Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Merve YEŞİL | 3 Kasım 2019, Pazar

Öz'ün tasarımı

Paylaş  
45
21
43

Merhaba... Sevgili Kıbrıs Postası okuyucuları. İlk yazımda sizlerle buluşmanın heyecanındayım. Bu yolculuğumda sizlerle beraber olmaktan dolayı çok mutluyum. Gelin beraber keyifle sohbetimize başlayalım.

Hiç düşündünüz mü sonsuzluk ne demek?

Biz insanoğlu için; ucu bucağı olmayan, gördüğümüzden de çoğu, bildiğimizden de fazlası, sınırı olmayan demek.

Birçok kelimenin dil kurumlarına göre sahip olduğu anlamları pek önemsemeyiz çünkü nasıl işlendik, nasıl kodlandıysak öyle bilir öyle ilerleriz.

Ben de sonsuzluğun kendi alanımdaki anlamlarına değineceğim; tasarım dünyasında malzemenin sonsuzluğu.

Tasarladığımız ve tasarlamak için çabaladığımız her şey aslında tasarlanmış bir kurgunun kopyası.

Her gün yeni bir malzemenin buluşu, tasarıma entegresi konuşulup, üzerine sayısız makaleler yazılıyor. Oysa biraz öze dönsek. Tasarlanmış, gerçekliklere yönümüzü çevirsek. Küçük bir örnek verecek olursam;

Yapılan araştırmalar sonucu en az temizlik gerektiren yaprakların en pürüzlü yüzeylere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bitkilerin en temizi olan Lotus bitkisi üzerinde bir çivi yatağı gibi minik noktalar olduğu fark edilmiş. Bir toz zerresi yaprak üzerine düştüğünde, belli belirsiz bir biçimde iki yana sallanarak, bir damla su bu yaprak üzerine düştüğünde de bu kiri alıp götürüyormuş. Kendi kendini temizleyen bir özelliğe sahiptir. Bitkinin bu özelliği araştırmacılara ilham olmuş ve 5 yıl kendisini temiz tutacağı garantisi verilen dış cephe malzemesi üretilmiş.

Buna benzer sayısız örnek mevcut. Doğadan esinlenerek hayatımıza giren birçok tasarım harikası var. Bunların arasında; ayçiçeğinden esinlenerek yapılan güneş panelleri, helikopter ve yusufçuk, hızlı tren ve balıkçıl kuşlar, sonar sistem ve yunuslar diyerek liste uzar gider. Demek istediğim biraz daha öze dönmemiz.

Gelecek tüm güzel günler, tüm muhteşem icatlar ya da bilmediğimiz her şey için gözlerimizi ufka dikip beklemek yerine biraz kendimize dönsek. Ağaçları izleyip, kuşları dinleyip, çiçekleri koklasak. Hayatın tüm formülü doğada, bedenimizin, benliğimizin tüm formülünde kendi içimizde gizlidir.

Doğduğumuzda mükemmel bir donanımla dünyaya geliriz. Çocukluğumuzda kendimize dair daha çok şey bilir, kendimizi daha çok tanırız.

Büyüdükçe koşar adım uzaklaştık kendimizden. Daha çok şey öğrenmem lazım, bilgilenmem lazım diyerek olmadık yerlere koştuk. Oysa yanı başımızdaki kılavuza bakmak hiç aklımıza gelmedi.

Otur ve kılavuzunu al eline, gözlerini uzaklardan çek! Yanındaki ağaca bak, gör, hisset. Koşar adım gittiğin diyarlardan dön binlerce yıllık tarihine dokun. O, ham hepimizin bildiği sarı taşlara dokun.

Taş kalıcılığı temsil eder, kalıcılık da önemi yansıtır.

Bu ada bir geçiş noktası, hayatlarımızda bir durak, hayata bizi hazırlayan sırtımızı sıvazlayan bir anne, baba; tüm alışılmış ada kültürlerine aykırı bir duruşu var.

Kıbrıs sadece turizm odaklı bir ada değil:

Yaşayana yuva, anlayana kılavuz, okuyana kitap ve kendini buraya adayanlara da bir tapınak olmuş,kimselerin işgal etmesine izin vermediği.

Taşın yaşattığı bu kalıcılık hissi bizi yaşadığımız yere daha çok bağlıyor.

Tasarıma giriş tam da bu noktada başlar. Bir projeye başlarken esas sorumuz “ne hissettirmek istiyorum” dur.

Kitaplarda olmayan ama dilimizden düşmeyen, tasarımın ilk kuralıdır bu.

Tasarım olan her şey düşünülmüşlük hissi verir, insana kendini özel hissettirir, kıymetli olduğu algısını uyandırır.

Bir insanla girdiğimiz iletişimde karşı tarafa ne hissettirdiğimiz ya da bizim ne hissettiğimizi pek de önemsemez, durup sorgulamayız. Ama tasarlanmış her şey hislerimizi ön planda tutar. Bir ağaç dalından tut da bir dalgıç kıyafetine kadar... Hadi hep beraber bizlerde hayatlarımızı tasarlayalım. Ne hissettiğimizi, karşımızdakilere neler hissettirdiğimizi durup biraz düşünelim.

Kelimenin gücünün yanında renklerin uyumu, bir küçük dokunuşun yanında yumuşak dokulu bir koltuk; bir gülümsemeye karşılık bizi hayallere daldıran tablolar...

Günlük hayat ve tasarım dünyasının iç içeliği bizi kendi içimize döndürmede oldukça eğlenceli bir yol çiziyor. Tasarımın sonsuz dünyası ile hayatın sonsuz seçeneklerini aynı potada eriterek yolunuzu çizmeniz dileğiyle...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
1
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
4 Kasım 2019, Pazartesi
Nevin Urhan         -

4 Kasım 2019, Pazartesi
        - Istanbul

4 Kasım 2019, Pazartesi
Nevin Urhan         -

YAZARIN SON 10 YAZISI
10 Kasım 2019, Pazar    Alışkanlıklarımız

banner
banner
banner
banner

Alışkanlıklarımız
Merve YEŞİL | 10 Kasım 2019, Pazar
Biraz alışılmışın dışına çıksak, aralasak pencerelerimizi, gülümsememizi esirgemesek tanımadığımız insanlardan.

Ne zor geliyor değil mi kulağa?

Aslında alışkanlıklarımız bizim yok oluşumuz oldu. Hayatımızın merkezin...