir kelepçedir.

Yaşar Ersoy, tiyatro sanatında akla gelen ilk isimler arasındadır hiç şüphesiz.

Peki, naçizane soruyorum, sansürden dem vurmak yerine, Kültür Dairesi’nin, sanatın bağımsız ve özgür ruhuna hitap edecek bir yapıya kavuşturulması için neler yapıldı? Yapıldıysa da sonuç ortada, kaldı ki, Cumhuriyet Meclisi, sayıca çok olmasa da sanatçı milletvekillerini ağırladı. Arif Albayrak mesela.

Kültür Dairesi, TDP’nin uhdesinde bir daire olduğu dönemde, onay aldığı söylenen Yaşar Ersoy oyununun, UBP-HP döneminde kabul görmemesi zaten bir sansür değildir. Onay almadı demektir. Yani bir parti’nin, bir siyasal görüşün uhdesine verilen Devlet Tiyatroları’nın yapısı, her değişen siyasete göre değişkenlik gösterdiğinden, bu dönem de hükümet olan partilerin huyu suyuna göre yönetilecek demektir. Yapılması ve tartışılması gereken, bu yapının, sanatın ruhuna göre adapte edilmesiydi.

Kaldı ki, dost meclisinde konuşulanların, sloganımsı ifşası da, sanat alameti sayılması, tartışılması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer konu bana göre.

Ben tartışılması gerekenin, kelimelerden, sloganlardan çok, aslında sorunların çözülmesi için, neden sonuç ilişkisi içerisinde çözülmesi için uğraş verilmesi tarafındayım.

Nasıl ki, gazetelerin gazeteciler tarafından çıkarılmasını savunuyorsak, Kültür Dairesi’nin de, sanatçıların yöneteceği bir yapıya kavuşturulup, tiyatro sanatının, resim, müzik gibi sanat dallarının gelişimine, özgür ruhunun korunmasına katkı koyalım.

İyi Pazarlar dilerim.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
2
 
1
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Eylül 2019, Pazar    Macera dolu Amerika...
15 Eylül 2019, Pazar    Ne zaman yağmur yağsa, utanıyorum...
8 Eylül 2019, Pazar    Sen mühimsin, ben değil...
1 Eylül 2019, Pazar    Eylül'ü konuşalım...
25 Ağustos 2019, Pazar    İmaj da susuzluk da her şey...
14 Ağustos 2019, Çarşamba    Çetin Sadeli’nin dediğinden!
11 Ağustos 2019, Pazar    Nerde o eski biz?…
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Mantar kadar...
28 Temmuz 2019, Pazar    MOBESE'nin direkleri...
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Söz...

banner
banner
banner
banner

Macera dolu Amerika...
İrfan BATU | 22 Eylül 2019, Pazar
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Pazartesi günü New York’a gidiyor...
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dolayısıyla New York’a gidecek olan Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri ile de görüşmesi muhtemel...
Pazartesi sabah,...
Ne zaman yağmur yağsa, utanıyorum...
İrfan BATU | 15 Eylül 2019, Pazar
Neşe Karaböcek’in, unutulmaz şarkılarından bir tanesidir...
Şarkıda, bir birini aslında tanımayan, sadece bir yağmur akşamı öpüşen bir aşk hikayesi anlatılır...
Kız öpüştüğü için utanıyordur...
Kimselerin de görmed...
Sen mühimsin, ben değil...
İrfan BATU | 8 Eylül 2019, Pazar
Mutlaka her insanın hayatında unutulmaz, önemli anları vardır..
Yıllar da geçse, o günkü kadardır etkisi..
O an hisettiğini, yıllar geçse de aynı şekilde hissedersin...
Ben Pergamalıyım...
Hiç alışamadım yeni ismi...