Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Muhittin Tolga Özsağlam | 21 Ekim 2019, Pazartesi

Gerçekten uzaklaşma ve tepkisel hallerimiz...

Paylaş  
35
2
35

Francis Fukuyama 1992 yılında <Tarihin Sonu> kitabında liberal sistemin hem ülkelerin yönetiminde hem de uluslararası ilişkiler sisteminde egemen olacağını iddia etmişti... Yıllar geçti ve Fukuyama önce hata yaptığını kabul etti, jeopolitiğin çok ön plana çıktığını ve uluslararası alanda büyük bir rekabetin varlığına dikkat çekti.

Fukuyama geçtiğimiz yıl ise dünyada sosyalist sistemin kurulması gerektiğini ifade etti... Fukuyama’nın öngördüğü sosyalist sistem elbette yeni bir formasyonda... Fukuyama’nın dikkat çekmek istediği husus şu ki dünyanın inanılmaz derecede bir çatışma sürecine girdiğidir...

Bu noktadan bakınca Fukuyama şimdilerde haklı görünüyor, elbette çatışmanın yanında işbirlikleri de devam ediyor... Ancak jeopolitik ve stratejik yaklaşımlar daha fazla ön plana çıkmaya başlıyor...

Aktörler perende alıyor ve çok kutuplu dünya sisteminin özellikleri geçmişte olduğu gibi bugünlerde de ortaya çıkıyor...

Kıbrıs adası olarak biz de bu jeopolitik kavganın içerisinde yer alıyoruz...

Akdeniz özelinde ise kavganın merkezlerinden bir tanesiyiz...

Peki, gerçeklerimiz ve tepkisel hallerimiz bizi nereye götürüyor sorusunu sormak gerekmez mi?

Geçtiğimiz hafta inanılmaz bir süreç yaşadık toplum olarak...

Sosyal medyada olabildiğince içini dökme halleri!

Ne kadar uluslararası ilişkiler-diplomasi uzmanımız varmış da haberimiz yok dedim kendi kendime!

‘’Savaş karşıtı’’ söylemler, liberal bir tarzda sürekli vurgulandı durdu...

Yaşanan süreçlere dair verilere dayanmayan iddialı analizler ve hep görmezlikten gelinen ya da görülemeyen ‘’Atlantik Merkezinin’’ noksanlığı birçok yorumda dikkatimi çekti...

Bölgemizdeki kavganın temelinde enerji savaşının olduğu da yok sayıldı...

En son bir magazin gazetecisine odaklandık... Gündemimize onu taşıdık ve kendisini tekrardan üretip parlattık... Adını bile anmıyorum!
Dünya sisteminin vardığı nokta bir çoğu tarafından görülemiyor ya da kimisi görmezlikten geliyor... Gerçek olan şu ki, otoriterlik, düşük düzeydeki siyasetçiler ve diplomatlar dünya sistemi içerisinde kol geziyor...

Siyasal otoriterlik ve jeopolitik kavga üst düzeye çıkarken aynı anda liberalizmin sadece tüketim kültüründen ve dayattığı hizmet bedellerinden bahsetmek mümkün oluyor...

Biz ise tüm bu gerçeklerden kendimizi soyutlamış bir şekilde dünyaya bakıyoruz... Yaşadığımız küçük coğrafyada temel sorunlarımızı da unutuyoruz kimi zaman...

Tüm dünyada liberal sistemin çöküş getirdiği vurgulanırken, diğer bir deyişle insanları mutsuz ettiği belirtilirken, özelleşen eğitim ve sağlık hizmetlerine dair çok fazla söz söylediğimiz yok...

İş güvenliği olmayan insanlarımızın sayısı gün geçtikçe artıyor...

Prekarya sınıfı ise gelir bağlamında inişe geçmiş durumda...

Çalışma yaşamında performans odaklı değerlendirmeler de arka plana atılıyor, nepotizm başat konumda...

Kişisel giderlerimizin büyük bir kısmını ulaşıma harcıyoruz; araba ve yakıt giderleri...

Toplumsallaşmanın önündeki bir diğer engel de zaten bireysel ulaşım halidir...

Toplu taşıma ve trafik güvenliği için atılması gereken adımlar ise sırada bekliyor... Ve biz bunlarla da yeterince ilgilenmiyoruz...

Hezeyanlarımız ise kendimize özel...

Yapay gündemler yaratıyoruz ve yarattığımız gündemlerin peşinden koşarken Sarayönü meydanından dünyayı yöneteceğiz gibi bir hisse kapılıyoruz...

Hâlbuki sürdürülebilir bir ekonomik ve sosyal yapı için mali disiplini sağlamak adına adımlar atmayan bir siyasal yapının ve toplumun fertleriyiz...

Mali disiplini sağlamak ve sağlık ve eğitim hizmetlerinin devlet tarafından kaliteli bir şekilde sunulması için yapılacaklar ortada aslında... Tüketim sarhoşluğunu bırakmak, kıt kaynakların verimli kullanılmasını sağlamak!

Dünyanın nereye gittiğini fark ederek, sorunlarımızı unutmadan acil ve planlı bir ekonomik ve sosyal yapılanmaya ihtiyacımız olduğunu anımsarsak iyi olur sanırım...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Kasım 2019, Pazartesi    Elveda NATO!
4 Kasım 2019, Pazartesi    Nasıl bir Cumhurbaşkanı istiyoruz?
28 Ekim 2019, Pazartesi    Sert güç kullanımı ve diplomasi...
14 Ekim 2019, Pazartesi    Türkiye ve diğerlerine dair algı
7 Ekim 2019, Pazartesi    Bir St. Petersburg anısı...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs Türk Solu ve çevrecilik...
23 Eylül 2019, Pazartesi    Belediyeler reformu beklerken...
16 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs'ta iki ayrı devletin sonuçlarını düşünmek!
9 Eylül 2019, Pazartesi    Mekik diplomasisi ve kısıtlı zaman!
2 Eylül 2019, Pazartesi    Toplumsallaşma noksanlığı...

banner
banner
banner
banner

Elveda NATO!
Muhittin Tolga Özsağlam | 11 Kasım 2019, Pazartesi
Elveda Lenin filmini sanırım bir çoğunuz izlemiştir... İzlemeyenler için mutlaka izlemelerini tavsiye ederim... Yazımın başlığını yıllar önce izlediğim bu filmi anımsayarak yazdım...

Geçtiğimiz hafta, önce Fransa Cu...
Nasıl bir Cumhurbaşkanı istiyoruz?
Muhittin Tolga Özsağlam | 4 Kasım 2019, Pazartesi
Son günlerde Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin gerek siyasilerin demeçlerinde gerekse köşe yazılarında gözle görülür bir artış var...

Bir taraftan siyasiler diğer taraftan da köşe yazarları nasıl bir Cumhurbaşkanı...
Sert güç kullanımı ve diplomasi...
Muhittin Tolga Özsağlam | 28 Ekim 2019, Pazartesi
Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonuna dair diplomasi ve uzlaşı ön plana çıktı şeklinde yorumlar yapanlar gözden kaçmıyor...

Ancak yapılan yorumların sert güç kullanımını göz ardı ettiklerini söylemek yanlış ol...