Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Muhittin Tolga Özsağlam | 24 Haziran 2019, Pazartesi

Federal Kıbrıs-İki Devletlilik ve Maraş (Varoşa)...

Paylaş  
6
15
6

Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran tartışma konuları arasında KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın Rum lider Anastasiadis ile yaptığı yemekli görüşme ve Maraş (Varoşa) konusunda yaptığı açıklamalar yer aldı.

Özersay’ın yaptığı görüşme Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından ve birçok kişi tarafından eleştirildi. Öncelikle makamlar arasındaki gerilimin toplumsal anlamda bizlere zarar verdiğini anımsamakta yarar vardır. Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı arasında siyasal düşünce anlamda farklılıklar olsa da bir istişarenin ve bilgi paylaşımının olması elzemdir.

Siyasette özellikle son bir yılın ana tartışma konusu, federal çözüm ve iki devletlilik...  Müzakerelerin olmadığı, federal kültürün inşası için pek bir şey yapılmadığı bir dönemden geçiyoruz... Bu dönemde Türkiye her türlü çözüme varız şeklinde bir önermeyi ortaya koyuyor... Anastasiadis ise tutarsız görüşleriyle dikkat çekiyor...

UBP-HP hükümetinin ajandasında ise federal çözüm pek yok... Bunun yerine Başbakan Tatar : ‘’İki devletli çözüm modelinin gündeme gelmesi için gereken çabayı ortaya koyacağız’’ (Kıbrıs Postası, 1 Haziran) diyor.

İki devletliliği gündeme getirenlerin mülkiyet sorununu nasıl çözeceklerini de önermek zorunda olduklarını unutmamaları gerekir... 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarını da göz ardı eden bir dış politika yaklaşımının sakıncalarını anımsamakta da yarar vardır...

Başka bir deyişle kapıları kapatmadan diplomatik söylem bağlamında bir kez daha düşünmekte yarar vardır...

Çözüm için yapılması gereken...

Yukarıda da bahsettiğim üzere adamızda federal bir yapının kurulması için bir süreç şu anda yok... Yıllardır ‘’Kapsamlı Çözüm’’ yöntemiyle Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmaya çalışıldı... Bu yöntem bir anlamda yukarıdan aşağıya bir siyaset ve diplomasi tarzıdır diyebiliriz... Sonuçta bugüne kadar başarılı olunamadı...

Federal yapıların ortaya çıkışlarında diğer bir deyişle iki farklı yapının bir araya gelmeleri için işbirliği ve karşılıklı bağımlılık yapısının mevcudiyeti gereklidir... Bu bağlamda sivil toplum-hükümet dışı örgütlerin işbirliğinin ön plana çıkması federal yapıya giden sürecin başlaması için bir katalizördür...  Kısacası çözüm için şu anda siyaseten yapılması gereken iki taraf arasında ekonomik ve sosyal ilişkileri artıracak bir süreci teşvik etmektir... Bu sürecin başlatılması ve müzakerelerin eş zamanlı devam etmesi, ardından da çok taraflı diplomatik bir zirveye yol almak gerek... Ancak olası bir zirvede ve referandumda yine sonuç alınamıyorsa, ne olacağı ilgili belgelere bir senet gibi yazılmalı!

Maraş (Varoşa) konusu...

Maraş diğer adıyla Varoşa... Varoş bildiğim kadarıyla Macarca bir kelime ve Şehrin kenar mahallelerine ifade ediyor...  Büyük ihtimalle geçmişte Mağusa kentinin kenar mahallesi yani şehir dışı bölgesiydi Maraş (Varoşa)... Tarihte, portakal bahçeleriyle ve festivalleriyle de bilinen bir yerleşim yeri...

KKTC Bakanlar Kurulu geçtiğimiz hafta aldığı kararla Kapalı Maraş’ta bir envanter çalışmasının uzmanlar tarafından yapılacağını açıkladı. KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay yaptığı açıklamada Maraş’ın eski sakinlerinin ve vakıfların haklarına halel getirmeyecek bir çalışma yapacağının altını çizdi... Bu açıklama Özersay’ın Maraş’taki mülkiyet konusunun hassaslığına önem verdiğini gösteriyor, bir bakıma Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) Maraş ile ilgili davalar unutulmuyor! Ancak Başbakan Ersin Tatar’ın Maraş ile ilgili açıklamalarının Özersay’ın açıklamalarıyla uyuştuğunu söylemek zor...

İzlenen politikalara yönelik yapıcı ve düzeyli eleştirel bir konumlanmayla siyaset yapmak hepimizin görevi olmalı, yazımın başında da dediğim üzere makamlar arasındaki çatışmaları kaldıracak bir gücümüz yok... Ekonomik ve sosyal sorunlarımızın her gün arttığı hepimizin malumu... Maraş konusu da uluslararası bir boyuta sahip çetrefilli bir konu...  Bu bağlamda AİHM ve Taşınmaz Mal Komisyonu’nun rollerini de unutmamak gerek... Bu bakımdan konuya tüm kesimlerin rasyonel bir bakış açısıyla yaklaşması gereklidir...

Ortadaki gerçek şu ki, Kıbrıs’ta var olan statükoyu sürdürmek artık çok zor... Bu bağlamda yeni politikalara ihtiyaç var. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında ekonomik ve sosyal işbirliğinin başlatılmasına olanak verecek ve uluslararası alanda Kıbrıslı Türklere nefes aldıracak politikalara destek olmak, yapıcı eleştiriler ve öneriler ortaya koymak hepimizin görevi diye düşünüyorum.  

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Ekim 2019, Pazartesi    Türkiye ve diğerlerine dair algı
7 Ekim 2019, Pazartesi    Bir St. Petersburg anısı...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs Türk Solu ve çevrecilik...
23 Eylül 2019, Pazartesi    Belediyeler reformu beklerken...
16 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs'ta iki ayrı devletin sonuçlarını düşünmek!
9 Eylül 2019, Pazartesi    Mekik diplomasisi ve kısıtlı zaman!
2 Eylül 2019, Pazartesi    Toplumsallaşma noksanlığı...
26 Ağustos 2019, Pazartesi    Dünyayı yönetenler ve Kıbrıs!
19 Ağustos 2019, Pazartesi    Kıbrıslı Türklerin yok olma duygusu ve yerellik...   
5 Ağustos 2019, Pazartesi    "Üçüncü Dünyalılık" ve kendimizle yüzleşmek...

banner
banner
banner
banner
banner

Türkiye ve diğerlerine dair algı
Muhittin Tolga Özsağlam | 14 Ekim 2019, Pazartesi
Alexander Wendt kimliğin uluslararası ilişkiler disiplinindeki rolüne ilişkin çalışmalarıyla bilinir. Wendt devletlerin inşa edilen kimlik çerçevesinde “diğer devletlere ve yaşanan olaylara” karşı farklı tepkiler göst...
Bir St. Petersburg anısı...
Muhittin Tolga Özsağlam | 7 Ekim 2019, Pazartesi
Misafir öğretim üyesi olarak 2010’nun kışını St. Petersburg’ta geçirmiştim... Sert bir kış olmuştu... Özellikle Şubat ayı oldukça sert geçmişti...
Kapalı alanlar konforluydu,  ancak açık alanda ortalama eksi 30 derec...
Kıbrıs Türk Solu ve çevrecilik...
Muhittin Tolga Özsağlam | 30 Eylül 2019, Pazartesi
Geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, yeşiller ve çevreci partiler başarılı bir sonuç almışlardı.  
Almanya, Fransa, İngiltere (İskoçya-Galler), İrlanda, Finlandiya ve Belçika’da ...