Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Muhittin Tolga Özsağlam | 28 Ekim 2019, Pazartesi

Sert güç kullanımı ve diplomasi...

Paylaş  
76
20
74

Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonuna dair diplomasi ve uzlaşı ön plana çıktı şeklinde yorumlar yapanlar gözden kaçmıyor...

Ancak yapılan yorumların sert güç kullanımını göz ardı ettiklerini söylemek yanlış olmayacaktır...

Sert güç kavramı dünya tarihinde uzun bir geçmişe sahip, Machiavelli’nin sert gücü prensler üzerinden siyaset bağlamında örgütlemesiyle birlikte uluslararası ilişkiler disiplininde sert güç bilimsel bir kavram olarak ortaya çıkmıştır...

Edward H. Carr ve Hans Morgenthou’y göre de uluslararası ilişkilerin temelinde güç vardır...

Carr ve Morgenthou’nun üzerinde durdukları güç elbette sert güçtür...

Robert Keohane ve Joseph Nye ise yumuşak güç kavramını uluslararası ilişkiler sistemine kazandıranların başında gelirler diyebiliriz...

Özellikle Clinton’a danışmanlık yapan neo-liberal Joseph Nye yumuşak güç kavramını disipline katıp onu derinliğine tartışandır...

Clinton’un adı geçince aklıma geldi onun da Kıbrıslı Türk üst düzey hayranları var... Zaten yumuşak gücün de muhtevasında kendisine hayran bırakmak vardır, diğer bir deyişle zor ve baskı olmadan ulusal çıkarlarınızın başka ülkede hayat bulması anlamına gelmektedir...

Bir sonuç çıkaracak olursak günümüzde uluslararası ilişkiler disiplinindeki çalışmalarda güç kavramı ister sert isterse yumuşak mealde olsun, hala daha geçerliliğini korumaktadır... Diğer bir deyişle aktörler çeşitlense de güç mücadelesi ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri alanda devam etmektedir...

Sert güç kavramı ne kadar geçerli isterseniz örneklerle anımsayalım... 1990 Körfez Savaşını bir yana bırakalım... Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra sert güç kullanımı uluslararası ilişkilerde nasıl egemen oldu bir bakalım...

Somali, Bosna Hersek, Kosova, Irak, Afganistan, Abhazya, Güney Osetya, Mali ve en son olarak da Suriye son yıllarda sert gücün kullanıldığı bazı coğrafyalar...

Kullanılan sert gücün ardından da diplomasi ve diyaloğun devreye girdiği gözden kaçmıyor...

Bir uzlaşı veya bir ateşkes söz konusu oluyor...

Ardından ise ilgili coğrafyanın yeniden inşası veya donmuş bir çatışma ortamı...

Ancak hepsinde de sert güç kullanıldıktan sonra diplomasi ve uluslararası aktörler-kurumlar devreye daha net bir şekilde giriyor...

Dönelim yazımızın başına, Türkiye Suriye’nin kuzeydoğusuna başlattığı operasyonla birlikte ilgili bölgede sert gücünü ortaya koydu... Silahlı terörist grup ise geriye çekilmek zorunda kaldı... Ardından ise diplomasi devreye girdi, küresel aktörler ABD ve Rusya da konuya ilişkin yeni tavır geliştirdiler ve Türkiye ile konuyu diplomatik bir çerçevede ele aldılar...

Sonuç olarak Türkiye’nin sert gücünü kullanmasının ardından diplomasi devreye girdi... Başka bir deyişle, diplomatik süreç kimilerinin önermesi veya yol göstermesi üzerine bir anda ortaya çıkmadı...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Kasım 2019, Pazartesi    Elveda NATO!
4 Kasım 2019, Pazartesi    Nasıl bir Cumhurbaşkanı istiyoruz?
21 Ekim 2019, Pazartesi    Gerçekten uzaklaşma ve tepkisel hallerimiz...
14 Ekim 2019, Pazartesi    Türkiye ve diğerlerine dair algı
7 Ekim 2019, Pazartesi    Bir St. Petersburg anısı...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs Türk Solu ve çevrecilik...
23 Eylül 2019, Pazartesi    Belediyeler reformu beklerken...
16 Eylül 2019, Pazartesi    Kıbrıs'ta iki ayrı devletin sonuçlarını düşünmek!
9 Eylül 2019, Pazartesi    Mekik diplomasisi ve kısıtlı zaman!
2 Eylül 2019, Pazartesi    Toplumsallaşma noksanlığı...

banner
banner
banner
banner

Elveda NATO!
Muhittin Tolga Özsağlam | 11 Kasım 2019, Pazartesi
Elveda Lenin filmini sanırım bir çoğunuz izlemiştir... İzlemeyenler için mutlaka izlemelerini tavsiye ederim... Yazımın başlığını yıllar önce izlediğim bu filmi anımsayarak yazdım...

Geçtiğimiz hafta, önce Fransa Cu...
Nasıl bir Cumhurbaşkanı istiyoruz?
Muhittin Tolga Özsağlam | 4 Kasım 2019, Pazartesi
Son günlerde Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin gerek siyasilerin demeçlerinde gerekse köşe yazılarında gözle görülür bir artış var...

Bir taraftan siyasiler diğer taraftan da köşe yazarları nasıl bir Cumhurbaşkanı...
Gerçekten uzaklaşma ve tepkisel hallerimiz...
Muhittin Tolga Özsağlam | 21 Ekim 2019, Pazartesi
Francis Fukuyama 1992 yılında <Tarihin Sonu> kitabında liberal sistemin hem ülkelerin yönetiminde hem de uluslararası ilişkiler sisteminde egemen olacağını iddia etmişti... Yıllar geçti ve Fukuyama önce hata yap...