Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 4 Mart 2018, Pazar

Akıncı ağız değiştirdi, istifa etsin...

Paylaş  
26
13
21

Geçen gün güneyde çalışan bir dostumla karşılaştık. Sayın Akıncı’yı seçim döneminde iştiyakla desteklemiş! Ben desteklemediydim, ne yalan söyleyeyim? Kişi olarak çok sevmeme, dostu olmama, geçmişte biz hükümette iken bize yaptığı eleştirileri beğendiğimi ilan eden yazılar yazmama rağmen! Neden mi? Verdiği vaatleri yapabileceğine inanmadığımdan! Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde, “Maraş’ı verelim, Ercan’ı açalım” sloganının mümkün olmadığını, dolayısıyla boş lâf olduğunu, bir danışmanı aracılığıyla kanıtları ile birlikte kendisine bildirdiğim halde, o söylemde ısrar etmiş olması dolayısıyla, desteklemedim… Aleyhine bir şey yazmadım, dostluğumuz adına ama gidip oy da vermedim.

O heyecanlı destekçisi, geçen akşam, bağırıyordu: “ Bu halkın %65’inden çözüm yapacam diye oy aldı, şimdi ağız değiştiriyor! İstifa etsin!” Yüzdelikten şüpheliyim… Ama öte yandan, seçim kampanyası ağzıyla boş vaadler vermenin, işin sonunu hayra çıkarmamasını anlatması bakımından, bu güzel bir örnektir! Bu tiplerin oyuna tamah ettiğinden bizi dinlememişti oysa…

Sevgili dostuma, “O %65 destek aldı diyorsun da acaba sen kaç kişiyi temsil ediyorsun?” demedim… Çoktandır görüşmüyorduk, kırmak istemedim ama “ Karşısındaki adam anlaşmak için, teslimiyet talep ediyorsa, nasıl anlaşsın?” demeden de duramadım.

Talât zamanında da Girne’deki bir sohbet esnasında aynı suçlamayla kendim karşı karşıya kalınca, muhatabıma “Vallahi sen Leymosun’a Arnavut Mahallesi’ne dönmeye hazırsan, söyle, bu akşam hemen anlaşıverelim” dediydim… Hallendi tabii! Mehmet Ali’nin kel ve şişman olduğunu söyleyip, gitti… Girne’deki hama hummayı mı bırakacak, adam?

Diyeceğim, KKTC dışında çalışan bu dostum da bana anlattı ki: Rum dostları çözüm istiyorlarmış! Yalnız biz Türkler unutmamalıymışız ki 1963 Aralık’ta, biz devlete karşı isyan etmişmişiz! Yüzümüzden suratımızdan utanmadan, bir de savaşıp “devleti” yenmişmişiz! Ne kadar ayıp?! O bakımdan, bizim Kıbrıs Cumhuriyeti devleti kuruluş anlaşmasında yazılı olan haklardan söz etmemiz, akla aykırı imiş…

“ Bre çorbacı,” diyemedim; Urumoğlu karşımda değil… “ 1963’te senin patronların, o kuruluş anlaşmasında bize verilmiş hakları fazla bulduklarından, onları ortadan kaldırmak için üstümüze geldiler, biz de anayasayı değiştirtmemek üzere direndik, savaş çıktı! Sıradan biz azınlık olmamız teklif ediliyordu, vuruştuk! Senin devlet, sıradan azınlık dediği adamları yenemedi! Şimdi yenemediğiniz için mi o hakları terk edelim? Anan güzel mi?”

Tarih, böyle yaşandı ama! Ne yapalım?

 “Kıbrıslıelen” ahbaplarımız,  demekteymişler ki:

“ Ha siz bütün o hakları kaybettiniz, çünkü isyan çıkarıp, memleketi böldünüz! Şimdi AB müktesebatı çerçevesinde, kişisel haklarınız garanti, halk olarak değil ve olamaz ama birey olarak eşit haklarla Avrupalı olmak istemiyorsunuz? Buyrun anlaşalım…”

Yani diyor ki: “Herhangi bir dükkânın ya da  belediye otobüslerinin kapısına ‘Köpeklerle Türkler giremez’ yazmayacağız, söz! Daha ne istersiniz? Belânızı?”

Bu görüş yeni, gizli ve endemik değildir, haberiniz olsun! Ne ilk defa duyduk, ne de “küçük biz azınlığın” fikridir! Tabii buna “Anan güzel olsa ve bunu bize kanıtlasa da başına geldiği ile kalır be badriodi… 1959’dan beri bu ayni görüşle savaş çıkarıp, bizi altmış sene uğraştırdıktan ve her defasında da yenildikten sonra, sanki de sen kazanmışsın gibi, kendi iddianı bana dayatmaya kalkma da geç insan gibi düşünmeye çalış…” diye yanıt veremedim! Çorbacı karşımda değil! Ne çare?

Akıncı, söz verdi (boş sözdü çünkü kendine bağlı değil, karşı tarafın inisiyatifindeydi) şimdi yapamıyor, istifa etsin! Endaksi gumbare… Etsin, Leymosona çekilsin… Kubbeli Çeşme’yi da yıktılar ama idare etsin, ne yapalım?

Da peki ama bu yukarıdaki Rum görüşünü kabul ediyor muyuz? Ki gelecek olan anlaşsın?

Kabul edenler, adlarını da gizlemeden ama bu sütunun altına yazabilirler… Bu teklifi, kabul edelim mi? Etmeyelim mi? Lâf kalabalığını bir tarafa bırakın! Akıncı’nın kabul edemediği de budur…

“Teslim olalım da savaş çıkmasın!” diyenler, elini kaldırsın…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
42
 
2
 
5
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
5 Mart 2018, Pazartesi
İsmail tekbeş         - Lşa
sn akıncı kendisini senfoni orkestrasına ve müziğe adadı, boş durmaktan iyidir

5 Mart 2018, Pazartesi
MEMET ZEKI         - LONDRA
DR.AKINCI HALA EMPATI YAPAR.RUMUN SILAHLANMASINI GORMEZ.ROMANTIK ADAM.ANASTASIADESI OZLER.

YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Eylül 2018, Pazartesi    Ortalamayı hazzetmem
10 Eylül 2018, Pazartesi    Rakkam da konuşalım da yabana gitmesin...
3 Eylül 2018, Pazartesi    Tek yol...
1 Eylül 2018, Cumartesi    Kıssadan hisse…
30 Ağustos 2018, Perşembe    YAZAMIYORUM…
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Şehr-i Sitanbul
3 Ağustos 2018, Cuma    Gene garanti meselesi…
28 Temmuz 2018, Cumartesi    Atını seven kovboy...
23 Temmuz 2018, Pazartesi    Bütün Kabahat Türkiye'de...
21 Temmuz 2018, Cumartesi    Bu da 20 Temmuz yazısı…

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Ortalamayı hazzetmem
Doç. Dr. N. BERATLI | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Ortalamayı hazzetmem
Sosyal medya alanında Lapsana Mulla “nick name”i ile bilinen bir arkadaşım var! İngilizce yazmamın kusuruna bakmayın, o mecranın ruhunu aktarmak için yapıyorum. Türk herifle, Türk kevaşe birbirle...
Rakkam da konuşalım da yabana gitmesin...
Doç. Dr. N. BERATLI | 10 Eylül 2018, Pazartesi
Geçen gün çıkan Tek Yol, başlıklı yazıya gelen eleştiri notları arasında, Kerem Alsakal’ın yazdığı en anlamlısıydı. “ Bekliyordum ki” diyor sayın Alsakal, “ Avrupa Ülkeleri ile alım gücümüzü, refah seviyemizi de kıyas...
Tek yol...
Doç. Dr. N. BERATLI | 3 Eylül 2018, Pazartesi
Ben kategorik olarak, Kıbrıs Sorunu’nun bir federasyonla çözülmesi gerektiğine inanırım. İki nedenden:

Öncelikle bu kadar küçük bir memleketin ikiye bölünmesinin iki tarafta da ekonomik verimliliği olmayacağına ina...